15 Temmuz Kıymeti Bilinmeyen Zafer!

1.
Çokca kullandığım bir cümle vardır:
Medeniyetler kavramlarla yıkılır, kavramlarla kurulur.
Bizler yıkılmış ya da İngiliz Tarihçisi Tonybee’ye göre durdurulmuş bir medeniyetin insanlarıyız.
Medeniyetimiz ıkılmış olsa da, durdurulmuş olsa da kavramlar açısından değişen bir durum yok...
Çünkü kavramlarımızın içi boşaltılmış...
Yeni bir medeniyet yürüyüşüne başlarken kavramlarımızı yeniden inşa etmek, yeniden ihya etmek ve içini mutlaka doldurmak zorundayız.
Bu gereklilik, ortak bir dil ve gönül birliği oluşturmak için şarttır...
*
2.
Türkler Müslüman olduktan sonra, içlerindeki tüm etnik unsurlarla birlikte, neredeyse bütün savaşlarını, bütün yürüyüşlerini ilayı kelimetullah/ Allah’ın cc kelimesini yüceltmek, yükseltmek, İslamın sancağını burçlara dikmek için yapmışlardır.
Bütün etnik unsurlarıyla birlikte, Müslüman Türklerin, elbet bütün Müslümanların bu yürüyüş sırasında yaptıkları savaşlarda, Müslümanlar esas olarak ahirete yönelik iki önemli rütbe ile ödüllendirilmektedirler.
Bunlardan ilki gazilik, ikincisi ise şehadettir.
Şehadet, bir Müslümanın ahirete götüreceği ve Allah’ın cc rızasını kazanacağı en büyük rütbe olsa da, esas olarak, savaşların zaferle sonuçlanması için öne çıkacak olan rütbe gaziliktir.
Ve maalesef kavram kargaşası tam da burada başlamaktadır.
Aslında gazi rütbesi ya da gazi ünvanı gazaya/ Allah cc için savaşa/ muharebeye/ çatışmaya katılan herkese verilen rütbedir, ünvandır.
Maalesef, kavramların içini boşaltmış olmamız nedeniyle, 15 Temmuzda milletçe kazanılan muhteşem zaferde gazi ünvanı sadece yaralananlara verilmiştir.
Oysa o gece sokağa çıkan, kurşunlara hedef olan her insanımız kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla gerçek birer gazidir.
Şehadet ise, Allah cc için yapılan savaşta ölen/ öldürülen her insanın kazandığı rütbedir.
İlk bakışta şehadette bir kavram kargaşası yok gibidir.
Aslında ülkemizde kavram kargaşasının en fazla olduğu alan, şehadet alanıdır.
Yine 15 Temmuz Zaferinde şehadet alanındaki kavram kargaşası en acı biçimde karşımıza çıkmaktadır.
Nasıl mı?
O gece şehit olan insanlarımızın şehadetlerini demokrasiye bağlayarak, şehadeti demokrasi ile yanyana getirerek oluşturulmaktadır bu kavram kargaşası...
O gece asker, polis, sivil şehit olan her insanımız vatan savunması için, vatanı işgalden kurtarmak için şehit olmuşlardır.
Şehit olan hiçbir insanımızın ne sokağa çıkarken, ne jetlere yumruk sallarken, ne tanklara göğüs gererken kafalarında ve gönüllerinde asla demokrasi yoktur.
Çok kullanılan cümle gereği, ‘mesele vatansa, gerisi teferrüat’ dendiği gibi; mesele vatan olduğunda demokrasi teferrüat olmaktadır.
Fakat, kimileri ya cehaletlerinden ki bu büyük bir ihtimaldir ya da kasıtlı olarak 15 Temmuz Şehitlerimiz için ısrarla ‘demokrasi şehitleri’ ifadesini kullanmaktadır.
Bu ifade gerçekten şehadet kavramının içini boşaltmakta, şehadeti basitleştirmekte, ağırlığını azaltmakta ve iyice hafifletmektedir.
Eğer, bir adanmışlık gereği ölenler şehit oluyorlarsa, o zaman karşımıza kapitalizmin, komunizmin, budizmin ila ahir şehitleri de çıkacaktır.
Oysa şehadet İslami bir kavramdır ve şehadet Allah için çarpışan Müslümanlara verilen manevi bir rütbe, manevi bir ünvandır.
Bu bakımdan şehadet kavramını İslam’ın çizdiği çerçeve dışında hiçbir izm veya yönetim biçimi için kullanamayız, kullanmamalıyız.
Çünkü İslamda esas olan yönetim biçimi değildir.
Devletin bu konuya mutlaka el atması ve şehadet kavramını mutlaka koruması gerekir.
Aksi halde, insanlarımızı içi boşaltılmış kavramlarla kutsal davalara çağıramayız.
*
3.
15 Temmuz, o güne kadar milletçe yaşadığımız bütün darbelerlerden, (27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat) çok farklıdır.
15 Temmuz, kelimenin tam anlamıyla bir işgal girişimidir.
Görünürde FETÖ eliyle gerçekleştirilmeye çalışılan, bir CİA işgal girişimi...
Ve bu işgal girişimini, elbet güvenlik güçlerimizin de içinde bulunduğu, bu milletin topyekun direnişi önlemiştir.
Ne bu işgal girişiminin ne de böylesi topyekun bir direnişin insanlık tarihinde bir benzerini bulmak çok zordur.
Bu bakımdan 15 Temmuza darbe demek, bu milletin zaferini küçültmek anlamına gelir.
Evet, 15 Temmuz bir işgal girişimidir ve bunun adı da mutlaka doğru konmalıdır.
Dilimizin ne kadar derinliğini kaybettiğini göstermesi bakımından, medyanın sıkça kullandığı bir ifadeyi de bu arada dile getirmek ve düzeltmek istiyorum.
Hain darbe girişimi!
Hain terör saldırısı!
Darbe girişiminin veya terör saldırısının hain olmayanı yani ihanet içermiyeni olur mu?
Olmaz!
Darbecinin ya da teröristin hain olmayanı olur mu?
Elbette olmaz!
Muhteşem bir medeniyetin dili bu kadar kötü kullanılır mı?
Bir ülkenin medyası bu kadar cahil ya da dili kullanırken bu kadar özensiz olur mu?
Buna devletin ilgili kurumları hiç müdahale etmezler mi?
Sadece seyirci mi kalırlar?
*
4.
Ve 15 Temmuz Zaferinin kutlaması!
Sosyal medyaya yansıyan haberler doğruysa, 15 Temmuz Zaferi konserle kutlanacakmış!
Böyle bir zafer kutlaması olur mu?
Böyle bir kutlamada şehitlerin ruhu, şehit yakınlarının gönülleri incinmez mi?
O gecenin yaralılarının ve tüm gazilerinin yürekleri sızlamaz mı?
Bu tür zafer kutlamalarıyla, bizi yönetenler, içimizdeki Bizans Çocuklarının kendilerinden razı olacağını mı sanıyorlar?
O Bizans Çocukları ki, 15 Temmuzu hala kontrollü bir darbe olarak nitelerken, nasıl olacak da bizi yönetenlerden razı olacaklardır, bileniniz var mı?
O Güzel Nebi’nin ifadesiyle, onların girdiği keler deliğinden girmedikçe, Bizansın Çocukları bizi yönetenlerden asla razı olmazlar, olamazlar.
Kimler mi Bizansın Çocukları?
Zulüm 1453’de başladı diyenler...
Biz 145 yıldır demokrasi mücadelesi veriyoruz diyenler...
Bizim bütün mücadelemiz İslam ile diyenler...
Ben geberdiğimde sala okunmasın diyenler...
*
5.
Ve 15 Temmuz zaferini kazanan milletin dediği şu:
‘Bizim salalarla kazandığımız zaferi Sıla’larla kutlayamazsınız...’
Kutlayacak olursanız ne mi olur?
Bundan böyle bu millet sizi Sıla’lardan farklı görmez ve bir türlü almadığınız mesajın nasıl alınacağını kendi usulüyle bir kere daha gösterir.
Bizi yönetenler bilmelidir ki:
Bu milletin varlığı kendilerine değil, vatana armağandır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3191/15-temmuz-kiymeti-bilinmeyen-zafer.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar