İstanbul Sözleşmesi

Kapılar varken bacadan girmeyi hiç sevmem.

...

Son günlerde “İstanbul Sözleşmesi” gündemden düşmüyor.

Politik hırçınlıklar işin içerisine karışınca da neredeyse birbirimizi “hain” ilan edeceğiz. Durduk yerde bu kadar celallenmeyi ben şahsen kavrayamadım. Sanki Avrupa Birliği Uyum Yasaları’nın bu ülkeden gelip geçtiğini bilmiyoruz.

6284 sayılı kanun tüm partilerin ittifakı ile meclis gündeminden jet hızı ile geçtiğini de hatırlamış olalım. Demek ki iki şeyde birleşiyoruz. Birisi Avrupalı olmak, diğeri de Mustafa Kemalcilik de...Tencere dibin kara, senin ki benden kara! Bu arada zeytinyağı gibi üste çıkan tek Saadet Partisi. Mecliste üyesi olmadığından sözleşmede imzası yok.

Ama zamanında başka şeyleri imzalamış.

Hatırlıyorum, Rahşan affı esnasında “Yenilikçiler” denilen bu günkü kadro affa parmak kaldırmayıp diğerleri kaldırınca sormuştum. Bu kadar katilin, vebalını nasıl üzerinize alıyorsunuz? Babasını öldüreni sen nasıl affedersin?

Gurup kararı mecburen parmak kaldırdık dediler.

Demek ki siyaset ferman dinlemiyor...

....

Senin hatan benim hatam sonunda aynı yere geliriz.

Avrupa Birliğine alacaklar diye neredeyse davullu zurnalı bayram havası estirdik.

Kanatlandık uçuyorduk sevincimizden.

Ama bir türlü olmadı.

...

İmza at attık, soyun soyunduk, yat yattık, kalka kalktık.

Olmadı olmadı... Dediler ki, sizi kabul edebilmemiz için, Müslümanlığınızı bırakın, eteğinizi de çıkarın da öyle gelin. Biz de ne yaptık? “Dinler Arası Diyalog” dedik, kadın etkinliği dedik, ne alt kaldı ne de üst kaldı... Ekranlar çıplak kadınlarla doldu taştı.

Yazık ki ne yazık ki yine de almadılar!...

...

İşte bu işler bir iki günlük mesele değil.

Sürekli faturayı iktidara çıkarmanın da anlamı yok.

Aile düzeni evvela zihinde doğar, kendi evini düzeltir sonra da sokağa çıkarsın.

Evinin içerisi Fransızlaşmış ise İstanbul sözleşmesinden sana ne?

...

Bak ve dikkat et!

Bu ülkede Cumhuriyet kurulduğundan beri laiklik uygulanıyor.

Yani, din ayrı dünya ayrı...

İslam’ı dünyadan ayırdığınızda geriye posası kalıyor.

Buna da batılılar ailede “kadın etkinliği” diyorlar.

“Kadının erkeğe karşı erkeğin de kadına karşı sorumlulukları vardır” ayetini bu işin içine katmayınca söz hakkı doğrudan kadına geçiyor. Erkek kadının bir nevi hademesi...

Laiklik, çağdaşlık, Atatürkçülük... Sür gitsin...

Şimdi sorabiliriz, bunlara ne kadar karşıyız?

...

İstanbul'a başkan seçilecek üstadımız Binalı Yıldırım, sanki ondan fatiha bekleyen varmış gibisinden Anıtkabir'e kadar giderek fatihasını okumak suretiyle bağlılığını bildirdi.

Bahçeli’nin de amentüsündeki birinci maddesi Atatürkçülük değil midir?

Reis de ara sıra, “Uydum imama er kişi niyetine” diyor.

CHP ile şürekası malum.

Mustafa Kemal’i hem hafız hem de Seyyit yapan Haydar Başçılar da var.

Geriye sen ve ben kaldık.

...

Atamız bu millette Batı medeniyetini önermedi mi?

İnkılapları boşuna mı yaptı?

...

Dedim ya, bacadan girmeyi hiç sevmem.

Ne hikmetse, işin başı laiklik değil de İstanbul sözleşmesine takmak bana biraz da iktidarı yıpratmaya yönelik propaganda gibi geliyor. Hani derler ya, eşeğin palanına vuruyorsun hemşerim. Evvela şu palanı bir çıkaralım da eşeğe vurduğumuz anlaşılsın.

Meclis komisyonu neyi değiştirecek?

Gazı mı alacak sazı mı çalacak?

Nafaka, boşanma onlar kolay.

Üstelik hiçbirisi İstanbul sözleşmesi demek değildir.

Evvela kafa yapısı değişecek.

...

Asıl sözleşme Lozan değil mi? “Lozan feshedilsin, yapılan inkılaplar ülkelerine geri gönderilsin” diye bir pankart açanımız var mı? Aksine, emperyalizmin sömürü maddesi olan demokrasiyi sakız gibi çiğnemeye alıştık. Irak'ı yağmalayan bu iki yüzlüyü, sahtekarı, dolandırıcıyı sevdik, boynumuza astık..

Hem de demokrasi şehitlerimiz de var!

...

Daldan dala sanki ne yaptığımızı bilmiyoruz.

İstanbul sözleşmesine gelinceye kadar yamalı bohçaya çevirdiğimiz hukuk düzenimiz var. İsviçre medeni kanunu Katolik kilisesinin kuralları demektir.

Bakın bakalım, bu ithal kanunda süt kardeş ile evlenme yasağını görebilir misiniz?

Keza faşist İtalya’dan ithal ettiğimiz ceza hukuku da öyle.

...

Devenin neresi eğri?

Neresi doğru ki!

Bana kalırsa kapı varken bacadan girmeyelim.

En azından cehaletimize delalet olur... 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3178/istanbul-sozlesmesi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar