MAÂRİF DÂVÂMIZ-4

Eğitim; öğretmen, öğrenci, sistem, aile ve çevre bileşenlerinden oluşan bir değişim/gelişim sürecidir. Bu bileşenlerin her biri önemli olmakla birlikte süreci yöneten büyük oranda öğretmendir. İyi yetişmemiş öğretmenlerin istihdam edildiği eğitim süreçleri, diğer bileşenler mükemmel olsa dahi istenen başarıyı sağlayamaz. Aslında ülkemizde de durum budur. Fakat siyasetin belirlediği bir alan/paydaş olması hasebiyle nitelikli öğretmen/lik konusu pek çok zaman ötelenmektedir. İdeolojik yanını bir tarafa bırakırsak Köy Enstitülerini başarılı kılan sebebin iyi yetişmiş öğretmen olduğunu rahatlıkla görürüz.
Öğretmen yetiştirme ve atama işlemlerinin düzene konması yani taraftarlık düşüncelerinden arındırılarak liyâkat esasına ve pedagojik kriterlere dayandırılması eğitim sorununun çözümünde ilk adım olacaktır. Öğretmen adayı yetiştiren fakültelerin taban puandan tutun da staj uygulamalarına kadar birçok hususu yeniden yapılandırması gerekmektedir. Ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili maddeleri ile 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 3. kısmında ele alınan öğretmenlik mesleği ile ilgili hususların tekrar ele alınması gerekmektedir. Burada iyi bir girişim olarak 2017-2023 yıllarını kapsayan Öğretmen Strateji Belgesi’ni zikretmeliyiz. Teorik düzeyde etrafını câmi ağyarını mâni olan bu tür girişimler ne yazık ki her bakan değişiklinden sonra tedavülden kaldırılmak suretiyle bir hayal kırıklığı oluşturmaktadır. Burada parantez arası olarak, özlük haklarına müteallik bir durum olması hasebiyle verilen sözlerin tutulamayışının da öğretmenlerde motivasyon kaybına sebep olduğunu belirtmekte yarar vardır. 3600 ek gösterge meselesi bunun en son örneği olarak zikredilebilir. Devlet memurluğu ile ilgili mevzuatın kolay kolay esnetilemeyen ve memuru her halükarda korumaya alan yapısı işi daha da zorlaştırmaktadır. Öğretmenlik yapamayacak durumda olan pek çok kişi ne yazık ki bu mevzuat yüzünden öğretmenliğini sürdürebilmektedir. Davranış bozukluğu olan ve hatta daha kötüsü şizofrenik veya depresif sorunlar yaşayan pek çok kişi ne yazık ki öğretmenliğe devam edebilmektedir. Eğitimimiz kendini mesleğine adamış fedakâr öğretmenlerin sırtında yarınlara doğru yürümektedir. Fakat, gerek sistemin zorlaştırıcı uygulamaları gerekse çevrenin olumsuzlukları ve velilerin konuya duyarsız oluşu işi her geçen gün daha içinden çıkılmaz bir hale getirmektedir. Mevzuatın abartılı tekrarları, müfredata eklenen yeni moda uygulamalar, işgüzarlık olarak ortaya atılan yarışmalar, öğrenci ve öğretmenleri bıktıran yerel etkinlikler ve daha pek çok şey bu adanmış öğretmenleri fazlaca yormakta ve motivasyonlarını da olumsuz etkilemektedir. Öğretmenden sistemin istediği akademik başarı, idarenin istediği akademik başarı artı okula uyum ve düzen, ailenin istediği iyi bir üniversite, kendisinin istediği de ahlaklı bir birey olunca ve fakat bu isteklere paralel bir destek de bulamayınca eğitim süreci kilitlenip kalmaktadır. Tüm bu olumsuzluklar içinde biz, Amerikalı yazar W. Arthur Ward’ın “vasat öğretmen anlatır, iyi öğretmen açıklar, usta öğretmen gösterir ve büyük öğretmen ilham verir” özlü sözünü mevcut muallim kadrolarımıza uygulayarak sonucu görmek istiyoruz. Öğretmenliğin meslek olmaktan çok bir sanat olduğu idealist tanımlamasını realist gerçekliğimize tercih ediyoruz. Okul yönetimlerinin en küçük bir sıkıntıda medyanın önüne atmaktan çekinmediği öğretmen sahipsizlik hissiyle varsa eğer aşkını da yitiriyor. Tatilleri kıskançlık sebebi olan öğretmenlik en çok eleştirilen meslek olarak önümüzde duruyor. Toplumsal çıktısı hemen görülemediği için iş yapmadan para alan bir insan kütlesi gibi algılanan öğretmenlik aynı zamanda en çok istenen meslek gurubu olarak varlığını sürdürüyor. Antik Yunan’da çocuk bakıcılığı kölelere verilen bir işken modern dönemde de öğretmenlik eğitimli bakıcılık gibi algılanır olmuştur. Ne yazık ki öğretmenlik mesleğinin haysiyeti ve saygınlığı kalmamıştır.
Bu olumsuz tablo içinde yine de öğretmen, Cemil Meriç’in dediği gibi, “…meçhulün savaşçısıdır, insan denen meçhulün ruh mimarıdır.” Büyük İskender de, “babam beni gökten yere indirdi. Hocam ise yerden göğe yükseltti.” diyerek onun değerine işaret etmiştir. Yazımıza Müslüman dünya olarak çokça ihmal ettiğimiz bir hususa vurgu yapan Hz. Muhammed’in sözüyle son verelim, “ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen ya da seven ol, sakın beşincisi olma helak olursun.” Müslüman dünyanın modern zamanlardaki helak oluşunun sebebi ne ola ki?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3163/marif-dvmiz-4.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

ramazan sönmez
01.07.2019 23:29
eğitim konusunda el feneri olabilecek yazılar, ufkumuzu aydınlatacak ilkeler, aşkımızı ve şevkimizi arttıracak, zorlukları gösterecek paradokslar. sanırım maarif davamız yazılarınızda hepsinden demet demet var. keşke birileri ufuk vizyon sahibi insanları keşfetse de bazı şeyler değişse. malesef bu konularda ne tecrübe ne de yılların birikimine değer veren yapılar ve insanların sayısı oldukça az. inşallah bu yazılar maarif davamıza hem katkısı olur hem de gereken değer verilir. Kaleminiz kuvvetli, yüreğiniz cesur olsun.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar