Bir Seçimin Arkasından

Millet İttifakının adayı İmamoğlu mazbatasını alarak makamına oturdu. Çıkan sonuçlar seçimin galipleri tarafından da kaybedenler tarafından da değerlendirilecektir.

Bizde -hata yaptım- demek zordur. Hiç kimse ayranım ekşi demez. Hata yaptım diyen de bunu tevazu görüntüsü vermek için yapar.

İlk defa bir seçimde hukuk bu kadar açıktan çiğnendi, devletin ajansı ile  televizyonu  Öcalan kardeşleri ekrana çıkararak mesajlarına aracılık ettiler. Muhalefetin çıkamadığı devlet televizyonu, bu ülkeye tarihin en büyük zararını vermiş örgüt liderine ekranlarını açtı.

Buna vesile olanların aynı gün haklarında yasal işlem yapılması gerekirdi, tam aksine  Cumhurbaşkanı  TRT çalışanlarına sahip çıktı. Bank Asya'ya elli kuruş yatıranın kendini cezaevinde bulduğu bir ülkede  Osman Öcalan'a devlet televizyonunun açılmasına  -İYİ parti hariç- hiç bir parti ve çevre doğru dürüst tepki göstermedi.

Bugün bu suçlar bazılarının yanına kar kalabilir, ama bu milletin 5 bin yıllık bir devlet tecrübesi ve hafızası vardır. Bunları kaydeder er geç hesabını sorar. Zaten bu hesabı sormayan devlet, devlet değildir.

Osman Öcalan'ın kırmızı bültenle arandığını bilmemek mazeret değildir, kimse bilmiyorum diyerek sorumluluktan kurtulamaz.  Osman Öcalan'ın eli kanlı bir terörist olduğunu, elinde yüzlerce askerimizin- polisimizin kanının bulunduğunu bu ülkede kundaktaki bebekler bile biliyor. Onu televizyona çıkaranlar da biliyordu. Bile bile suç işlediler, niçin?  İstanbul belediyesini kazanmak için. Yani seçim kazanmak Türkiye'nin birliğinden daha önemli hale gelmiştir.

Seçim sonuçlarını herkes değerlendiriyor ama çoğu sorumluların etrafında dolanıyor. AK partinin bir muhasebe yapacağına inananlar yanılıyor. Çünkü AKP'yi yanılması, hata yapması mümkün olmayan la yüsel insanlar yönetiyor. Bir iki suçlu bulunarak aynı çizgi devam edecektir. Zaten Cumhurbaşkanı da bunun ipuçlarını verdi, AKP'nin bütünleştirici, kucaklayıcı, barıştırıcı bir parti olduğunu söyledi, peki muhalefeti Rum, Pontus,Yunan,Sisi olarak niteleyen kimdi?

Seçimin sonuçlarını tayin eden faktörlerden biri Sn Cumhurbaşkanının kullandığı dildir. Vatandaşı İmamoğlu'na oy vermeye yönlendiren hususların başında bu dilin oluşturduğu rahatsızlık yatıyor. Buna millet ittifakının doğru adayı seçmesi ve her sandığa müşahit vermesinin  etkilerini de eklemek gerekir. Muhalefetin sandıklarda bulunmadığı bir çok yerde  mükerrer oy kullanıldığı bilinen bir gerçek. İstanbul seçimlerinde bu yapılamadı.

Öcalan kardeşlerin seçime dahil edilmesi de sonuçlara etki eden unsurlardan biriydi. MHP seçmeninin bir kısmı sandığa gitmedi, küçük bir kısmı da İmamoğlu'na oy kullandı.

Sonucu tayin eden unsurlardan biri de Akşener faktörüydü. MHP lideri mitilini Ankara'ya sererken o mitilini İstanbul'a  serip günde 2-3 miting yaparak  alınan başarının en önemli aktörlerinden biri oldu. Ancak İYİ parti hala il teşkilatları düzeyinde çok zayıf bir parti, öyle veya böyle Türkiye 2020'nin başından itibaren -erken seçimi- konuşacaktır. Buna teşkilat düzeyinde hazırlıklı olmak gerekir. Akşener'in Türk  demokrasisine bir katkısı da -yeni parti ve liderlerin- yolunu açmasıdır. Onca saldırıya,iftiraya, engellemeye rağmen ayakta kalması ve üstelik küçümsenmeyecek bir başarı elde etmesi - bugün yeni parti- teşebbüsünde olanların da cesaretlerini artırmış,önlerini açmıştır. Akşener çıkmasa belki de bugün kimse çıkmaya cesaret edemeyecekti.

İstanbul seçimi bitti, artık bunun siyasetin gündeminden de çıkması lazım. Vatandaş herkese mesajını vermiştir: Kavga istemiyorum, kutuplaşma istemiyorum, ekonomik kriz istemiyorum, aş, iş, ekmek,adalet ve demokrasi istiyorum demiştir. Siyasetin de gündemini buna göre belirlemesi gerekir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3158/bir-secimin-arkasindan.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar