Tahrip Gücü Yüksek Bir Seçim: İstanbul Seçimi


Acıtmadan acı söyleyen dostlardık ama dediklerimizi kimse dinlemedi…

23 Haziran 2019’un gelişi, 7 Haziran 2015’ten belli idi… Gene acı söyledik ama kimse duymak istemedi…

Keşke dostun acı sözleri duyulup dinlense idi de 23 Haziran “acı”sı yaşanmasaydı…

Türkiye’yi 23 Haziran’a götüren sebeplerin birincisi, 31 Mart seçiminden sonra yapılan eleştirilere kulak tıkamak oldu.

Yukarlarda birileri Sayın Cumhurbaşkanımıza giden bilgi yollarını nasıl deforme ettiyse etti ve Tayyip beyin toplum okuması engellendi. 2001’den beri, kim ne derse desin, toplumu en iyi okuyan kişi Tayyip bey idi…

Şimdi?...

Tayyip beyin gerçek bilgiye ve toplumsal olguya erişim yolları kesildi. Benim bildiğim Tayyip bey, sonuç alamayacağı bir işe girişmezdi ama 31 Mart’tan sonra, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçiminin tekrarlanmasına girişti…

Seçimin tekrarlamamasını tavsiye eden pek çok yazar-çizer vardı; o metinler muhtemelen Tayyip beye iletilmedi. Bunlar iktidara muhalif kalemler falan değildi; iktidarı destekleyen kalemlerdi ama “acıtmadan acı söyleyen”lerden idiler.

Kimse dinlemedi… Tayyip beye bilgi akmadı… Onun gibi bir stratejiste bilgi akmaması demek, projeksiyonun yanlış yapılması demekti.

Çalmış da olsalar, 30 binlik oy farkına razı olunacak ve 5 yıl bu 30 binlik farkın verdiği güvenle, İmamoğlu devamlı müdafaa durumunda tutulacaktı… Olmadı…

Şayet 31 Mart sonuçlarına göre tecelli eden bir yönetim gelseydi belediyenin başına, binlerce belediyeden birini daha kazanmış muhalefet havasının içinde İstanbul kaynayıp gidecekti. Ve Binali bey, 30 bin oyla kaybetmiş bir aday olarak kalacaktı. 23 Haziran ile fark 800 bine çıktı. Bu rakamın izah edilir bir tarafı yok…

Son haftaya kadar başabaş gitme veya en umulmadık şekilde gene İmamoğlu’unun kazanması gündemde idi. Ama son bir haftada her şey İmamoğlu’nun lehine döndü.

Tayyip beyin, İmamoğlu’nun valiye hakaret konusunda “yargı önünü kesebilir” demesi, daha önce benzeri bir müdahaleyi yaşamış olan Tayyip bey için büyük bir şanssızlık olmuştur. Toplumsal hafıza, derhal “mağduriyet” psikolojisine kapılarak yön değiştirmiştir.

Bebek katilinin HDP’lilere “tarafsız kalın” demesine sarılmak (Gerçi böyle bir şeyin olmadığı söyleniyorsa da kamuoyundaki algısı böyle olmadığını gösterdi.), görüşmeyi yapan akademisyenin külliyeye kabul edilmesi, ona bebek katili ile görüşme izninin verilmesi, kamuoyunu ters motive etti.

Hele Cumartesi günü bebek katilinin kardeşinin TRT Kürdî’de demecinin yayımlanması işin tuzu biberi oldu…

O gece; yani 23 Haziran gecesinin ilk saatlerinde (saat 01.48’de) “Tahrip gücü yüksek bir seçim sonucu ihtimali”nden söz ederken, muhtemel %2’lik farkın büyük bir patlama ile % 6-7’lere çıkacağını kasd etmiştim. Tahminimden 2 puan fazla çıkarak patlamanın gücü daha da şiddetli oldu.

Böyle olunca, muhalefette 17 yıldır süregelen “Olmuyor abi” psikolojisi yıkıldı; “Demek ki olabilecekmiş” iştihası başladı; Ak Parti seçmeni, tereddüt geçirmeye sevk edildi. Süreç kötü yönetilirse, dağılmalar başlar.

Bu sonuç Ak parti ve MHP’de ciddi iç sorunların yaşanmasına yol açacak. (Oysa 30 binlik fark, böyle bir iç kargaşayı doğurmazdı.) Muhtemelen MHP tarihi görevini tamamlayarak onurlu bir geri çekilişle hayatına son verecek. Yerini İyi Parti alacak. Ak Parti, ciddî iç sıkıntıları, toplumu dinleyebilirse atlatır. Güçlü ve dinamik tabanı, mağlubiyetle bilenmiş vaziyette.

Son söz: 23 Haziran seçiminin doğuracağı sonuç çok olacak… CHP de iç kaynamalara gebe… Baksanıza… Kendi geleneğinden insanlarla değil, sağ gelenekten insanlarla yol alıyor. Yani kendisini inkâr ediyor. Bu inkâr CHP’yi sarsar.

Biz hep hayır dileyelim, hayrolsun.

Bitirirken bir hikmetli söz: Başını duvarlara vuran insan çok gördüm ama başını vurmak için duvar öreni ilk defa görüyorum.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3144/tahrip-gucu-yuksek-bir-secim-istanbul-secimi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar