KARTONDAN ADAMLARDAN KAHRAMAN ÇIKMAZ

Zaferler veya yenilgiler, idare edenlerin aldıkları nihai kararların sonucunda meydana gelir. Zaferi elde eden, taçlanır; yenilen ise taşlanır. Kahraman ile hain arasındaki ince çizgiyi, bir anlık kararlar belirler.  

Blaise Pascal’ın, Roma Kralı Octavius ile Mısır arasındaki talihsiz küçük savaşla ilgili olarak söylediği gibi, “Kleopetra’nın burnu biraz daha küçük olsaydı, bütün dünya tarihi daha farklı olabilirdi.” Doğrudur! Zira yönetme kudretine sahip insanların kararları, çoğu kez insanlığın önemli bir kısmının geleceğini belirlemektedir.

Zor anlarda alınan önemli ve riskli kararlar birilerini büyütürken, birilerini de küçültür ve zelil eder. Nitekim iktidardan indirildikten sonra kaçıp İngiliz sefirinin önünde hüngür hüngür ağlayan Tanzimat kahramanı Mustafa Reşid Paşa’nın vakardan nasibi yoktur ve tarihe bir korkak olarak kaydedilmiştir. 

Yine tatlı canının endişesine düşerek Fransız Sefaretine sığınan ve Londra’ya gittiği zaman İngiliz Hariciye Sekreterine Sadrazam olarak yaptığı işlerin hesabını veren hürriyet ve anayasa kahramanı Mithat Paşa da, elbette vakardan ve şereften payı yoktur ve o da korkaklar listesine yazılmıştır.

 Rahmetli Erol Güngör’ün dediği gibi, “Şimdi de onların kendi toprağımız üzerinde hırsız gibi korkak adımlarla dolaşan inkılapçı torunları vakarın manasını lügatte bile bulamıyorlar. 

Anlaşılıyor ki, kartondan adamlardan kahraman çıkmaz!...

Buna karşılık, kritik zamanlarda verilen cesurca kararlar veya tavırlar, hem olayların akışını değiştirdiği gibi hem de doğru karar sahibini zaferle buluşturur.

Düşman kuvvetlerinin Paris kapılarına dayanmasından sonra İmparatorluk tahtından indirilip Elbe Adası’na sürgün gönderilen Napolyon, (7 Mart 1815 günü) Elbe Adası’ndan kaçmayı başarır. Bir kayanın arkasında gizlenmiş bir vaziyette iken kendisini takip eden müfrezenin yaklaştığını gören Napolyon, birden yüksek bir kayanın üzerine çıkar ve “beni mi arıyorsunuz, işte buradayım!..” diye bağırır.

Bir an aradıkları kaçak sabık İmparator’u karşılarında bulan askerlerin şaşkınlığı geçmeden, sözlerine devam eder: “Siz, sıradan bir ordu iken sizi büyük ve yüce bir ordu haline getirmedim mi? Siz, sümüklerinizi kollarınızla silen bir orduyken, sizi ülkeler fetheden bir ordu haline getirmedim mi?” diye başlayan hararetli bir nutuk atar ve sonra bağrını açarak “Vuracaksanız, alın vurun!” der. Bunun üzerine kendisini vurmaya gelen askerlerin omuzunda, “İmparator!.. İmparator!..” nidalarıyla yeniden Paris’e getirilir ve İmparatorluk tahtına oturtulur. 

Şayet Napolyon, cesur davranmaz, korkakça bir kayanın arkasına saklansaydı, sıradan bir askerin kurşunuyla vurulur, ayaklarından sürüklenerek Paris’e getirtilirdi. Evet, kahramanlık, çoğu zaman zor anlarda verilen cesur kararla kazanılır. 

Ülkemizde 15 Temmuz 2016 akşamı ordu içerisinde kümelenmiş bir kısım çete mensupları darbe yapmaya kalkıştıklarında, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın açıklamalarını beklemeden muhalefet liderleri ve siyasetçiler saha inmiş olsalardı, gerçek bir kahramanlık destanı yazmış olacaklardı.

Gözlerimiz bunları görmeyince, kulaklarımızı muhalefet liderlerinden gelecek bir açıklamayı duymak için dört açtık. Maalesef kimseden tık yoktu. İşin rengi belli olmaya, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dan açıklamalar geldikten bir müddet sonra bazı beyanatlara şahit olduk. Böylece ellerine geçmiş tarihi bir fırsatı ıskalamış oldular.

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, facetime ile televizyonlara bağlanıp “herkes sokaklara insin ben de geliyorum” demesi, gerçek bir kahramanlık örneği olduğu gibi,  bugünkü destanı yazdıran ilk işaret fişeğidir.
Bu cesur karar, hem soylu bir direnişi gösteren milleti, hem de dimdik duran kendisini kahraman yapmıştır; zira inanmıştı.

Cemil Meriç şunları söyler: “Akıl, devlerin değil cücelerin silahı… İnanç asildir. Medeniyetler onun eseri. Biri mühendisleri yaratır, öteki kahramanları.”

Evet akıl, mühendisleri yaratır, inanç ise kahramanları.

İnanmak tek başına en büyük güçtür; öncelikle inanmak lazım. Bu yüzden bir Allah dostu, “inan da, istersen bir odun parçasına inan” der.

 İman, en büyük sır, en büyük hazine ve en mutlak güçtür. Bu yüzden Rabbimiz “inanıyorsanız, üstünsünüz” buyurmaktadır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/312/kartondan-adamlardan-kahraman-cikmaz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar