Şehit Mursi ve Müslüman Kardeşler

Mısır’ın demokratik seçimle ve yüzde 52’ye yakın bir oyla iş başına gelen ilk ve beşinci Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi, mahkeme salonunda şehit oldu. Mısır devlet televizyonunun haberine göre, Mursi’nin mahkeme salonunda geçirdiği baygınlığın ardından öldüğü belirtildi.

Mursi’nin küçük oğlu, şehadet etmeden evvel babasına söylediği son sözü “Babacığım! Kavuşmamız ahirete kaldı” olmuştu. Mursi’nin en büyük oğlu Ahmed de, babası için “Babam! Allah’ın huzurunda buluşacağız” açıklamasını yapıyor.

Vuslata mahkeme salonunda kavuşan Mursi’ye Rabbim gani gani rahmet etsin. Mursi, kardeş olan Müslümanların gönlünde yaşayacak. Ve şüphesiz hepimiz “Allah’ın huzurunda buluşacağız.”

***

Bir seneye yakın Mısır’ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak yönetimde kalan ve bazı reformlar yaparak bunu referanduma sunan Mursi yönetiminde Savunma Bakanı olan darbeci general Sisi, 3 Temmuz 2013 tarihinde yapılan büyük gösteriler sonucu askeri bir müdahale ile yönetime el koymuştu. Arkasında Amerika olan Askerî Darbe neticesinde 3400 kişi ölmüştü. Rabia Meydanında sadece 600 kişi öldürülmüştü. 2013 yılından bu yana zindanlarda zulüm gören Muhammed Mursi, Mısır'ın demokratik yolla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanıydı. Mursi, beş seneden bu tarafa tek başına kaldığı bir hücrede tutuluyordu.

Muhammed Mursi, 8 Ağustos 1951 tarihinde, Mısır'ın kuzeyindeki Şarkiye iline bağlı Eladva köyünde doğdu. Mühendislik lisansını Kahire Üniversitesi'nde aldı. Beş kardeşin en büyüğü olan Muhammed Mursi ilk eğitimini orada aldı. Babası çiftçi annesi ise ev hanımıydı. Müslüman Kardeşler hareketi içerisinde siyasete atıldı. Mursi 2000 ve 2005 yılları arasında milletvekili oldu. Müslüman Kardeşler'in yasal olarak seçime katılmaları mümkün olmadığından parlamentoya bağımsız siyasetçi olarak girdi.

Tam 5 yıl Mısır Halk Meclisi üyeliği yaptı. 2011 Mısır Devrimi'ne muhalif bir lider olarak destek verdi ve 30 Nisan 2011 tarihinde Müslüman Kardeşler'in kurduğu, Özgürlük ve Adalet Partisi'nin başkanı seçildi.

Seçimlerin ikinci turunda da oyların yüzde 51.73’ünü alan Mursi, Mısır’ın beşinci, ülkenin ise ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçti. Mursi’nin Cumhurbaşkanı seçilmesinin yıl dönümü olan 30 Haziran’da eylemler başladı, 3 Temmuz’da ise Mısır ordusu yönetime el koydu. Mursi ise darbeyi kabul etmediğini açıkladı ve darbeye direnme çağrısı yaptı. Darbe sonrasında Muhammed Mursi’nin gözaltına alındığı açıklandı. Mursi tutuklu olarak yargılanıyordu.

***

Türkiye, Mursi’nin askerî bir darbeyle görevinden uzaklaştırılmasıyla birlikte darbeye ilk tepki gösteren ülke olmuş, Sisi’nin darbeyle göreve getirilmesiyle birlikte Mısır’la olan ilişkisini diplomatik açıdan da kesmişti.

Mursi’nin şehadetiyle birlikte gündemimize Mısır tarihi ve Müslüman Kardeşler gelerek konuşulacak. Ortadoğu uzmanı olan gazeteci kardeşim İsmail Yaşa, Muhammed Mursi’nin vefatında derin şüpheler bulunduğuna dikkat çekerek şunları söylüyor:

“Mursi gerçekten herhangi bir hastalıktan dolayı mı öldü yoksa öldürüldü mü net değil. Resmi açıklama öldü diyor ama detaylı bir otopsi yapılmadan bu açıklama kimseyi tatmin etmeyecektir. Sisi cuntası da zaten objektif bir otopsiye izin vermeyecektir. Mursi zindanda da olsa darbeci Sisi rejimi için halen en büyük tehditti. Mursi’nin hayatta olması, Mısır halkında ‘bir gün cezaevinden çıkacak ve geri dönecek’ ümitlerini besliyordu. Sağlıksız cezaevi koşullarından ötürü normal bir şekilde ölmüş de olabilir ama Sisi cuntası halktaki bu ümitleri tamamen bitirmek için Mursi’yi şehit etmiş olabilir. Bu ihtimal güçlü bir ihtimaldir.” (yeniakit.com.tr)

Müslüman Kardeşler

Müslüman Kardeşler “halife” ve “ümmet” anlayışına sahip bir hareket olmakla birlikte kendi bünyesinde millî olup olmadığı ise tartışılır. Müslüman Kardeşler Türkiye’de, kendilerini merkezleri Kanada olan Türkçe kitap ve dergi yayınlarıyla birlikte 198O’li yıllarda duyurmaya başladı. 12 Eylül askerî darbesinin ardından ülkemizde “başörtüsüne resmî dairelerde hürriyet tanınması” yönündeki ilk yazılarım, Müslüman Kardeşlerin Türkçe dergisinde çıkmıştı. Seyyid Kutub’un “Din dediğin budur!” adlı kitabıyla o yıllarda tanışmış ve okumuştum.

Kitabın önsöz’ünü kaleme alan Üstad Ali Ulvi Kurucu, iman ile küfür arasındaki mücadeleyi Mekke Devri ve Medine Devri olarak iki kısma ayırarak şu tespiti yapıyor:

“Doğuşundan beri İslâm Güneşinin amansız düşmanları olan İsrail oğulları ile Hıristiyanlık dünyası, son asırlarda bu savaşı beş sınıfa ayırmışlardır: Askerî savaş, Siyasî savaş,, İktisadî savaş, Psikolojik savaş ve Propaganda savaşı…

Netice itibariyle, tahrip bakımından bunların en amansız ve en yıkıcı olarak psikolojik savaşiyle propaganda savaşıdır ki bunun usulünü tesbit ve Müslüman ülkelerinde bilfiil tatbik etmeğe başladılar, var kuvvetleri ile, (Müsbet ilimlerin başında gelen) psikoloji ilminin en mühim mevzularından (Aşağılık – enferiohite) duyguları meselesini ele aldılar. Asırlar boyunca silah kuvvetiyle mağlup edemedikleri iman cephesini işte bu son iki korkunç silahla sarsmaya muvaffak oldular.”

Hz. Ömer ve Mısırlı Kıpti

Müslümanlık sıfatına haiz olmanın Tek Yolu’nun “Lâilâhe İllallah Muhammedün Resulullah” şehadeti ile olacağını ifade eden ve bunun yollarının gösterildiği bu kitap, gençlik yıllarımda imanımı perçinlemişti.

Madem söz Mısır’dan açıldı. İslâm tarihinden bir adalet kıssasıyla yazımıza nokta koyalım.

Halife Ömer el Faruk, meclisinde otururken Kıpti’nin biri Mısır’dan çıkagelir. Mısır valisi Amr b. As’ın oğlunu şikâyet eder. At yarışında kazanınca Amr b. As’ın oğlu, “al sana, ben değerlilerin (seçkinlerin) çocuğuyum” diyerek Kıpti’ye vurmuş. Hz. Ömer adama “bize misafir ol, ta ki Amr ve oğlu gelinceye kadar” deyip, Medine’ye gelmeleri için Amr b. As’a emir mektubu gönderir. Amr b. As ve oğlu gelince, Hz. Ömer Kıpti’yi çağırıyor, onları dinledikten sonra, hac mevsiminde ve kalabalıkların önünde Kıpti’ye asasını veriyor ve “sana vurduğu gibi bununla vur o seçkinlerin çocuğuna” diyor. Kıpti çekinince, Hz. Ömer kızıyor, “vur” diyor ve adam vurmaya başlıyor. Sonra Hz. Ömer dönüp Kıpti’ye “şimdi de babasına vur” diyor, sahabelerin olduğu meclis buz kesiyor. Herkes şaşkın.

Kıpti “ey emir, benim babası ile işim yok, oğlu bana vurmuştu ben de ona vurdum” deyip asayı uzatıyor. Hz. Ömer, “vallahi oğluna bunu yaptıran babasının valiliğine olan güvenden başka bir şey değildir” ve kızgınlıkla Amr b As’a dönüp, onun yüzüne şu tarihi sözü haykırıyor:

“Ey Amr ne zamandan beri, annelerinin hür olarak doğurduğu insanları köleleştirmeye başladınız.”

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3118/sehit-mursi-ve-musluman-kardesler.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar