İmam Hatipliler Kuşağının Ruhuna El Fatiha

70'li yılların İmam Hatiplileri bozkırın yanık benizli, mahcup bakışlı çocuklarıydı; çoğu köy kökenliydi.

Karakoç demişti ya hani:

"Fukaralık bağdaş kurdu hasıra,

Harçlık marçlık gönderemem bu sıra."

Babadan harçlık gelmediği haftalarda otel katipliği, kahvehane çıraklığı gibi işlerde çalıştılar.

Ak Parti iktidarı ile işte bu kuşak bürokraside üst makamları tuttular... Akşam 5000 Lira maaşla yatan bürokrat sabah attığı 10 Milyon Dolar imzadan aldığı yüzde onla dolar milyoneri oldu, derken milyonlar üst üste katlandı.

Şurası artık inkar edilmez bir gerçek ki yokluk imtihanından alnının akıyla çıkan imam hatipliler "varlık imtihanı"nı cümbür cemaat kaybettiler. Çünkü yoksulluk kültünün maymun iştahı çok zalim bir zaaftı.

Artık harama bulaşmayan, yetim malı yemeyen imam hatipli bulmak beyaz fil bulmak kadar imkansızdır.

Hani demişti ya Necip Fazıl:

"Hohlaya hohlaya buz dağlarını eritmiştim

Bir de avucuma baktım ki bir avuç çamur kalmış."

Ak Parti iktidarı İmam Hatipliler kuşağını şeytanla yani parayla aynı yatağa sokarak işte böyle harcadı.

***

Belçika'da yaşayan Emirdağlı bir hemşehrim ve köylümü Flaman patronu işten kovar... Gerekçesi çok ilginç:

"Benim yıllık cirom 100 Milyon Dolar. Evimde renkli televizyon yok, çünkü seyretmeye zamanım yok. Az önce gördüm seni, fabrikanın otoparkına 12 metrelik Limuzinle geldin. Maaşın 1500 Euro. Niye bu arabayı aldın?"

"Efendim ben köyde doğdum, sığır çobanıydım. Köyde, Emirdağı'nda, Belçikada namım yürüsün diye aldım."

"O zaman seni işten kovuyorum. Hadi yallah!.. Namın yürüsün!.."

***

Ankara'ya 3600 yataklı şehir hastanesi yapılmış.

Ağır ameliyat geçiren bir hastanın odasına gitme süresi 30-40 dakika çünkü mesafe 1,5- 2 km'ye kadar uzayabiliyor.

Fransa, Almanya, İngiltere "Sağlık hizmetini vatandaşın ayağına götürmek için" 100-200 yataklı semt hastaneleri yapıyor. Hasta ameliyattan sonra odasına 2-3 dakikada gidiyor. Hastane yönetimi daha kolay, hiçbir iş aksamıyor.

Benim limuzine binen sığır çobanı hemşehrimin kafası ile 3600 yataklı hastane yapan kafa aynı kafa, ikisinin de amacı aynı: "Namım yürüsün!.."

Ortadoğulu olmak işte budur!..

***

"Dindar" kuşağın yönettiği Türkiye'de yolsuzluklar tavan yapınca cami cemaati azaldı, deizm ve ateizm çoğaldı.

Edebiyatta "Her edebi akım zıddını davet eder" denilir. Sadece edebiyatta değil bu kural sosyal olayların hepsinde geçerlidir.

Önümüzdeki on yılda Türkiye'de seküler bir milliyetçilik, laik bir İslâm anlayışı hakim olacaktır.

Laiklik önce günümüz Müslümanlarına lazımdır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3105/imam-hatipliler-kusaginin-ruhuna-el-fatiha.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar