Güncel Siyasetin Dili ve Üslubu

1970 başından beri siyaset dilini takip ederim. Önceki dönemlerin dilini da okuyarak takip etmiştik. Tabii Nejat Muallimoğlu’nun “Politikada Nükte” kitabını asla unutamayız. Hem Türk siyasetinde hem de dünya siyasetindeki üslup örneklerini bu kitaptan okuduk; bilgilendik ve zevk aldık.

1970’lerden itibaren içinde olduğumuz güncel siyasetin üslubunu bizzat yaşadık. Net bir şekilde ifade ediyorum, 2002’ye kadar teşekkül eden politik dil, her siyasî hareket için çok sağlam ve güçlü bir dil idi. Her siyasî hareket, dayandığı fikir ve kitle itibariyle büyük bir özgüvene sahipti ve bu özgüven son derece olgun bir dil ve üslubun doğmasına yol açmıştı.

MUHALEFET VE ÖFKE DİLİ

Türkiye’de siyaset dilinin bozulması, PKK ve onun siyasî uzantısı partilerin sahneye çıkmasıyla vuku buldu. Bu son derece normaldi. Çünkü şehitler haberleri karşısında dil ve üslup geliştirme fırsatı olmadan kendiliğinden gelişen “öfke dili” hâlâ etkisini sürdürüyor. PKK terörü bitmedikçe bu öfke dilinin susacağını zannetmiyorum.

Türk siyasetinde dil ve üslup değişiminin yaşandığı diğer dönem 2002’den sonraki yıllara tekabül eder.

Başlarda eski siyaset dili egemen iken, Ak Parti’nin pek gidici olmadığını fark etmeye başlayan muhalefet, kendine özgü bir “öfke dili” geliştirdi. Özellikle 2007’deki mitingler ve 27 Nisan e-muhtırasından itibaren muhalefet kontrolsüz bir “öfke dili” kullanmaya başladı. Başta entelektüel camia ve bürokrasi olmak üzere, sol merkezli bir zihniyet yapısının yanında payanda olarak da MHP’nin kullanılmasıyla “ulusolcu” bir dil geliştirildi.

Şöyle hatıralarınızı bir yoklayın… 2007’den beri hiçbir muhalif, konuşurken sükûnetini muhafaza edememektedir. Hep bağırma… Hep yüksek ses… Hep öfke… Konuşmaların amacı mesele çözmek değil, saldırmaktır…. Saldırarak sindirmek…

Cumhuriyet tarihi boyunca iktidar olamasa da muktedir olan “partizan cumhuriyetçiler”, devlet imkânlarının yavaş yavaş ellerinden kaydığını görünce hırçınlaştı ve “öfke dili”ni tercih etti.

İKTİDARIN DİLİ

Ak Parti, 2002’de iktidar olduğu andan itibaren, önceleri “şaşkın” bir üslup kullandı. O kadar büyük bir güç ile devlete egemen olacağını hesaplamayan Ak Parti’nin ilk yıllardaki üslubuna bakın… Ne iktidar dilidir kullandıkları dil, ne de muhalefet dili. Daha çok “muhalif olma”ya yakın ama iktidar olmanın da şaşkınlığını taşıyan bir dildir. 2007 mitingleri, 27 Nisan gece muhtırası ve arkasından 2008’deki kapatma davası, Ak Parti’nin şaşkın dilini “tedirgin dil”e yöneltti… 2008-2013 arası bu tedirgin dil ile siyaset yapan Ak Parti, Haziran 20113’te yaşanan Gezi Olayından itibaren öfke diline yanaştı. 17-25 olayları da bunun tuzu biberi oldu ve Ak Parti, öfke diline daha çok yanaştı. Ve 15 Temmuz 20016 akşamı girişilen fetöcü terörist darbe teşebbüsü, Ak Parti’nin “öfke dili”ne demir atmasına yol açtı.

Ak Parti, “Kemalist tehdit” psikolojisi ile devamlı “sakınan, korunan, korkan ve kaçan” bir dil geleneğinden geldiği için, 17 yıldan beri, bir türlü yakalaması gereken “iktidar dili”ni geliştiremedi. İktidarı destekleyen yazar arkadaşlar da bir süre sonra ya propaganda diline veya öfke diline yaslanarak varlık göstermeye çalıştılar ve bir türlü “iktidar dili”ni yakalayamadılar. Bu yüzden hiç birini okumuyorum ve dinlemiyorum…

MUHALEFET VE ÖFKE YELPAZELEME

Muhalif cepheyi dinliyor muyuz?...

“Zaman zaman muhalefet ne üretmiş?” diye merak ediyorum. Gerçekten merak ediyorum ve muhalif sese kulak veriyorum. Hey haaat!... Hiçbir ümmidvâr ses yok!...

1970’lerin terörize öfke dilinde bir milim ileri gidemeyen bir muhalefet dili var. Zaman zaman yanılıp yenilip merdivenaltı televizyonlarını açmış bulunuyorum… Aman Allah!... O ne öfke!... O ne üslupsuzluk!... O ne küflü bir dil!... 1960’ların, 1970’lerin ideolojik öfke dilinin küfleri sarıyor televizyonun bulunduğu yeri.  İşleri güçleri öfke yelpazelemek!...

Partizan cumhuriyetçilerin üslubuna eklemlenen MHP, şimdi öfke dilini terk etti ama o öfke dili yok olmadı; İYİ Partililerle gitti. Şimdi İYİ Parti öfke dili ile partizan cumhuriyetçilerin öfke dili özdeşleşti.

Bu durum bence normal… Türkiye cumhuriyeti ilk defa kararlı ve ısrarlı bir şekilde yapı ve ray değiştiriyor. Bu üslup geçici; fakat iktidar geleceğin üslubunu belirleyici olmalı. İktidarın elinde “geleceği belirleme” fırsat ve imkânı, Ak Parti’nin böyle bir imkânın farkında olduğunu gösteren hiçbir emare yok ortalıkta. Farkında değiller ama daha da acısı, farkında olanların da farkında değiller.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3099/guncel-siyasetin-dili-ve-uslubu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

MEHMET ÇAVUL
12.06.2019 14:16
Eyvallah, güzel tespitler.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar