İzlanda’da 50 Yıl Öncesine Kadar Türk Öldürmek Serbestti!

Euro 2020 Elemeleri'nde İzlanda ile oynayacağı maç için ülkeye giden Türkiye A Milli Futbol Takımı oyuncularının bavulları didik didik arandı.

Yetmedi… Pasaport kontrolü uzatılarak, A Millilerimiz saatlerce havalimanında bekletildi.

Hatta terbiyesizliğin, hadsizliğin son haddini o kadar aştılar ki; Emre Belözoğlu'nun konuşması sırasında, İzlandalı bir kişi tuvalet fırçası tuttu!

Gretarsson Havaalanı’nda Emre Belözoğlu'na fırça uzatan İzlandalı kişinin Türkler tarafından büyük tepki gördüğünü yazan İzlanda basını, “o” şahsın Türkler tarafından sayısız tehdit içerikli mesaj aldığı belirterek; “Sevgili Türkiye. O fırçalı kişi İzlanda medyasından değil.” diye yazdı.


Bu görüntüler sosyal medyanın şu an gündemine oturmuş durumda…

Peki bu İzlandalıların Türklerden ne alıp veremediği var?

Şöyle bir baktığımızda “demokrat ülke”  İzlanda’da daha düne kadar Türk öldürmek serbestti!

Evet, yanlış duymadınız! Türkleri öldürmek serbestti!

İzlandalıların Türkler’e yönelik nefreti yeni ve ilk değil!

İzlanda’da Türk öldürmek  50 yıl öncesine kadar yani 1970’li yıllara kadar serbestti!

Sebebi ise; 17. yüzyılda Osmanlı donanması tarafından gerçekleştirilen “İzlanda Seferi”, İzlandalıların deyişiyle “Türk Baskını”.

Osmanlı Donanması, 1625 yılında Bristol Körfezi ağzında yer alan Lundy Adası ele geçirilir ve bu fetihten sağlanan lojistik destekle sayesinde bu ada daha sonraki Atlantik Denizi Seferleri’nde üs olarak kullanılır.

İzlanda tarihinde önemli yeri olan bu sefer 20 Haziran-19 Temmuz 1627 tarihleri arasında, Murat Reis’in önderliğinde gerçekleşir. Fas ve Cezayirli korsanlar eşliğinde, 15 gemiden oluşan bir donanma ile o zamanlar 60 bin nüfuslu İzlanda’ya adeta çıkarma yapılır. Yapılan bu sefer sayesinde Osmanlı donanması 26 gün boyunca İzlanda'ya hakim olmuştur.

Anlatılanlara göre; İzlanda’nın güneybatı sahilindeki Grindavik, doğusundaki Berufjörður ile Breiðdalur ve güneydeki Vestmannaeyjar adalarına yapılan baskınlarda 40 kişi öldürülmüş, 400-800 arası esir ve büyük bir ganimetle birlikte Cezayir'e geri dönülmüştür.


Çizim: Stanley Lane-Poole'un, "The Story of the Barbary Corsairs" öyküsünde yer alan tasvir, Hristiyan kölelerin Müslümanlardan kurtarılması için pazarlık yapan misyonerleri yansıtıyor.

Esirler  Kuzey Afrika’da köle olarak satılır

Afrika’ya köle olarak satılan bu esirler içerisinde olan Guðríður Símonardóttir isimli İzlandalı, Cezayir’de cariye olarak satıldıktan 10 yıl sonra Danimarka Kralı 4. Christian tarafından kurtarılır.

Eşi ve iki oğlu ile esir düşen rahip Olafur Egilson ise; bir kaç esir ile birlikte fidye karşılığı serbest bırakılır. 1637 yılında dönen Egilso’un oğulları hiçbir zaman ülkesine geri dönmemiştir. Egilson ise; yaklaşık bir yıl sonra Murad Reis'in bu seferini anlatan bir kitap çıkarır.

Esirlerden Guttormur Hallsson ise; 1631’de yazdığı mektupta şöyle yazar:

“Burada köle sahipleri arasında büyük farklılıklar var. Bazı tutsak kölelerin iyi, nazik sahipleri var ancak bazı şanssızların kendilerine sürekli kötü davranan, ağır koşullarda çalıştıran, çok az yemek ve giysi veren, sabahtan akşama kadar demir zincirlere bağlayan vahşi, acımasız, kalpsiz efendileri var.”

Tutsakların 10'da biri İzlanda'ya geri dönebilirken kurtarma çalışmalarında yer alan Hallgrímur Pétursson isimli İzlandalı adına başkent Reykjavik'te bir kilise bile yapılmıştır.


Bu seferden sonra da Osmanlı donanması birçok kez İzlanda'ya sefer yapmıştır. Hatta 1631 yılında 12 gemiden oluşan bir filo bir sürü ganimet ve esirle birlikte Cezayir'e geri dönmüştür.

Aslında tarih açısından bakıldığında bu sefer; Osmanlının duraklama döneminde yapılsa bile askeri ve donanma gücünün nereye kadar erişebildiğinin en önemli kanıtlarından biridir. Nitekim İzlanda konum itibariyle uzak bir ülkedir.

Seferi yapanlar Cezayirli ve Faslı reisler olsa da, o zaman o toprakların Osmanlı toprakları olmaları hasebiyle askerler Osmanlı vatandaşıdır ve İzlanda’ya çıkarma yapan da Osmanlı donanmasıdır.

İşte bu seferler sonrasında Türklerin görüldüğü yerde öldürülmesi için bir yasa çıkarılmıştır. Ancak iddiaya göre; bu yasa nedeniyle hiçbir Türk vatandaşı öldürülmez.

Türklerin öldürülmesine serbestlik tanıyan bu yasa 1970’lerde kaldırılsa da İzlanda’da Osmanlı donanmasının geldiği bu üç şehirde hala Türkler;  “Tyrkjaranid” yani “İnsan çalan Türk” olarak anıldığı söylenir.

1627’nin Osmanlı İmparatorluğu’ndan 2019’un Türkiye’sine…

İşte İzlandalıların Türklere duyduğu öfke taaa buradan geliyor!

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3095/izlandada-50-yil-oncesine-kadar-turk-oldurmek-serbestti.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar