Eğitim Ayakta Durmak İçindir

Eklenme Tarihi: 10.06.2019 08:03:00 - Güncellenme Tarihi: 25.01.2020 11:29:23

1.

Eskilerin ifadesiyle bu başlıktaki sözün mefhum-u muhalifleri şunlar olabilir:

Eğitim, eğitim için değildir.

Eğitim, süs için değildir.

Eğitim ziynet için değildir.

Eğitim, iş olsun diye değildir.

Eğitim, zevk almak ve eğlenmek için değildir.

Eğitim, dostlar alışverişte görsün için değildir.

Eğitim, çerçeveletip duvara asılacak diplomalar elde etmek için değildir.

Eğitim, hayatta hiç karşılığı olmayan ünvanlar elde etmek için değildir.

Eğitimin ne için olmayacağını istediğimiz kadar çoğaltabiliriz.

Bütün bu olmazları dile getirmekteki amacımız, eğitimin ne için olduğunu, ne için olması gerektiğini anlatmaktır.

Evet...

Eğitim, ayakta durmak içindir...

Eğitim, hayata tutunmak içindir...

Eğitim, helalinden kazanmak içindir...

Eğitim, evlenip yuva kurmak, çoluk çocuğa karışmak içindir...

Eğitim, kimseye el açmamak, kimseye boyun bükmemek, kimsenin önünde eğilmemek, kimseye muhtaç olmadan haysiyetle yaşamak içindir...

Eğitim, zamanın önümüze çıkardığı ihtiyaçlarımızı asgari düzeyde de olsa karşılamak içindir...

Eğitim, insanın yaradılışı gereği, en azları sağladıktan sonra, daha rahat, daha konforlu, daha müreffeh yaşayacak bir hayatı elde etmek içindir...

Dahası...

Eğitim, güç elde etmek ve elde edilen gücün kazanımlarına sahip olmak içindir...

Bütün bunları elde etmek için, çoğu zaman hiçbir kazanım elde etmeden harcanan zaman, mesleklere göre değişmekle beraber 18-20 yıldır.

Bu süre uzun bir ömrün tam tamına dörtte biri...

Ve ömrün, hiç şüphe yok ki açık ara en güzel yılları...

Oyundan, uykudan, yeme içmeden, gezip tozmadan, gerektiğinde anne babadan, kardeşlerden, çocukluk arkadaşlarından, mahalleden, kasabadan, şehirden fedakarlık edilerek harcanan koca 18-20 yıl...

*

2.

Bir bilginin, eşyanın, hizmetin değerini, o bilgiye, o eşyaya, o hizmete duyulan ihtiyaç belirler.

Hiç kimse benim bilgimin, eşyamın, hizmetimin değeri şudur, dolayısıyla ben bilgimi, eşyamı, hizmetimi şu fiyata veririm ya da şu fiyattan aşağı vermem diyemez.

Bu genel çerçeveden baktığımızda anlaşılacağı gibi:

Aldığımız eğitim sonucu edindiğimiz bilgi, ürettiğimiz eşya, verdiğimiz hizmet ne kadar çok kişinin ihtiyacını karşılıyorsa, sahip olduklarımızın piyasa değeri o kadar yüksek olacaktır.

Akılda tutmamız gerekir ki bilginin, eşyanın, hizmetin değerinin yüksekliğine etki eden bir başka faktör ise zaruret derecesidir.

Sahip olunan bilgi, üretilen eşya, verilen hizmet ne kadar zaruri, ne kadar vazgeçilmez, ne kadar olmazsa olmaz ise bilginin, eşyanın, hizmetin değeri buna göre artacaktır.

Bu konuda söylenecek bir başka söz ise:

Sahip olunan bilginin, üretilen eşyanın, verilen hizmetin bir başka bilgi, eşya ve hizmetle ikame edilemez oluşu da bilginin, eşyanın, hizmetin değerini artıracaktır.

Alınan eğitim sonunda sahip olunan bilginin, üretilen eşyanın, verilen hizmetin değerini belirleyen bir başka etken ise bunların ömürleriyle ilgilidir.

Bilgi, eşya, hizmet ne kadar uzun ömürlüyse, değerleri de o kadar fazla olacaktır.

*

3.

Bütün bu söylediklerimizin ışığında alacağımız eğitimin, sahip olacağımız diplomanın, edineceğimiz mesleğin adı, muhtevası, süresi belli olacaktır.

Bu konuda ailelerin, aydınların, devletin yol gösterici olması gerekir.

Bu konuda öncelikle söylenecek şey:

Devletin iş kapısı olmadığı olmalıdır.

Eğitimi alacak genç bilmelidir ki, devlet senin diplomana ihtiyaç duyarsa, sana iş verecektir; ihtiyaç duymazsa iş vermeyecektir.

Dolayısıyla genç bilecektir ki:

Diploma ne kadar çok aranılır olursa, iş alanı o kadar çok olacak ve devletin kendisine iş vermesini beklemeyecektir.

Bunu bilen genç illa diploma peşinde koşmayacak, piyasada karşılığı olan eğitim ve diploma peşinde koşacaktır.

Bugün ne verilen eğitimin ne de peşinde koşulan diplomanın böyle bir hesap sonucu oluştuğunu söylemek mümkün değildir.

Özellikle sosyal alanlarda öyle diplomalar veriliyor ki, bugünkü iletişim teknolojisiyle, o diplomaları almak için harcanan zamanla edinilecek bilgilere bir tıkla ulaşmak mümkündür.

*

4.

Bugün gençlerimizin aldığı diplomaların maalesef piyasada karşılığı bulunmamaktadır.

Diploma yalın haliyle insanımızın hiçbir ihtiyacını giderme gücünde değildir.

Gençlerimiz 18-20 yıllık emeklerinden sonra aldıkları diplomalarla devletin gözünün içine bakacak ve ancak devlet iş verirse ayakta durabilecek ve ihtiyaçlarını giderebilecektir.

Bugün insanımızın ve ülkemizin en büyük sorunu budur, bence?

Bu sorunu çözmenin kolay bir yolu yoktur?

Eğitimde öncelikle yapılacak olan şey:
Piyasada karşılığı olmayan diplomaların cazibesinin ortadan kaldırılması olmalıdır.
Bu da insanımızı hayatın gerçekleriyle tanıştırmakla mümkün olur.
Bunu yapacak olanlar hem aileler, hem devlet, hem gerçek aydınlardır.
Yalan rüzgârına son verilmeli, genç insanlarımız olmayacak düşlerden uyandırılmalıdır.
Aksi halde ülke ve millet olarak kayıplarımız giderek artacak ve 4-5 diplomalı işsizler ordusunun derdi hepimizi haddinden fazla sıkıntıya sokacak ve üzecektir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3091/egitim-ayakta-durmak-icindir

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

18.01.2020 Akdeniz’de olmak ya da olmamak
03.12.2019 Kadına Dair Notlarım!
15.11.2019 Kaç Bakıcı Bir Anne Eder?
04.11.2019 Derin Devlet ve Devletin Derinliği
07.10.2019 Neme Lazım ya da Tasasız Olmak
22.09.2019 Akrebin Kıskacındaki Türkiye
21.09.2019 Akrebin Kıskacındaki Türkiye
11.09.2019 Böyük Türkiye'ye Büyük Oyun
05.09.2019 'Başlarım Sizin Kürdistan Davanıza!'
26.08.2019 Cinayet mi Kadın Cinayeti mi?
20.08.2019 Bu Topraklar Kılıç Hakkımızdır
05.08.2019 Tayyip Bey ve Cihan Devleti Yürüyüşü
30.07.2019 Ak Parti Nasıl Kurtulur?
22.07.2019 Türk Milletinin Ruhunda Devlet Geni Vardır
15.07.2019 Ölmesine İzin Verilmeyen Millet
09.07.2019 15 Temmuz Kıymeti Bilinmeyen Zafer!
02.07.2019 Öğrenci, Öğretmen, Okul
24.06.2019 Sayın Cumhurbaşkanı Mesajı Nihayet Aldı
18.06.2019 Firavunlar Kaybeder Mursiler Kazanır
10.06.2019 Eğitim Ayakta Durmak İçindir
03.06.2019 İnsanı Düzeltmeden Yargıyı Düzeltemezsiniz
27.05.2019 S-400 ve ABD?nin Sancısı
19.05.2019 Cumhurun İstanbul Sınavı
31.12.2018 Karşı mahallenin hindisi!
16.12.2018 Yerel Seçimlerde Cumhurun mutlak ittifakı şarttır
28.11.2018 Belediye başkan adaylarına
16.11.2018 Sayın Cumhurbaşkanım bu milleti günaha sokmayın!
01.11.2018 Diplomasız ariflere sualimdir: Odun mu seçelim yoksa ceket mi?
24.10.2018 İttifak çok ince ayar bir iştir
13.10.2018 ?Vay anasını! Gördünüz mü? Papaz Brunson bırakıldı! Ben dememiş miydim??
08.10.2018 Karşılıksız para gibi karşılıksız diplomalar
02.10.2018 İdam adalet müebbet zulümdür
23.09.2018 Yerel seçimler milat olsun
30.08.2018 Kainat imamı, mesih, mehdi, Rabinoğlu FETÖ'nün hakkını yemeyelim
13.08.2018 Haçlı Kuşatmasında bir 'diktatör' Recep Tayyip Erdoğan
03.08.2018 Bir ana, bir bebek ve Amerikan ambargosu
23.07.2018 15 Temmuz bağlamında vatan hizmeti ve bedelli askerlik
15.07.2018 Eğitim kanayan yaramız
05.07.2018 Yirmi iki yıl önce ne demişiz?
29.06.2018 24 Haziran için ne demiştik, ne oldu, ne olacak?
23.06.2018 24 Haziran dünyanın sonu değil
19.06.2018 Seçim sonrasında yeni Türkiye
08.06.2018 Sağ ve sol arasında oy geçişleri
30.05.2018 Cumhur İttifakı içinde oy değişimi
20.05.2018 Dürüst ve cesur
12.05.2018 Sayın Cumhurbaşkanım seçmenin aklını test etmeyin
02.05.2018 Sayın Cumhurbaşkanına son çağrımdır
27.04.2018 Özlenen Birliktelik 'Cumhur İttifakı'
22.04.2018 Sistem değişirken
09.04.2018 Bir kahramanlık hikayesi
02.04.2018 Şeker Fabrikaları bağlamında 'Devlet'
19.03.2018 Tarih dönerse talih de döner
12.03.2018 Sayın Cumhurbaşkanının delikanlısı olmalı
01.03.2018 28 Şubat'tan Cihan Devleti'ne
31.01.2018 Biraz Şahadet Göderin'den Kızılema'ya
22.01.2018 BEDİRDEN HENDEK?E SURİYE HAREKÂTI
11.01.2018 SAYIN CUMHURBAŞKANIM KANAMAYI DURDURUN
02.01.2018 ON MİLYON İRANLI GÖÇMENE HAZIR MISINIZ?
28.12.2017 EY RABİNOĞLU FETULLAH TEVBE ZAMANI!
19.12.2017 TEPEGÖZ YA DA KART DOMUZ TRUMP
14.12.2017 KUDÜS GÜÇLÜNÜNDÜR
05.12.2017 FARZ-I KİFAYE YA DA TOPLUMSAL FARZLAR
30.11.2017 DÜNYA AMERİKAYI YARGILAMALI
20.11.2017 MEHDİNİN ASKERLERİ YA DA RABİNOĞLU FETULLAH?IN KULLARI
09.10.2017 AMERİKA BİTMEDEN DÜNYADA SAVAŞ BİTMEZ
29.09.2017 MTV YA DA DEVLET OLMAK BEDEL İSTER
20.09.2017 KALKAN TEOG?UN AKLA GETİRDİKLERİ
07.09.2017 BEŞ DİPLOMALI İŞSİZLER
28.08.2017 GÜÇLÜ KUVVETLİ KULLAR
16.08.2017 AK PARTİ'NİN ON ALTI YILI
09.08.2017 HIRSIZI DÖRT İŞLEMLE BULMAK
28.07.2017 MERVE KAVAKÇI'DAN ?KÖROĞLU GÖZÜN KÖR OLSUN?A
17.07.2017 FETOYİSTLERLE NASIL BAŞ EDECEĞİZ?
10.07.2017 UÇ BEYLİĞİNDEN CİHAN DEVLETİNE
01.07.2017 Mahatma Gandhi?den Gandi Kemal?e HAK YÜRÜYÜŞÜ
20.06.2017 İYİ BİR İNSAN OLMAK
12.06.2017 İLİM İSTEMEK
06.06.2017 ABD'NİN TÜRKİYEYİ İŞGAL HAZIRLIĞI
02.06.2017 ŞEHİTLER KERVANI UZAYIP GİDİYOR
23.05.2017 SAYIN CUMHURBAŞKANIM BU MİLLET İSTEDİĞİNİZ HERŞEYİ VERDİ
16.05.2017 TALANLA BÜYÜYEN, YALANLA YÜRÜYEN DEVLET: ABD
16.04.2017 TÜRKİYE KAZANDI
08.04.2017 EVET?E ODAKLANIN
01.04.2017 SÜMÜKLÜ ADİL İKİNCİ ADAM MI?
13.03.2017 ALÇAK ÜLKE/ NETHERLANDS YÖNETİCİLERİ NE YAPMAK İSTİYOR
06.03.2017 PARTİCİ Mİ? PARTİLİ Mİ?
27.02.2017 EVET Mİ, HAYIR MI SÖYLE NEDİR SENİN CEVABIN?
19.02.2017 BU MİLLETİN TAMAMI VATAN HAİNİ Mİ?
12.02.2017 YA PRANGALI DEMOKRASİ YA DA CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ
05.02.2017 REFERANDUM YA DA MUHAFAZAKÂRLAR ARASI MEYDAN SAVAŞI
29.01.2017 DEVLETİ ASLİ GÖREVLERİNE DÖNDÜRMEK
24.01.2017 MİLLETİ YÖNLENDİRMEK ZORDUR
15.01.2017 CHP, NEREYE GİDİYOR?
09.01.2017 ALGI YÖNETİMİ VE MUSTAFA KUSEYRÎ
03.01.2017 ALLAH (C.C.) KUDRET ELİYLE İSLAM?IN SON ORDUSUNU SON VURUŞA HAZIRLIYOR
25.12.2016 CİA RABİN OĞLU FETULLAH?I OYUNA GETİRDİ
20.12.2016 ABD?NİN ORTADOĞU?DAN KOVULUŞU
07.12.2016 MEMURSEN YA DA AH AKİF AĞABEY
30.11.2016 'EĞİTİMDE MESAFE ALAMADIK'
20.11.2016 USÜL ESASTAN ÖNCEDİR
09.11.2016 ABD SEÇİMLERİNDE ALGI OPERASYONU ÇÖKTÜ
27.10.2016 BAŞKANLIK SİSTEMİ
12.10.2016 RABİN OĞLU FETHULLAH?IN SAPTIRDIKLARI
06.10.2016 ?EDERİ BİR DOLAR OLAN GERİ GELECEKSE, GÖMÜLMEYE DE HAZIR OLMALI?
23.09.2016 OHAL MUTLAKA DEVAM ETMELİDİR
17.09.2016 SABATAİZMDEN FETOİZME
08.09.2016 PKK ÜRETEN FETÖ BATAKLIKLARI