Muhasebe

Manevi muhasebe.

Milli muhasebe.

Siyası muhasebe...

...

Ömür ağacından yaprakların dökülmesi fazla zaman almıyor.

Göz açıp kapayıncaya kadar ertesi yılın bayram sabahıdır.

İkramiye,

Maaş günü...

...

Müslümanız elhamdülillah.

Sıraya girdik maaş veya ikramiye alcağız...

Fakat mesaimiz envanterin kıyıcığında ufak bir çizgi.

Hatta çizgisi bile yok... Oruç tutmuşuz, namaz yok. Hastalığımızı bahane etmişiz, sigarlar fosur fosur... Kimilerinde tam bir teslimiyet, kimilerinde yozlaşma, inatlaşma.

...

Tutunamayan taşlar uçuruma yuvarlanır...

Müslüman’ın tutunacağı yer mabedi.

Sıralar, sandalyeler derken uçuruma doğru yuvarlanıyoruz.

Allah'ın(cc) evlerinde kiliseleşmeler başladı.

Başlatıldı...

...

Mustafa Kamal’ın “dinde reform” adı altında ilk yapacağı iş, camilere masa sandalye koymak, ezan ve Kur’an’ı Türkçeleştirmek olacaktı. Ömrü kafi gelmeyerek yapamadığını bu gün kendimiz yapıyoruz. Kendi elimizle düşeceğimiz kuyuyu kazıyoruz.

Şuursuzca, akılsızca, ahmakça, aptalca...

Ben bu yaşa geldim camilerde sandalye, sıra görmedim.

Herhalde eskiden hasta olan yoktu, hastalar yeni çıktı!

İnanın bu bir proje...

FETÖ nasıl alet olmuşsa, masa sandalye aleti olanlar da oluyor.

Maksat, mabedin mayasını bozmak.

...

O kadarla kalmıyor...

Camiler adeta para toplama merkezleri.

Kapıda dilenciler, minberde görevliler.

Para da para...

Minberden kaçsan dilenciye, dilenciden kaçsan görevliye yakalanıyorsun.

...

Dilsiz şeytan...

“Gerçekleri görüp de susanlardır”, buyuruyor önder peygamberimiz.

Cemaat susuyor,

Diyanet susuyor...

Siyaset susuyor.

...

Milliliğimiz dağlara taşlara, “Ne mutlu Türküm diyene” yazmaktan ibaret adeta levhacının çerçevelediği tabeladan ibaret kaldı. Arkası yok. Okullarımızda, kışlamızda, mabedimizde dayatılan emperyalist “Kemalizm” ideolojisine karşı sesimiz soluğumuz çıkmıyor.

Aile yapımız bitirilmek üzeredir.

İktidar... İhale... Mevki makam rehaveti derken uzlaştık.

...

“İşte örtünüz serbest daha ne istiyorsunuz?”

Herhalde bu slogan bizi iyice kış uykusuna yatıracak.

Kadı ki, başa örtü çalmanın da bir anlamı kalmadı...

Beşli çeteye kafa tutarız fakat ne hikmetse milli eğitimimizin rotasını düzeltmeye gücümüz yetmez. Aksine, Kemalizm’in banisine övgüler, üstüne de fatihalar...

....

Yollar yaptık, geçitler yaptık, hava alanları inşa ettik...

Ancak, Lozan masasında rotasından çıkarılan milli itibarımızın yeniden geri gelmesi için ciddi anlamda adım bile atamadık. Bu sahada atılım yok, yatırım yok.

Amma ki sanatçı seviciliğinde üstümüze yok.

...

Ekranlarda çıplak bir kadın onun karşısında ilahiyatçı!

İlahiyatçının kilisevi karşılığı papaz...

İslam’ı yaşamayandan sözde İslam’ı anlatıyorlar.

Alıştırarak, gevşeterek asimle ediyorlar.

Yozlaştırıyorlar...

...

İşte meydanlar, işte siyasiler...

Akşam rakı sofrasından kalkarak sabah bayram namazına iştirak eden, sarımsak kokulu içi ayrı dışı ayrı politikacıları görürsünüz. Maksadı Camide görünmek.

Aldatacak ya, en geçerlisi camiden görünmek.

Veya meydanlara çıkarak gürleyip yağmuru olmayan bir kurak hava.

Millet kerhen diyor, peşinden gidiyor...

...

Bayram sabahı kuyruktayız.

İkramiyemizi veya maaşımızı alacağız da...

Muhasebe kapalı...

Yine de kapıları zorluyoruz...

Ey mübarek sabahların sabahı!

Derdimize derman olur musun?

Derin uykudan uyandırır mısın?..

...

Sana geldik, Sen’den yardım diliyoruz...

...

Barı hiç olmazsa tekbirlerimizi o niyetle getirelim...

Allah’dan(cc) hidayet, yardım, merhamet dileyelim...

Bayramlar kurtuluşumuza vesile olsun...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3083/muhasebe.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar