Bayramlar Anlamını Yitirdi…

(Eskileri biraz hatırlayalım mı?)

“Âlem-i İslâm’a rahmet su gibi

Aksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

Evleriniz cennet kokusu gibi

Koksun, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.”

Abdurrahim KARAKOÇ

Sosyal medyadan bir tıkla, yüzlerce, binlerce kişiye hazır bayram mesajı göndermeyi bırakın gayrı. Zaten, bayramlar tamamen anlamını yitirmişken bir de siz bu şekilde davranarak eski hatıralarımızı yaralamayın.

Benim yaşımdakiler bilir bayramın ne demek olduğunu. Büyük bir sabırsızlıkla bayram sabahını beklemenin, o lezzeti tatmanın, o saadeti, o sevinci yaşamanın ne demek olduğunu yaşamayan çocuklarımız ne bilecek?

Evet, bayramın kelime anlamı, “ neşe ve sevinç günü” demektir. Ama bu sevinç ve neşe nasıl yaşanırdı. Ruhlara, gönüllere bu sevinç ve saadet nasıl sağanak sağanak yağardı.

Aslında bayram çok şey demektir. 30 günlük Ramazandan sonra, ilahi af şehadetnamesini almanın sevincini yaşamak demektir bayram.

Bayram; eş-dost ve akraba ile sevinci yaşamak, hastaları garipleri, kimsesizleri ziyaret ederek hal-hatır sormak, gönül almak, matemlilere teselli damlası olmak, mümin kardeşlerinin dertleriyle halleşmek demek değil midir?

Bayram, dargınlıkların- kırgınlıkların ortadan kaldırıldığı gündür.

Benim için bayram, çocukluğumun en harika, en tatlı duyguları demektir. Çocukluğumun bayramı;yeni elbiseler demek, bol harçlık, içi fındıklı akide şekeri, en güzel yemek ve tatlılarla ziyafet demek, uzun süredir göremediğimiz sevdiklerimizle kucaklaşmak demekti.

Lise yıllarında, gurbette okuduğumuzdan olacak; aileme, sevdiklerime kavuşmaktı bayram…

Bayram demek, “Eski Türkiye” demektir, aile demektir belki de…

Yeni elbiselerimizi, kunduramızı bayram sabahından önce giyememenin ayrı bir heyecanını yaşardık.

Henüz 5-6 yaşında çocukken babamız elimizden tutar bayram namazına götürürdü. Namaz çıkışı köy ahalisi sıra olur ilk bayramlaşma camide başlardı. Sonrasında kabristana gidilir, ahiret intikal eden akrabalar ziyaret edilir dualar okunurdu.

Evdeki bayramlaşmadan hemen sonra çörekler ve kömbelerle hazırlanmış mükellef kahvaltı sofrasında tüm aile bir arada kahvaltı yapılırdı.

Ninelerin, dedelerin, amcaların, halaların, dayı ve teyzelerin elleri öpülüp, bayram harçlıkları alındıktan sonra tüm köy ev ev gruplar halinde gezilir büyüklerin elleri öpülür, şeker ve harçlık toplanırdı.

Bayramlaşma bittikten sonra gayrı topladığımız paraları harcamaya gelirdi sıra. Önce mantar tabancamıza bol bol mantar tapa alıp patlatırdık. Köy meydanı ana-baba günü gibi olurdu. Birçoğunu hatırlamadığım pek çok oyunlarımız vardı.

Ertesi gün kasabalarda kurulan bayram yerlerine gidilirdi. Bir nevi panayır biraz da lunapark benzeri yerlerdi.

Her şeyden ötesi; en güzel giysilerini giyen yediden yetmişe tüm insanların yüzlerinden, gözlerinden gülücükler yağardı. Gözleri, gönülleri, kalpleri sanki saadete, sevince formatlanmış gibiydi. O zamanki insanlar şükredebildikleri için çok mutluydular.Bugünküler ise şükredebilmek için mutlu olmayı bekliyorlar.

Mutluluk; 2 ev, bir yazlık, 2 araba kesmiyor… Daha çok, daha çok, daha çok… Eşya medeniyeti dedik ya, insanlar doyumsuz hale geldi, şükrü defterinden sildi. Tam olarak bunun anlamı dünyevileşmektir.

Eskiden insanlar yaşlandıkça bayramda kalabalıklaşırdı ama bugün yaşlandıkça bayramları yalnız geçirme hüznünü yaşıyor.

Geçen bayram bir arkadaşım anlatmıştı; “Dayım 78 yaşında ve hasta. Çok varlıklı olduğu için 3 çocuğundan ikisini Amerika’da okuttu. Şimdi biri doktor ikisi iş adamı oldu. Bu bayram üçü de babalarını Ankara’da yalnız başına bırakıp tatil yörelerine gittiler.”

Vaziyet bu…

Gönül gözümüz körleşti…

Ben hala her bayram sabahı, o çocukluğumda yaşadığım sevinci, heyecanı bir nebze olsun yaşarım. Ancak çocuklarımıza bu duyguyu asla anlatamayız, yaşamaları gerekir.

Evet dostlar, bu hususta yazılacak çok söz var amma bayram günü sizleri daha fazla hüzünlendirmeyelim.

Tüm akraba ve dostların, aziz okuyucuların, İslam Aleminin Mübarek Ramazan Bayramlarını kutluyorum. Sevdiklerinizle bayram sevinci yaşayacağınız bir bayram geçirmenizi temenni ediyorum.

Abdurrahim Ağabeyimin bir şiiri ile “BAYRAMINIZ BAYRAM OLA” diyorum.

BAYRAMLAR BAYRAM OLA

Âlem-i İslâm’a rahmet su gibi

Aksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

Evleriniz cennet kokusu gibi

Koksun, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

Zindan “medrese”dir, gam yayla size

Farkı yok bin yılın bir ayla size

Melekler yukardan gıptayla size

Baksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

Uygur, Kazak, Kırgız, Azerî’nizden

Gitmesin gardaşlık nazarınızdan

Zalimler, zulmünü üzerinizden

Çeksin, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

Süleyman esir de, Simon neden hür?

Hiç durma dünyanın yüzüne tükür..

Müslümanın sesi münafıktan gür

Çıksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

Serilsin gönüller döşek misali

Patlasın sevgiler fişek misali

Hakikat, durmadan, şimşek misali

Çaksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

Haksızlık almasın Hak’kın yerini

Aşsın boyunuzdan aşkın derini

Kimi gözyaşını, kimi terini

Döksün, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

Kök bir, dallar ayrı ki, İslâm bir gül

Afganistan bir gül, Türkistan bir gül

Vahdet bahçesine her insan bir gül

Diksin, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

Mağdurlar, mazlumlar ersin felaha

Vuslata varanlar varsın bir daha

İrfan tohumunu gece, sabaha

Eksin, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

Kandır zalimlerin zulüm çiçeği

Öldürür cehalet, ölüm çiçeği

Gençler yakasına ilim çiçeği

Taksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

Şehide toprağın hürmet-i aşkı

Anadan fazladır şefkat-i aşkı

Rab’bim yüreklere ülfeti, aşkı

Soksun, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

Hazreti Resül’ün nurlu katına

Gitmek isteyenler binsin atına

Küfrün saltanatı yerin altına

Çöksün, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

Ne makam, ne para, ne senet, ne çek…

“Kurtuluş İslâm’da” vallahi gerçek

Bu mübarek sevda bizleri tek tek

Yaksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

ABDURRAHİM KARAKOÇ

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3078/bayramlar-anlamini-yitirdi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar