Oruçla Tazelenip Tahkim Olan Direniş Hattımız

Mübarek ramazanın sonuna geldik. Mübarek deyişim, elbette bereketli olduğu içindir. Umulur ki ramazanımız ilim tahsili, ibadet, yardımlaşma, dayanışma açısından bereketli geçmiştir. Ramazanın bereketi evvela ölçüsüz, ayarsız yaşantımızı düzene, disipline sokması sebebiyledir.

Ramazanın disiplini, bütün alışkanlıklarımızı özenli ve bilinçli bir şekilde askıya almakla gerçekleşiyor. Hayatın alışkanlığa dönüşmesine, bağımlılıkların hayatı esir almasına müsaade etmiyor(uz). Bu bağımlılık hayatın vazgeçilmezleri gibi gözüken yeme, içme gibi faaliyetler bile olsa. “Dur” diyor oruç bize. “Dur yapma” Belki de orucun anlamı tam da budur: Eylemsizlik. Bir anlamda eylemsizlikle yapılan direniş. Bu eylemsizlik hayatın, yolunu, yönünü, mahiyetini değiştiriyor. Önerilen, özendirilen, parlatılan hayatları, hayat anlayışlarını temelden sarsıyor.

Bizi hayhuyu içinde seline kapıp akan hayatı tersine çeviriyor: Uyuyor musun uyuma kalk. Kalk ve sahur yap. Sahurun seherdeki sihriyle ürper ve secdelere kapan. Yemek mi yenecek, yeme. Su mu içeceksin, içme. Konuşulacak mı, konuşma. Bakma, duyma, uyma, karşılık verme. Derinliğine vakıf olunursa müthiş bir eylem bu. Allah’a kulluk bilinciyle ibadetleri merkeze alan bir hayatın şirke ve küfre boyun eğmemesi. Şartlar ne kadar zor olursa olsun imandan ve İslâm’dan taviz vermemenin asil, kararlı tavrı. Oruç budur. Bu ruh varsa sizi sosyal, ekonomik tehditlerle hizaya sokmak isteyenler de emellerine ulaşamazlar.

Sizde bu ruh ve bilinç varsa millet olarak aynı duyguda, aynı amaç ve idealde kenetlenirsiniz. İşte o zaman tam anlamıyla millet, tam anlamıyla ümmet olursunuz. Bu tek yürek olarak kaynaşmış bütünlük asla tarihsiz, şuursuz kalabalıkları ifade etmek için kullanılan kitle değildir. Bu birliktelik emperyalizmin aşılmaz direniş hatlarını oluşturur. Malazgirt ruhu, Çanakkale ruhu bu inanmışlıkla, bu adanmışlıkla var olur, büyük ideal ve iddiaya dönüşür.

Biz oruçla aslında millet olarak esaslı bir eğitimden geçtik. Her yanımızın ABD öncülüğünde emperyalist güçler tarafından sarıldığı, daha da önemlisi algı ve anlayışların biçimlenip yönetildiği, ekonomik krizlerle tehdit edildiğimiz bir dönemde bir ay boyu tuttuğumuz oruç, onlara millet olarak verdiğimiz en güçlü cevaptır. Üstelik bu konjonktürel, gelip geçici hesap ve eylemlerle verilmiş bir cevap değildir. Doğrudan varlığımızın anlamı ile ilgili olduğu için çok derinlikli, köklü, tarihi bir cevaptır. Bedir ruhunun, Uhud ruhunun, Çanakkale, 15 Temmuz ve Fırat Kalkanı ile güncellenerek devam eden bir imanın, maneviyatın cevabıdır.

Cevabımız şudur: Biz belki aç kalırız ama taviz vermeyiz. Biz belki susuz, uykusuz kalırız ama teslim olmayız. Zorlanırız ama yenilmeyiz. Biz 57. Alay’ın muhteşem destanında olduğu gibi belki her birimiz ölürüz ama teslim olmayız. Bizim için yenilmek vatan sevgisi ve istiklâlle kaynaşmış imanımızı terk etmektir. Şu anda kimi alçak terör örgütleri, bölgenin kukla yöneticileri, fırsatı ganimete çevirmek isteyen sömürgen ruhlu güçler tarafından çevrelenmiş, kuşatılmış durumda olduğumuz doğrudur. Bu haçlı Siyonist kuşatma on yıllardır sürüyor. Bir türlü muvaffak olamadılar. İşte şimdi de Âkif’in “En kesif orduların yükleniyor dördü beşi” dizelerini hatırlatır tarzda, vatanımızı işgal, enerji kaynaklarımızı gasp etmek için yüzlerce savaş gemileriyle Akdeniz’deler. Onları buraya sevk eden üst akıl ise bir yandan İsrail’i şımartarak, diğer yandan İran’a hamle yaparak, başka bir cihetten ekonomik saldırılarla bizi zora sokmaya çalışıyor.

Bir ramazan daha silkinişle, sarsılışla, yenilenişle, hitamına erdi. Biz bu dönemde zorluklarla sınandık. Açlığı, yokluğu yaşadık ama yolumuzdan, inancımızdan dönmedik. Yani görünürde emperyalist güçlerini karşımıza çıkaran şeytani kuşatmayı biz ruh, felsefe ve irade hattında yardık. İmanı, direnişle yorumlayan ruhla bütün kuşatmaları paramparça edeceğiz Allah’ın izniyle.

Bir yüzyıllık sınavdan geçiyoruz. Aynı zamanda bir yüzyıllık imkân ele geçiriyoruz. Bu savaşta dayanan, direnen ayakta kalacaktır. Biz dayandık, direndik ve ayakta kalışımızın zaferi olarak da Ramazan Bayramını kutlayacağız. Bu bayram coşkusunun kazanılmış gerçek zaferlerin sevinciyle daha anlamlı olmasını diliyorum. Bu dua ve temennilerle Ramazan Bayramınız kutlu olsun.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3074/orucla-tazelenip-tahkim-olan-direnis-hattimiz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar