Deistlerin Taptığı Bir İnşaat Ustasıdır

Türkiye’de bir şeyi moda haline getirmek o kadar kolaydır ki; çünkü bu, bir anlık nefes veya bir anlık heves meselesidir. Kendi öz kültürüne yabancı kalan toplumlarda bu iş, bu kadar kolaydır. Zira bir toplumu kendi kültürüne yabancılaştırdığınız an, onu şahsiyetsizleştirmiş olursunuz. Merhum Cemil Meriç: “Emperyalizmler, tuzağa düşürmek istedikleri ülkeleri kültürleriyle fethetmez, kültürsüzleştirerek, kültürsüzlüklerine inandırarak yok eder” der. Tabiat boşluğu kabul etmediğinden, toplum kendisine yeni bir kişilik arar. Tam da bu esnada önüne koyduğunuz her şeye büyük bir iştahla sarılır. Cumhuriyet tarihimiz boyunca bazı çevrelerce yapılmak istenen tam da budur. Yıllardır sahip olduğumuz tarih, kültür ve değerler küçümsenmekte, kötülenmekte ve kirletilmektedir. Bu sebeple kendisine yeni bir kültür ve değer arayışına çıkan toplum, esen rüzgârların ardından savrulup durmaktadır, önüne konulan her zokayı da yutmaktadır.

Biz bu ülkede solcu ve komünist olmanın ilerici olmak olduğuna dair sert modayı da gördük, keçi sakalı bırakmanın veya evde bir it beslemenin çağdaşlık olduğunu da. Kırk beş santim genişliğindeki pantolon paçalarını da moda adına giydik, bülbül yuvası gibi saç modelini de moda diye kabul ettik.

Ama şimdilerde farklı bir modayla karşı karşıyayız. Ateizm ile Türkiye’deki İslam’ı anlayışını yıkmayı başaramayanlar, daha yumuşak bir geçişi tercih ettiler: Deizm.

Deizm, kendi içinde bir bütünlük arz etmezse de, iki temel anlayıştan hareket eder. Birincisi, biraz sonra sayacağımız ikinci esası temel alan düşünceden hareketle dinî anlayışa dayanmadan alemi açıklamaktır. İkincisi ise, esasta bir Tanrı anlayışını kabul etmekle birlikte, aleme müdahale etmeyen bir Tanrının varlığına inanmaktır. Bu biraz da Aritotales’in “ilk muharrik” yani ilk hareket ettirici Tanrı anlayışına benzemektedir. Bu düşünceye göre, Tanrı alemi yaratmış ve bir kenara çekilmiştir, artık hiçbir müdahalesi yoktur. Madem Tanrı aleme müdahale etmiyor, o halde tarihte olmuş bitmiş hiçbir şey kutsal sayılamaz. Yani bu açıdan bakılınca vahiy de bir müdahale sayıldığından, vahiy diye bir şey olamaz.

Deistlere göre ezeli, sonsuz akıl sahibi olarak Tanrı, bu dünyayı saat gibi kurmuş, idaresini üstlenmiş ama dünyayla irtibatı yoktur.

Halbuki Samuel Clarke’nin de dediği gibi bilim, maddenin sahip olduğu kanunları ve doğası gereği, kendi kendisinin yapmasının imkânsız olduğunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla alem, sürekli kendisiyle ilgilenen bir Tanrı’ya ihtiyaç duyar. Şayet bu dünya ile ilgilenmeyen bir Tanrı varsa, olup bitenin bilgisine ve bunları etkileyecek bir kudrete, gerektiğinde müdahele edecek bir iradeye sahip değildir. Halbuki böyle bir Tanrı tasavvurunun kabul edilecek bir tarafı olamaz. Bir inşaat ustası kadar etkisi ve yetkisi olan bir zat, olsa olsa en kıymetli haliyle bir inşaat mühendisi olur.

O halde bizdeki modaya uyup deizme inanan kişi, bir inşaat ustasına inansa, en azından etli ve kanlı bir mücerret varlığa inanmış olur ki bu, onun akılcı geçinen yönüne daha uygun düşecektir.  

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3070/deistlerin-taptigi-bir-insaat-ustasidir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar