Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin

Eklenme Tarihi: 29.05.2019 09:03:00 - Güncellenme Tarihi: 17.02.2020 03:06:36

Evet, tövbe yürekten olmalı. Zaten yürekten olmalı ki Nasuh tevbesi gerçekleşebilsin. Nitekim Allah Teâlâ böylesi şerefe ermek isteyen kullarını  ?Tevbe edip iman ederek iyi amel işleyenlerin günahlarını Allah hayırla değiştirecektir? (Furkan 70) beyanıyla müjdelemekte bile.

       Şüphesiz Allah indinde tövbenin ehemmiyeti çok büyüktür.  Öyle ki bir zamanlar otuz sene boyunca tevbe eden bir adam varmış, sürekli günahlarını hatırladığında tevbe ederekten affedileceğini umarmış hep. Yine bir gün ellerini açıp dua ettiğinde şöyle niyazda bulunur:

      -Ya Rabbi! Otuz senedir tevbe ediyorum, ama ne var ki halen kabul buyurup da benim ufacık günahımı affetmedin,  hiç olmazsa büyük günahlarımı affeyleyin.

  Bunun üzerine gaipten şöyle bir ses işitir:

       -Ey kulum! Tövbe etmek zannettiğin kadarıyla basit bir iş mi sanırsın ki, tövben hemen kabul ediliversin. Zira ?Gerçekten tevbe edenleri sever? (Bakara/22) buyurmaktayım. Şüphesiz tövbesini kabul ettiğim mahbubum olur, sevgimi kazanır da.  Hem sevgimi kazanmaktan daha mühim ne iş olabilir ki?

          Anlaşılan tevbe edeceğiz ama tövbenin kabulü noktasında ki zaman dilimi Allah?ın takdirine kalmış bir şeydir. Bu yüzden ısrar etmek yerine sabretmek en doğru bir tutum olup kahrında hoş lütfünde hoş deyip tevbe kapısında büyük bir sabırla sebat etmek gerekir.  İşte Mevlana?nın ?Tövbeni yüz bin defada bozmuş olsan yine gel? çağrısı bunun için vardır. Bu öyle bir çağrıdır ki son nefes anımıza kadar tövbe kapısının açık olduğunun müjdesi bir çağrıdır.  Öyle ya, madem tevbe kapısı her daim açık, o halde tevbenin kabulü noktasında asla umudumuzu yitirmememiz gerekir.  Umut var olalım ki, Olur ya, bir an gelir ki yüreğimizde yanan hakiki bin pişmanlık duygusu Allah indinde karşılık bulup beratımız olmuş. Peki,  bu berat anı nasıl fark edilir derseniz, hiç kuşkusuz o anın yüzü suyu hürmetine Allah?a kulluk noktasında itaat hallerinin zuhur etmesiyle elbet. Böylece bir bakmışsın bir yandan Yüce Allah?a itaat ederken diğer yandan da kendimizi nefsimize tam muhalefet etmiş halde buluruz. Derken sebat etmenin semeresi olarak Nasuh tevbesiyle bereketleniriz de.

      Malumunuz Nasuh tevbesi Mevlana?nın Mesnevisine konu olan Nasuh adında bir adamın kadınlar hamamında korku belasına  (erkek olduğu açığa çıkacağı kaygısıyla)  büyük bir pişmanlıkla Allah?a bir daha yapmayacağım sözünü vermesinin akabinde her türlü lekeden arınmışlığın manasına nush mastarından türemiş bir isimlendirme olarak yankı bulurda.  Madem öyle, biz günahkâr kullar bu kıssadan hareketle nefesimizin son anına dek tevbe etmemiz elzemdir.  Hayatımız boyunca ısrarla tevbe edelim ki Allah?ın izniyle bize de bir gün Nasuh tevbesiyle şereflenmek nasip olsun. Bu öyle bir tevbedir ki bir daha günah işlememek üzere istikamet kapısını açan bir tevbedir. Bu yüzden Nasuh tevbesi siyah leke kabul etmez. Nitekim Rabbül Âlemin bu meyanda ?Ey iman edenler, Allah?a Nasuh tövbesi ile, yani son derece samimi bir şekilde tevbe edin? (Tahrim 8uresi 8. ayet) beyan buyurmakta.

           Evet, yürekten kopan bin pişmanlıkla tevbe etmeli ki Allah?ın lütfü keremi sayesinde geçmiş günahlarımız silinip beyaz bir sayfa açma fırsatı elde edebilelim.  Dahası Resulü Ekrem Efendimiz (s.a.v) bin pişmanlıkla tevbe edenler için zikrettiği; ?Güneş battığı yerden doğuncaya kadar Allah gece günah işleyenlere gündüz, gündüz günah işleyenlere de geceleyin elini uzatır? müjdesine mazhar olunabilsin.  

     Bakın, Muaz b. Cebel (r.a.) bir gün merakından:

     -Ya Rasulullah! Nasuh tevbesi nedir diye sorduğunda,

    Resulü Ekrem (s.a.v) cevaben:

        ?-Kulun yapmış olduğu günaha içten pişmanlık duyması ve Allah?tan öyle özür dilemesidir ki sütün memeye dönmediği gibi, bir daha günaha dönemez? buyurmuştur.

    Anlaşılan tıpkı etmek suya ihtiyaç duyduğumuz gibi tevbeye de muhtacız. Hem nasıl muhtaç olmayalım ki,  manen pirüpak olmamız için buna mecburuz da.  

         Evet,  bir kez daha dillendirmekte fayda var;  ekmek su gibi tevbe de çok büyük bir ihtiyaçtır. Bakın,  Allah Teâlâ ?Ey iman edenler! Hep birlikte Allah?a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz? (Nur?31) diye beyan buyurmakta. Bu konuda iki Cihan Server?ı Rasulullah (s.a.v) ise; ?Allah bir kulunu sevdi mi ona ayıplarını gösterir? beyan buyurmakla tevbenin önemini hatırlatmakta. Sadece hatırlatmak mı,  dahası var elbet, ayıplarımızın farkına varmakla tevbeyle arınma cihetine yönelip hal çaremizin icabına bakmaktır.  

          Tevbe zırhıyla arınma hal çaremizin icabına başvuralım ki aydınlığa kapı aralayabilelim. 

          Tevbe zırhıyla arınalım ki ilahi hitaba muhatap olabilelim.

          Tevbe zırhıyla arınalım ki ruh iklimimize renk katıp manen soluk alabilelim.

          Tevbe zırhıyla arınalım ki, hakiki bin pişmanlık nedir idrak etmiş olalım. Nitekim Ashab tarafından Rasulullah (s.a.v)?e tevbe nedir sorulduğunda cevaben; ?Pişmanlıktır? buyurmuştur.

         Bakın, Ebu Ali Dekkak Hz.leri Kur'an ve Sünnet ışığından hareketle pişmanlığı üç kategoride açıklamıştır:

        ?- Şayet günah korkusundan, ya da cezaya müstahak olma kaygısından pişman duyarak tevbe yapıldıysa biliniz ki bu ? hakiki bir tevbe? olarak anlam kazanacaktır.

-Sevap duygusuyla yapılırsa o tevbe ?İnabe? adını alır.

-Emre riayet maksadıyla yapılırsa o tevbe ?Evbe? diye vasıf kazanır.? 

 İşte bu üç tasniften öyle anlaşılıyor ki; 

-Tevbe; biz günahkâr kulların yakarışı olarak karşılık bulur. 

- İnabe de veli kulların yakarışı olarak karşılık bulur.

        -Evbe ise daha çok Nebi ve Resullerin yakarışı bir münacatı olarak karşılık bulur.  

         Şu da var ki her şeyin adap, erkân ve usulü olduğu gibi hiç kuşkusuz tevbenin de kendine has adab, erkân, usul ve yol yordamı vardır.

Dolayısıyla tevbenin adab, erkân, usul ve yol yordamınca;

   - Her türlü günahtan pişmanlık duymak,

   -Allah?a içtenlikle yönelip günahlarımızı ve acziyetimizi itiraf etmek,

   -Günah işlememeye azmetmek gibi üç temel unsurun yerine getirilmesi şartı aranır da.

      Velhasıl; tövbe kirlenmiş kalplerimizi arındıran, aynı zamanda dünyaya tamah etmekten koparıp Allah?a itaate yönelten pişmanlık vesilesi bir güçtür.

      Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3067/tevbe-candan-olmali-ki-nasuh-gerceklessin

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
03.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
17.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
18.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
11.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
25.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM