S-400 ve ABD’nin Sancısı

1.

Haçlı Dünyasının jandarması ve sözcüsü olan, esas olarak Haçlı Avrupası’nın kanun kaçaklarının, hırsızlarının, arsızlarının, uğursuzlarının, yalancılarının, talancılarının, nikahsızlarının oluşturduğu ABD bakir Amerika Kıtasının önce insan varlığını en alçakça metotlarla yok etti...

Sonra bu işlenmemiş toprakların altındaki ve üstündeki bütün nimetlere sahip olarak zengin hem de çok zengin oldu...

Bu hayal ötesi zenginliğin verdiği imkanları sunarak dünyanın bütün üstün beyinlerini topladı ve muhteşem bir teknoloji oluşturdu...

Aslı, nesli, kökü, soyu, kanı, sureti, sireti, tıyneti bozuk olduğu için sahip olduğu bu muhteşem teknolojinin ürünlerini normal usullerle satarak daha da zengin olmayı değil de, teknolojinin kendisine kazandırdığı üstün nitelikli silahlarla güçsüz ülkelerin boğazına basarak onların zenginliklerine zorla sahip olmayı tercih etti.

Bu zorbalığı sırasında da hiçbir zaman kabadayıca bir zorbalığı tercih etmedi.

Kabadayıca bir zorbalığı tercih etmesi için öncelikle cesur bir yüreğe sahip olması gerekirdi.

ABD hiçbir zaman cesur bir yüreğe sahip olmadı, olamadı...

Tarihin kaydettiği bütün zorba zalimler gibi, domuz sever sığır çobanları olarak dünyaya jandarmalık yapan ABD’de son derece korkak, alçak, sinsi, namert, verdiği sözde asla durmayan, sözüne güvenilmez, yaptığı hiçbir anlaşmaya uymayan, kendisiyle müttefik olunamayacak olan, dostluğu düşmanlığından tehlikeli bir pisliktir.

İnsani özellikler taşımadığı insana ve insanlığa...

Yeni yetme, kökü ve tarihi olmayan bir devlet olduğu için tarihe...

Medeniyeti olmadığı için medeniyete...

Sanatı olmadığı için sanata düşmandır.

Yapı olarak, kelimenin tam anlamıyla, kudurmuş bir fil gibidir...

Girdiği her yeri tahrip etmiş, talan etmiş, yakmış, yıkmış, harabeye çevirmiş, hiçbir yerde hiçbir eser bırakmamıştır.

Bıraktığı kimi eserlerden bahsedecek olursak, bunlar tahrip ettiği, talan ettiği, yağmaladığı ülkelerin içinden edindiği tasmalı itleridir.

Domuz sever sığır çobanları olarak bilinen dünya jandarması ABD’nin ülkemizden edindiği tasmalı itlerin, tasmalı vatansızların sayısı, ABD’nin diğer ülkelerden edindiği tasmalı itlerin/ vatansızların sayısından daha çoktur.

*

2.

Bu çokluğu Merhum Kamuran İnan02.02.2014 tarihli söyleşide şöyle dile getiriyor:

“Eskiden de hain vardı ama bugün Türkiye hain konusunda eski günlerini mumla arar hale geldi” diyor ve ekliyor:
“Evet, Türkiye maalesef haini çok fazla bir ülke…

Bakan olduğum dönemde, hükümete brifing veriliyordu.

Ben, devlet aleyhine faaliyet gösterenlerin sayısını sordum…
205 bin rakamı telaffuz edildi!
Ben bunu bir kitabımda açıkladım ve ‘Resmi rakamlara göre 205 bin hainimiz var” dedim.
Şimdi, hain sayımız daha da arttı!

“İnsanımız yanlış yolda ve ne yazık ki benim vatanım hain yetiştiriyor!”
Rahmi Turan da bir yazısında (20 Nisan 2915) şöyle diyor:

“Türkiye’nin insanı yabancılara kendi devletini gammazlıyor!
Siyasetçilerin, bürokratların bile haberi olmayan çoğu bilgi yabancılara ulaştırılıyor!

Başka ülkelerden gelecek gazetecilerin kimlerle görüşmesi gerektiği bile ayarlanıyor ve özellikle devlet aleyhine konuşacaklarla görüşmeler ayarlanıyor.

Devlet aleyhine faaliyet gösteren haindir!
Devleti dışarıya jurnalleyen, yabancı kamçısıyla devleti dövmeye çalışanlar, bu yaptıklarının karşılığını fazlasıyla alıyorlar!
Ne kadar etkili olurlarsa ona göre prim alıyorlar, ona göre terfi ediyorlar.

Bunların önemli noktalara gelmeleri sağlanıyor.”

Rahmetli Turgut Özal ise, 1991 yılında rahmetli Yalçın Özer’e verdiği mülakatta şunları söylüyor:

"Bizim sıkıntılarımızdan birisi de ülkemizin sıcak kuşakta bulunmasıdır.

Bu ülkelerde satılık insan bulmak çok kolaydır.

Bir Almanı, İngilizi, Fransızı, Japonu ve bir Rusu satın alamazsınız.

Osmanlı'yı yıkmadan önce içerden bazı kimseleri İngilizler satın almışlar.”

Özal sözlerini şöyle sürdüryor:

“Avrupalıların satın aldıkları adamlarla Osmanlıyı içten yıktılar.

Böylece Türkiye hem Arap dünyasından, hem de Hindistan'daki Müslüman aleminden koparıldı.”

Ve rahmetli Özal’ın Yalçın Özer’e verdiği mülakkatta CHP için söyledikleri:

"CHP'yi biraz sıkıştırırsan Avrupalı dostlarına Türk devletini şikayet ederler.

Nasıl ederler?

Ya el altından ya da CHP'nin beslemesi ulusalcı gazetecilerle kamuoyu oluşturarak..."

Yaklaşık otuz sene sonra CHP’nin Avrupa ile ilişkisinde bir değişiklik var mı?

Yok...

*

3.

Bu tasmalı itlere, bu yabancı yalıyla beslenen pisliklere ben vatan haini değil, vatansız diyorum.

Birilerinin vatan haini olması için, onun öncelikle bir vatanı olması gerekir.

Bu da bu coğrafyanın vatanlaşmasında o kişilerin kanlarının, gözyaşlarının ve terlerinin olmasını gerektirir.

Oysa bu vatansızların bu ülkenin vatan olmasında kanları, terleri ve gözyaşları yoktur.

Dolayısıyla bunlar vatan haini değil vatansızdır.

Kesinlikle bu topraklarda yaşama hakları bile yoktur.

*

4.

İşte bu ABD, sözde Nato içinde müttefikimiz olduğu halde, İslam Dünyasının ileri karakolu durumundaki bu ülke üzerinde çok sinsice, çok namertçe, çok alçakça emeller beslemektedir.

Bu emelleri gerçekleştirecek teknolojik güce sahip olmasına rağmen, yürek gücüne sahip olmadığı için, İslamın Son Ordusu olan bu milletin ordusuyla göğüs güğüse çarpışmaktan korkmaktadır.

Biraz önceki satırlarda kaydettiğimiz gibi, ülkemizde çok sayıda ucuz, vatansız, namert tasmalı ite, tasmalı vatansıza sahip olmasına ve onları her türden yıkıcı faaliyetlerde kullanmasına rağmen yine de bunları yeterli görmemekte...

15 Temmuz işgal hareketindeki başarısızlığını da dikkate alarak, daha savunmasız bir Türkiye istemektedir.

Bu nedenle ülkemizin Rusya’dan alacağı S-400’lerden son derece korkmaktadır.

Çünkü ABD demek, tıpkı savunmasız Kızılderili Amerika yerlilerini öldürdükleri gibi, savunmasız ülkelerin başına bela olmak demektir.

ABD’nin hiç savaş başarısı yoktur.

Aslında kağıttan bir kaplandır.

Bir Osmanlı tokadına ihtiyacı vardır.

Son söz!

Bu ülke S-400 savunma sistemlerini alsa da almasa da, bu ülkenin ordusu her türlü şartta ülkesini koruma gücüne sahiptir.

Ve elbet, Akdeniz’de yığınak yapan bütün Haçlı güçlerini Akdeniz’e gömme gücüne de sahiptir.

Elimizden gelen her şeyi yaptıktan sonra, son sözümüz hep şöyle olmalıdır:

Hasbunallâhu ve ni'mel vekîl...

Allah bize yeter; O ne güzel vekildir...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3063/s-400-ve-abdnin-sancisi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar