Bakan Z.Selçuk’un, Milli Eğitimdeki, “reform” mu?!..

İlk söz:Liyakatlı isimler olmadan, reform çok zor!..

Milli Eğitim’de 17 yıldır yaşanan olumsuzluklar ve 7 Bakan değişimi, iyi olmadı ve zararını ülkemiz çekiyor. Liyakatsız kişilerin Bakan/Müsteşar/Genel Müdür v.b.  yapılması işin tuzu biberi oldu… Oysa, bu ülkenin yetişmiş insan gücü var, ama ya; siyaseten kenara atılmış, ya da siyasi olmak istemeyen kişiler. Böyle olunca, enerjimizi boşa akıtmaya devam ediyoruz.

Bir akademisyen-sanatçı olarak tam 44 yıldır, hem idareci, hem yazar, hem araştırmacı olarak eğitimde olup bitenleri yakından izlemeye çalışıyorum. Elbette, “eğitimin şart olduğuna” inanıyorum, ama; ayakları yere basan, uygulama ile bütünleşen bir eğitimden yanayım.

Elbette, bir müzikbilimciyim ama, genel eğitim içinde müzik bilimi/sanatı da önemli bir yer tutuyor. Dolayısı ile bütünden kopamıyorum.

Her Bakanın açıkladığını alkışlamayı sevmiyorum; tartıyor, araştırıyor sonra fikirlerimi kağıda döküyorum.

Çünkü, son 17 yılda gördüm ki, reform diye alkışlanan ve hükümet yanlısı basın/köşe yazarları tarafından hararetle alkışlanan/desteklenen projeler, diğer Bakan gelince çöpe atılıyor. Üstelik reforma diye ortalığı kaldıran bakanlardan, o günden sonra tek bir cümle söz duyulmadı. İlginç değil mi? Demek ki, samimi değillermiş, önlerine ne konulduysa onu açıklamışlar. Yoksa, kendileri de inanmamışlar. Kusura bakılmasın, ortaya çıkan sonuç bu oluyor!..

Örneğin, ME Bakanı Ziya Selçuk’un açıkladığı “tatil projesi”, akademide kullanılıyor. Biz Konservatuar hocaları “ara tatilden” memnun değiliz.Çünkü, dersler bir hafta kesiliyor. Bu durum, uygulamalı okullarda öğrenciyi geriye çekiyor. Ayrıca, Bakan; ara tatillerde çocuklar “sanat, spor, beceri v.b.” kurslara gidecekler diyor, ama,  Turizm Bakanlığı, bunu paraya dönüştürme peşinde ki öyle olacaktır.

Bakan, dünkü açıklamasında da; “Lisede Ne Yaptık?” başlığıyla tanıttığı yeni modelin sadece bir ortaöğretim programı değişimi değil; ülke ve çocuklar için bir gelecek kurgulama meselesi olduğunu vurgulayarak, “Gençlere karşı sorumluluğumuz çok büyük. Evet, okula geliyorlar ama nereye gidiyorlar? Biz onları neye hazırlıyoruz? Yollarını nasıl çiziyoruz? Bu sorular meslek hayatımın sorularıydı. Şimdi cevabını verme zamanı” ifadelerini kullandı ve “Eğitimle ilgilenen, meselesi eğitim olan, geleceğe yürüyen herkesin bizimle olmasını dilerim. Zira bu sadece bir ortaöğretim programı değişimi değil ülkemiz için, çocuklarımız için bir gelecek kurgulama meselesi.” görüşlerine yer verdi.

Dersleri vermek için önce öğretmenler “oryantasyon kurslarına alınacak”, “kursa gidip öğrenecek”, ve öğrencilere öğretecek…Sonra da öğrenciler; haftada iki gün alınan bu dersle, meslek sahibi olacaklarmış!..

Nasıl yani? der gibisiniz, ama Bakan öyle söyledi.

Yıllardır, ben dahil birçok eğitim yazarı; “Fin Eğitim Sistemi’ne neden geçmiyoruz da, sürekli öğrencileri kobay olarak kullanıp, yine başarısız oluyoruz?sorusuna cevap arıyoruz. Ama, bulamıyoruz..

https://www.internethaber.com/turk-egitim-sisteminin-dunyayla-uyum-saglamasi-istenmiyor-mu-1843713y.htm

Milli Eğitim Bakanı, geldiği günden beri çok az kişiyi görevden aldı veya değiştirdi. Eski başarısız isimlerle, yeni, başarı elde edilemez gerçeğini gözardı etti.

“Bakan Sn. Ziya Selçuk'un, 'MEB 2023 Eğitim Vizyonu’ nasıl karşılandı?”

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2604/bakan-sn-ziya-selcukun-meb-2023-egitim-vizyonu-nasil-karsilandi.html

“Milli Eğitim Bakanı Sn. Ziya Selçuk, eğitimi inşa edebilecek mi?”

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2370/milli-egitim-bakani-sn-ziya-selcuk-egitimi-insa-edebilecek-mi.html

Biz, öğretmenlikten gelen, eğitim sevdalısı olan, bir özel okul sahibi  Bakan’ın, diğerleri gibi “günü kurtarmak” peşinde  olmadığını ve halk nezninde “hala kredisinin devam ettiğini” biliyoruz.

Ancak, liyakatlı  kadro olmazsa, en iyi proje bile başarıya ulaşamaz.

Bakanın son açıklaması (22.05.2019) şöyle; "Liselerde 9 ve 10'uncu sınıflarda matematik dersi zorunludur, mevcut durumda, 11 ve 12'de seçmelidir. Yeni durumda 9, 10 ve 11'de matematik zorunlu, 12'de seçmelidir. Beden eğitimi, resim ve müzik derslerinin öğretmenlerine duyulan ihtiyacın azalacağı yönündeki endişeler de yersizdir, aksine 'Hayal-Etkinlik-Yaşam' (HEY) etkinlikleri ile öğretmen ihtiyacı artacaktır. Beden eğitimi, resim, müzik dersleri; ilkokuldan başlayarak, 8 sene boyunca zorunlu, lise öğrencilerine ise yönelecekleri alan doğrultusunda ders seçme imkanı tanıdık. Diyelim ki, bir öğrencimiz; 'Ben müzik ve sporu aynı zamanda götürmek istiyorum' dedi. Götürebilir, orada da bir sıkıntı yok, yani ikisini aynı zamanda da alabilir, ya da; 'Ben bu dersi daha çok almak istiyorum, lisanslı sporcuyum, bütün gücümü oraya vermek istiyorum' diyebilir. Bütün öğrencilere tek paket, 'Herkes her dersi aynı şekilde alacak' demek kişiselleşmeye, birey olmaya aykırı. Herkesin kendisini tanıması ve kendisi olmasına müsaade etmek lazım. Yeni modelin önemli bileşenleri; öğretmen eğitimi, okul profili değerlendirme çalışması, her öğrencinin yeteneğini ve yönelimini belirleyen 'e-portfolyo'dur.”

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3057/bakan-zselcukun-milli-egitimdeki-reform-mu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar