Avrupa'nın Kültürel Egemenlik ve Asimilasyon Problemi

Eklenme Tarihi: 21.05.2019 08:20:00 - Güncellenme Tarihi: 18.01.2020 09:19:03

Geleneksel kültürlerin birlikte yaşama mecburiyetinden doğan problemlere karşı gösterdiği tepki ve dirence rağmen huzur ve barış ortamını sağlamaya yönelik çalışmaları çok önemsiyor ve değerli buluyorum. Birlikte yaşamanın gerekliliğine inanmış toplumların, devlet denen müessesenin kurumları vasıtasıyla içte ve dışta, huzur, güven ve barış ortamına ulaşmak istedikleri için devleti kutsadıklarını da biliyorum.

Bendeniz toplumların sosyalleşmesini temin eden evrensel değerleri, kolektif çabalar neticesinde oluşan tecrübeler bütünü olarak görürüm. Bu manada evrensel kültürün bireyselliği aşarak, bireyin üstünde bir değerde kabul görmesini sosyal çevrelerin uyumunu sağlayacak unsurlar olarak kabul ederim. Her ne kadar tarihin derinliklerinde bir yerlerde kültürlerin çatışmasına rastlasak dahi, insanlık tarihini sürekli çatışan ve savaşan zaman dilimi olarak nitelemenin yanlış olduğunu ifade etmek isterim.

Tarihin seyiri içerisinde, kültürlerin uyuştuğu ve ya çatıştığı dönemlere bakacak olursak, sebebi ne olursa olsun, ister dini, ister milli sebepler olsun, en azından içgüdüsel olarak daha iyi ve daha güzeli yaşama arzusu olduğunu görebiliriz. Bana göre her kültür, kendi geleneksel değerlerinin daha iyi ve daha güzel olduğu inancıyla, diğer toplumlar üzerinde hâkimiyet kurmak istemiştir. Bu manada savaş ve çatışmaların gerekli olduğu gibi bir yanlış anlaşılmaya sebep olmak istemem. Sadece savaş ve çatışma psikolojisini motife eden unsurlara bakıldığında, sömürge ve toprak edinmek gibi istisnai durumlar hariç, haçlı seferleri de dahil olmak üzere, asıl niyetin kültürlerin egemenlik alanlarını genişletme arzusu olduğuna işaret etmek isterim.

İki kutuplu dünyadan, dağılan Sovyet bloğu sonrasına paralel olarak, özellikle 11 Eylül hadisesinden sonra, yeni dünya düzeni diye dayattıkları tek kutuplu dünyanın, Müslümanların sindirilmesine yönelik baskılarını haçlı zihniyetinin yeniden dirilişi olarak görmek mümkün. Özellikle son dönemlerde kıta Avrupasında artan yabancı düşmanlığı ve Müslümanları hedef alan eylem ve söylemlerin toplumda karşılık bulmasını asimilasyona karşı gösterilen dirençten kaynaklandığını iddia etmekte mümkün. Aksi halde, devletlerin anayasal zorunluluğunun tüm halk ve azınlıklara eşit haklar tanıyarak, sosyal dengeyi sağlayacak olan demokratik hak ve özgürlüklere saygı ve bağlılık olduğu halde, politik arenadan sonra, hoşgörüsüzlüğün çok bariz ve çok açık bir şekilde sokakta ki vatandaşa kadar sirayet etmesini engelleyecek önlemlerin alınamaması nasıl izah edilebilirdi ki.

Çağımızda uygarlık ve medeniyetin demokratik değerler üzerinde yükseldiği gerçeği politikacılar tarafından bilerek inkar edilmekte olup, uygulanan hatalı politikalar içte ve dışta devletlerin itibarını zedeleyen gelişmelere sebep olmakta. Her ne kadar "ikinci sınıf sözleşmeli vatandaşı" olsak dahi, yaşadığımız ülkeler adına oluşan olumsuz hava ve itibar zafiyeti duygusal olarak biz Avrupalı Türkleri üzüntüye sevk ediyor. Avrupa?da yaşayan biz Türkler daha emin ve daha güzel bir kader arayışımızda, tebası olduğumuz ülkelerden her türlü ayrımcılığa karşı evrensel değerlere yakışan bir tavır almalarını beklediğimizi ifade ederek yazımı bitirmek istiyorum.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3051/avrupanin-kulturel-egemenlik-ve-asimilasyon-problemi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

31.07.2019 Lider ve Karizma
24.07.2019 Stratejik Akıl
17.07.2019 Suriye'den Daha Elzem, Suriyeliler Politikamız Olmalı
10.07.2019 Çarçur Ekonomisi
02.07.2019 Anketlere Değil, Aynaya Baksaydınız
26.06.2019 Sosyal Medya ve Yazar Tosun
19.06.2019 Akdenizde Can Sıkan Gelişmeler
11.06.2019 Lütfi Kırdar Mutabakatı
06.06.2019 Seküler kültürün icadı doğmalar, izm'ler
29.05.2019 Devlet Aklı
21.05.2019 Avrupa'nın Kültürel Egemenlik ve Asimilasyon Problemi
15.05.2019 Nihaî Çözüm Nedir?
08.05.2019 Nelere Şahit Olduk
02.05.2019 Hıyânet-i Vatan Suçlaması
25.04.2019 Merkez Sağ ve Merkez Sol Siyaseti
17.04.2019 Nur-u âyinlere ilham olsun.
09.04.2019 Bir deneme, yitirilen düşler
27.03.2019 CHP'yi iktidarsızlıktan kim kurtaracak?
20.03.2019 Hangisi daha evla kuvvetler ayrılığı prensibi mi, yoksa kuvvetler birliği ilkesi mi?
14.03.2019 Belediyelere, yerel yönetimlere atanmış seçkinler
06.03.2019 Türkiye taşra ve varoş kültürünün etkisi altına giriyor
27.02.2019 Uluslararası ilişkilerde basın ve medyanın rolü (2)
20.02.2019 Uluslararası ilişkilerde basın ve medyanın rolü (1)
14.02.2019 Toplumsal hayatımızda basın ve medyanın rolü
06.02.2019 Sahi biz kime oy vereceğiz?
30.01.2019 Baykal'ın devlet adamlığı vasfı
22.01.2019 Evrensel adalet ve hukukun üstünlüğü ilkesi
15.01.2019 Peki seçmenler ne istiyor?
09.01.2019 Atatürk döneminde Kemalizm fikrinin doğuşu
25.12.2018 2019 demokratik olgunluk yılı olsun
18.12.2018 Avrupa Türklerinin sosyal statüsü
11.12.2018 İnsan Hakları Gününde insani değerler ve kişi hakları
04.12.2018 Gelecek kaygısı ve Hitler Avrupası
27.11.2018 Batının kültürel tehdit algısı
20.11.2018 Medeniyetler ittifakı olmaz
12.11.2018 Pasif direniş ve sivil itaatsizlik.
06.11.2018 Eski tüfek bir Sosyalistin, Türk Solu analizi
29.10.2018 Erkler arası ilişkilerde yetki kavgası, anayasal hukuk devletini yaralar
25.10.2018 CHP ve Türk Solu Kavramı
19.10.2018 Ferdiyetçi ve toplumcu görüşe göre seküler, laik devletin tanımı
13.10.2018 İslam Hukukunda devletin tanımı
11.10.2018 Zabıta ekonomisi
03.10.2018 Etno-kültürel talepler ve bölgesel ırkçılık
27.09.2018 Emeklilikte yaş haddi mağduriyeti