Cumhurun İstanbul Sınavı

1.

Gerek ülkemizde, gerekse dünyanın diğer demokratik ülkelerinde yapılan seçimlerden sonra bazı itirazlar mutlaka olur. Bunların bazıları küçük boyutlu olabildiği gibi kimisi de büyük boyutludur.

Nitekim son yapılan yerel seçimlerde de itirazlar olmuş; bu itirazların kimisi, sandıklar yeniden sayılarak hemen çözüme kavuşturulmuş, kimi itirazların çözümü ise yeni bir seçime kapı aralamıştır. İşte İstanbul seçimine yapılan itirazlar, kimi nedenlerle yeni bir seçime kapı aralayan itirazlar arasında yerini almıştır. Böylesine büyük boyutlu bir seçim yenilemesi ülkemizde ilk kez olduğu için, elbet gürültüsü de çok olmuş ve her nedense dünyanın bir ucundan bu yenilemeye itiraz sesleri yükselmiştir.

Elbet bu itirazlarda başı çekenler yine cowboylar ve onların dümen suyundan giden ülkeler olmuştur. Çünkü cowboylara göre kendileri dünyanın jandarmasıdır ve her şeye karışmaya, her yemeğe maydanoz olmaya hak sahibidirler.

Oysa, her türlü sıkıntıya rağmen, ülkemizi yönetenler, her yemeğe maydanoz olan, her işe burunlarını sokan dünyanın jandarmasına gerekli cevabı her zaman, hem de en yüksek perdeden vermişlerdir. Fakat cowboyların bir devlet geleneği olmadığı için, bu tür cevaplardan bir şey anlamaları mümkün değildir.

Bizim de ülke olarak, başka türden, cowboyların anlayacağı cinsten, anlayacağı dille bir cevap vermemiz de şimdilik mümkün değildir. Ama gün gelecek ve biz cowboylara anlayacakları dilden cevap verebileceğimizi umut ediyorum.

Gün ola harman ola...

*

2.

İstanbul seçimlerinin yenilenmesinin teknik tarafına girmek istemiyorum. Fakat şu kadarını demek zorundayım:

YSK, seçimlere itiraz eden AK Partinin itirazla ilgili delillerini yeterli bulmuş olmalı ki, yapılan itirazı kabul etti ve seçimin yenilenmesine karar verdi...

Benim şahsen gönlümden geçen, seçimin yenilenmesi değil, oyların yeniden sayılmasıydı.

Bu hem daha kısa zamanda yapılacak, hem çok daha az masrafla olacak, hem de daha az gerginliğe sebep olacaktı. Şimdi nereden bakarsak bakalım, zaman olarak bu milletin üç ayı kaybolup gidecek.  Oysa bu milletin çevresinde heyula gibi meseleler var ve milletçe bu meselelere odaklanmak zorundayız.

Aksi halde telafisi zor sonuçlarla karşılaşabiliriz ki, bunun faturası çok daha ağır olabilir. YSK bir yargı organıdır ve yargıyı yargılamak istemiyorum. Ama bu ülke hepimizindir ve biz sokaktaki insanlar olarak ülkemizin problemlerine kafa ve gönül yorarken, YSK’nın da biraz daha sorumlu davranması; kendisine sunulan deliller çerçevesinde sandıkları yeniden saydırması ve işi sürüncemede bırakmadan seçimi sonlandırması gerekirdi.

Böylece seçimsiz geçireceğimiz zamanı uzatmış olurduk. Ama YSK tercihini böyle kullandı ve böylece seçimsiz geçecek olan süre 50 aydan 48 aya inmiş oldu...

Bu 48 ayı ülke kalkınmasına harcayabilsek, yine de iyi sayılır...

Fakat bilmek durumundayız ki:

Haçlı Batı

İçimizdeki Truva Atı Ashabı

Boğaziçi Aşireti

Rabinoğlu Feto’nun Haşhaşileri

Seçimsiz geçeceğini hesapladığımız bu dört yılı bu ülkeye, bu millete rahatça kullandırmazlar.

Yönetimin bu konuda hazırlıklı olması gerekir ki, sanıyorum hazırlıklıdır.

*

3.

Bu ülke en zor dönemlerde seçim yapmasına rağmen; 1946 yılında yapılan Erken Genel Seçimdeki o yüz karası şaibeden sonra, ufak tefek aksamalar dışında, bütün seçimlerini şaibesiz denecek temizlikte yapmış ve sonuçlandırmıştır.

Bu bakımdan, 23 Haziranda yapılacak seçimlerin şaibesiz, tertemiz, kavgasız-gürültüsüz-patırtısız geçmesi için devletin ve siyasi partilerin gerekli titizliği göstermesi gerekir. Elbet ilçe ve il seçim kurulları da, yasaları bir kenara iterek, kendi kafalarına göre sandık kurulları oluşturma gayretinde olmamalıdırlar.

Biz yapalım da yine itiraz etsinler anlayışıyla sandık kurulları oluşturulursa, ülke seçim sathından çıkamaz ve milletçe çok şey kaybederiz. Yapılacak şey sandık kurullarındaki memurların hakkaniyetli davranmaları, siyasi parti temsilcilerinin ise sandıktan çıkan oyların tutanaklara doğru geçmesinde gerekli dikkati göstermeleridir. Ve yine İstanbul seçimlerinde görüldü ki, seçimlerin doğru yapılabilmesi için sadece sandık tutanaklarının doğru olması yeterli olmuyor ve sonuçlarının seçim kurullarına aktarılması sırasında da her türlü kaydırmalar yapılabiliyor...

Bu bakımdan gerek Cumhur İttifakının, gerekse diğer ittifak partilerinin sandık müşahitlerinin bu kaydırmalara da dikkat etmeleri gerekir.

Aksi halde sorumlu olurlar ve haklarında yasal işlemler yapılır

*

4.

İstanbul’da yapılan bir çalışmada görüldü ki, Tayyip Beye ve AK Partiye ders vermek isteyen önemli miktarda bir Cumhur İttifakının Seçmeni sandığa gitmemiş...

Bunu yaşadığımız bir seçim hatırasıyla delillendirmek istiyorum.

2009 Yerel Seçimleri aday belirleme sürecinde, bir gece Rahmetli Muhsin Bey beni aradı ve “hocam görüşebilir miyiz” dedi.

Ben de “yarın geleyim başkanım” dedim.

Şubat başlarıydı ve listeler seçim kurullarına henüz verilmemişti.

Ertesi gün gittim...

Meğerse, Van BBP İl Başkanı Muhsin Başkanı aramış ve seçmen AK Parti adayına tepkili (o zaman için mevcut belediye başkanı), sandığa gitmeyecek diyor ve benim Van’da BBP Belediye Başkan adayı olmamı istiyor.

Ben rahmetli Muhsin beye bu konudaki fikirlerimi söyledim ve beni bağışlamasını istedim.

Rahmetli söylediklerimi makul gördü ve ısrarlı olmadı.

Gerçekten de o seçimde Van gibi bir yerde 50 bin seçmen sandığa gitmedi ve AK Partinin mevcut belediye başkanı seçimi kaybetti, HDP’nin adayı seçimi kazandı.

Ve Van Belediye Başkanlığı o tarihten bu taraf HDP’nin elinde...

Buradan çıkarılacak ders şudur:

AK Partinin ve MHP’nin küskün seçmenleri vardır...

Küsmek sağ seçmenin huyudur.

Küsmek de, kırılmak da, darılmak da haksız demiyorum.

Sadece durum tesbiti yapıyorum...

Zaten yapılan çalışmayla, epey fazla miktarda AK Parti seçmeninin sandığa gitmediği belirlenmiş.

Devlet Bahçeli de İstanbul’a karargâh kurduğuna göre, epey fazla miktarda MHP seçmeninin de sandığa gitmemiş olduğunu söyleyebiliriz.

Bu durumda Cumhur İttifakı Partilerinin yapacakları şey, küskün, kırgın, dargın seçmenleri ziyaret etmek ve bir şekilde gönüllerini almaktır.

Bunu iki lider de çok kolaylıkla yapabileceklerdir.

Bunu yapabilirlerse, Binali Bey İstanbul seçimlerini açık ara kazanır...

Görelim Mevlam neyler...

Neylerse güzel eyler...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3047/cumhurun-istanbul-sinavi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar