Demokrasi ve Devlet Bağı

Yargının siyasetin emrine girdiği yerlerde o siyasete aykırı bir kararı yargıdan beklemek safdilliktir. CB sistemi ile birlikte yargı bağımsızlığı da bitmiştir. Bunu en veciz şekilde Doğu Perinçek söyledi: Yargı siyasetin köpeğidir, dedi. Bu çirkin ve aşağılayıcı beyana elbette katılmıyorum. Yargıçların bu çirkin ve aşağılayıcı ifadeden dolayı Perinçek’e dava açacaklarını bekliyordum, ama kimse buna cesaret edemedi.

YSK kararını da bu düzlemde değerlendirmek gerekir, iktidara bağlı bir yargının ne yapması gerekiyorsa onu yaptılar. Oylar çalınmışmış, sandık kurulları doğru oluşturulmamışmış bunların hepsi bahane. Bir gerekçeye ihtiyaç vardı böyle bir uyduruk gerekçe buldular.

Bir devleti ayakta tutan adalet, demokrasiyi ayakta tutan ise seçim güvenliğidir. Seçimlerin bile çare olmadığı bir yerde demokrasiden, milli iradeye saygıdan söz edilemez.

Türkiye, iki sebepten bu noktaya geldi, Birincisi 15 Temmuz FETÖ darbesi. Bu hain kalkışma sadece yapanlara değil bütün bir Türkiye’ye zarar verdi. En başta dini cemaatlere, tarikatlara hatta daha genel olarak dindarlara olan güveni yok etti. Bundan sonra kimsenin dini cemaatlerin demokrasi savunularına itimat edemez.

İkincisi ise AK Partinin darbeyi istismar ederek her hukuksuzluğu meşrulaştırması, her haksızlığı mubah görmesidir. Darbelerle mücadele elbette her iktidarın görevidir. Askerimize, polisimize, devletimize kurşun sıkanın, yargıda, orduda örgütlenenlerin, soru çalarak onun bunun hakkına tecavüz edenlerin savunulacak bir yanı olamaz. Ancak,  bu yapının nihai hedefini bilmeden tamamen dini hassasiyetlerle dahil olanların toptancı bir değerlendirme ile suçlu ilan edilip mağdur edilmesi de kabul edilemez. FETÖ darbesi fırsata çevrilerek önce partili Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmiş, ardından bütün kurumlar işlevsizleştirilerek her şey tek kişinin iradesine terk edilmiştir. Böyle bir sistem İslam’a da, demokrasiye de çağımızın gerçeklerine de aykırıdır. 15 Temmuz darbesinin sonucu demokrasiyi tahkim etmek değil, demokrasinin içini boşaltmak olmuştur. Bir yerde seçim sonuçları iktidarın takdirine bağlı ise orada demokrasi yoktur.

Türkiye’nin İstanbul seçimlerinden önce bu sorunu konuşması gerekir. Durum öyle bir hal almıştır ki ekonomik kriz bile iktidarı durduramamıştır. Oysa doğru olan ülkenin derhal normalleştirilerek ekonomik krize odaklanmasıydı. Bu ülkeyi AK partinin ne kadar yönetme hakkı varsa diğer partilerin de o kadar yönetme hakkı vardır. Çağımızda devletle millet arasındaki bağların güçlenmesinde demokrasinin istisnai bir yeri vardır. E.J. Hobsbawm bu gerçekten hareketle şunları söyler:“Demokratikleşme doğal olarak devletlerin ve rejimlerin kendi yurttaşlarının gözünde (sevilmeseler bile) meşruiyet kazanma problemlerinin çözümüne yardımcı olur. Demokratikleşme devlet yurtseverliğini kuvvetlendirdiği gibi,  bunu yoktan var da edebilir.” FETÖ bahane edilerek demokrasiden uzaklaşıldıkça iktidarın ve CB sisteminin meşruiyeti de tartışılmaya başlanmıştır. En kötüsü insanlarımızın en az yarısının yapılan uygulamalardan dolayı devletle olan bağı zedelenmiştir. Bu gidişatı durdurmak yine iktidarın kendi elindedir. Demokrasiye, hukuka, kuvvetler ayrılığına dönüş bu tartışmaları azaltabilir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3041/demokrasi-ve-devlet-bagi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar