Vefalı Dosta Teşekkür

64 yaşındayım. İhtiyar diye kitabını bile yazdım. Bunca hayatımda neler gördüm neler. Gördüklerimin deryada damla misali bir kısmını yazarak kendimle hesaplaştım. Hayatımın bütün yaralarını açanların acılarıyla doldu ömrüm. Lakin her yanım dertlerden yaralanmış ruhumun tek ilacının vefa olduğunu gördüm. Vefa, onulmaz yaraların tek ilacı oldu. Dost bildiğim yüzlerce insanın ihanetini gördüm. Önünde diz çöküp hizmet ettiklerimin bile darbeleriyle kahroldum. Bu yaşımda kıpırdayacak halim bile kalmadı. Mahir gardaşımın dediği gibi “C5 işkence hanesi bu içinde yaşanmaz insanlarla hayatı paylaşmaktan daha iyiydi.” Kitabımı okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır. Zaman zaman dertleştiğim, içimi döküp rahatladığım Muhsin Başkanım da yok artık. Aynı programı belki defalarca izlemesine rağmen sonuna kadar tekrar izler, kulise gelir ekip arkadaşlarımın yanında beni onurlandırırdı. O da yok artık. Kitabımı bu acılar içinde yazdım. Hatta yazarken kalp krizi bile geçirdim. Bugünlerde siyaset meydanında sanatçıların “Güzel şeyler olacak” paylaşımlarına kızanların bizleri sanatçı saymayışlarına kahrolduğum günlerdi bu günler. O kızdıkları sanatçıları mekanlarında ağırlarken bizler hiç akıllarına gelmedik. Her gün sevgili değiştiren bu ahlaktan yoksun varlıkların ülkemizde baş tacı edildiklerini ve değer verildiklerini görmek beni kahrediyordu. Uykularım kaçıyordu. Yıllardır tüm değerlerimizi yerle bir eden bu varlıkların twitleri neden bu kadar önemli görülmüş ve en üst perdeden muhatap alınmışlardı. Bizler ise Kültür Bakanlığı tarafından galeye bile alınmamış. En üst makama yazdıklarımız yazılarımızı muhatap alınmaya bile değer görülmemişti. Bu gidişle fazla yaşamayacağıma inanırken. Acılar içinde kıvranırken. Hayatımı sürdürebilmek için yırtınırken imdadıma vefa yetişti. Tek çarem kalmıştı. Kitap basıp satmak ve geliriyle bir film yapmak. Hem inandığım davama ölmeden önce hizmet etmek hem sıkıntılarımdan kurtulmak. İşte böyle anlarda karşıma çıkan vefa oldu. “Matbaa senin kitabını basarız” diyen vefalı bir enişte. Vakfının kapılarını açan “burası senin imza gününü tabii ki burada yapabilirsin” diyen bir vefalı dost Mahir Damatlar. Her gün dertlerimi dinleyip bana moral veren vefalı arkadaşım Cabbar. İstanbul’da kendisine hiç sormadan dükkanını imza için kullanabileceğime inandığım evladım saydığım Serhat Yentürk. Haşim abi zorda olmasa kitabı yazmazdı veya Haşim abiye inanıyoruz başaracak ve hizmet edecek diye inanarak kitabı hemen satın alan anadolunun samimi insanları.

Herkesin bizi sanatçı yerine koymadığı bir zaman diliminde bana ve yaptığım sanata değer veren Muhsin Başkan’dan sonra programları kim bilir kaç kez izlediği halde sonuna kadar kalkmadan izleyen ve yine aynı Muhsin Başkan gibi kulise gelerek ekip arkadaşlarıma karşı beni onurlandıran, benim için yaptırdığı organizeler ile son birkaç yılımı ayakta geçirebildiğim dost. Bu yazıyı okuduğunuz sitesinde hiç kimsenin kınamasına aldırmadan ve acaba mı demeden, kitabımda ne yazdığımın bile tereddüdünü yaşamadan gecenin yarısında kitabımın imza gününü duyuran bir dost. Kendisine teşekkür ettiğimde “görev” diye cevaplamıştı. Evet görevdi ama bu vefanın bir göreviydi. Bu görev değil “vefa” idi. Kendisi gibi çile çekmiş arkadaşına karşı bir vefa idi. Bu vefayı Gözyaşı’nın ilk yıllarında da gösteren ve hep bana destek veren dost. Evet hala yaşıyor olması, hala desteğini gösteriyor olması benim için büyük mutluluktur. Umutların tükendiği anda yetişen vefa. O kişi bu yazıyı okuduğunuz sitenin kurucusu Selçuk ÖZDAĞ’dır. Sadece bana karşı değil, tüm cefakar arkadaşlarına karşı vefasını gösteren bir vefalı dost. Tüm solcular cezaevlerinden çıkarken ülkücü arkadaşlarının kanunların yanlış işleyişinden dolayı mapushanelerde kalmasınlar diye milletvekilliğini kullanarak kanunda değişiklik yaptırtıp hürriyetlerine kavuşmalarına vesile olan vefalı dost. Benim bildiklerimin hepsi bunlar değil, bir de bilmediğim iyiliklerini düşünüyorum da nasıl teşekkür etmeliyiz diye kelime arıyorum. Kendini adadığı şehir Manisa’da dokunmadığı dertli kalmamış olan vefalı dosta “insanlara teşekkür etmeyen Allah’a şükredemez” ilahi düsturundan ilhamla teşekkür etmek için yazdım bu yazıyı.

Rabbim kimseyi vefalı dostlarından ayrı bırakmasın. Vefalı olmanın ne demek olduğunu görmek isteyenler Muhsin Başkan’ın türbeye dönen ve Ankara’nın Hacı Bayram’dan sonra en çok ziyaret edilen kabrine gidip baksınlar. Vefa sevgidir. Muhsin Başkan’la tanışan herkes onun sevgisinden emindi. Bu yüzden milyonlar ağladı ona. Vefalı dostlara selam olsun. İyi ki varsınız. Çıktığınız yollarda Anadolu tabiriyle “ayağınıza taş değmesin” Vefayı yaratan Rabbim her daim sizinle olsun. Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3032/vefali-dosta-tesekkur.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar