Ramazan ve Nefis Muhasebesi

Oruç, yememek, içmemekten ibaret bir ibadet değildir. Belki de en uzak manası budur. Esas olan Ramazanla gelen uygulamaların ruhumuzda oluşturmayı hedeflediği güzelliklerdir.

Açlığa katlanmak bir ruh terbiyesidir. İnsanı her türlü fuhşiyata, harama, yanlışlığa karşı dirençli hale getirir. Ama daha önemlisi bizi geçirdiğimiz günlerin, ayların muhasebesine mecbur etmesidir. Bu yönüyle Ramazan bir muhasebe ayıdır. İnsanlarla ve Allah'la münasebetimizi gözden geçirdiğimiz, sorguladığımız kutlu bir ay.

Ne yazık ki yaşadığımız sıkıntıların büyük kısmı özeleştiri yapmamaktan kaynaklanıyor. Başkalarına tuttuğumuz aynayı kendimize tutmuyoruz. Kendi amellerimize karşı müthiş bir iç körlüğü içerisindeyiz. Hatalarını görmeyen, iç gözlerini açmayan bir toplum yanlışlarını asla düzeltemez. Ve biriken yanlışlar bir gün artık düzeltilemez hale gelir. Her Ramazan bize geri dönüşü olmayan bir yola girmememiz için bir fırsat sunar.

Bir aylık disiplin bize bazı ölçüler kazandırmayı, onları tabiat haline getirmeyi amaçlar. Mesela sabırlı olmayı, pozitif bir dil kullanmayı, kavgadan, fitneden uzak durmayı, iç alemimizi tezyin etmeyi öğretir ve bunları bütün bir yıl boyunca sürdürmemizi ister. Elimde bir istatistik yok ama herhalde hırsızlığın, anarşinin, kanunsuzluğun en az olduğu ay Ramazan ayıdır. Keşke bunu bütün bir hayatımıza yayabilsek.

Kendini eleştirmeyenin başkasını eleştirmeye hakkı yoktur. Hepimiz beşeriz, hırslarla, arzularla, beklentilerle yaratılmışız. Bazen isteklerimiz inançlarımızdan baskın çıkabilir, bazen ayağımız sürçebilir, bu ahlak halini almadığı müddetçe her zaman Allah'ın her daim açık tuttuğu tövbe kapısından içeri girmek mümkündür. Ama isyan, zulmet ahlak halini alınca ondan kurtulmak, kendimizi bir selamet sahiline atmak zordur.

Oruç Allah için yapılan bir ibadettir. Bir ibadetin Allah için olabilmesi ancak bütün sahte putların kırılması, insanın saf ve teslim olmuş bir gönülle Allah'a yönelmesi gerekir. Yönelişinde şerikler olan başka rızalar arar. Eleştirilmez, sorgulanamaz olan o ve onun ahkamıdır. Onun dışında sorgulanamazlar icat etmek yeni Tanrılar ihdas etmektir. Eleştirilmeyen her kişi kutsallaştırılır, kutsallaştırılan her kişi de eleştirilemez. Eleştiri karşıdakini kul seviyesine indirir, onun Tanrılaşmasına müsaade etmez. Belki de bilerek veya bilmeyerek yaptığımız en büyük hatalardan biri budur, layüsel insanlar oluşturmak. Tanrı ile kul arasındaki en görünür farklardan biri budur, kul eleştirilir, Tanrı eleştirilmez.

Kendini ve yaşadığı hayatı sorgulamayanlar dünyayı değiştiremezler. Halbuki Kuran bizi bir çok ayette sorgulamaya, akletmeye, düşünmeye çağırır. Ramazan bir kendi kendini denetleme ayıdır. Denetlenemeyen her nefis kendini ilah gibi görme potansiyeline haizdir. Çünkü şeksiz güven, imana tekabül eder ve sadece yüce yaratıcıya mahsustur. Herhangi bir faniye şeksiz, şüphesiz bir imanla bağlanmak onu uluhiyet makamına çıkarır ve şirktir. İlahlaştırma kula kulluk ilişkisinden ortaya çıkar, en büyük sorumluluğu ilahlaştırılana değil, ilahlaştırana aittir.

Ramazan bu yönüyle bir nefis muhasebesine vesile olursa ne ala. Yoksa onun dünyamızda oluşturmaya çalıştığı manevi iklimin fersah fersah uzağında kalırız.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3031/ramazan-ve-nefis-muhasebesi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar