Devlet Adamlarına Öğütler

Defterdar Sarı Mehmet Paşa’nın Devlet Adamlarına Öğütler kitabı Kültür Bakanlığı’nca yayımlanalı yirmi yıldan fazla oldu. Kamuoyunda pek gündeme gelmese de bu kitabı, ben henüz yazın hayatına başlamadan çok önceleri okumuştum. Açık söylemem gerekirse bende derin izler bırakmıştı. Son zamanlarda yaşananları göz önüne aldığımda Defterdar Sarı Mehmet Paşa’nın bundan tam üç yüz yıl önce sanki bugünleri anlattığını düşünmeye başladım.

Sarı Hacı Mehmed Paşa Osmanlı devlet yöneticisi ve tarihçi. Sarı, Bakkalzâdelakapları olsa bile daha çok Defterdar olarak bilinir. Çünkü tam yedi kez defterdarlık görevine getirilmiş Kültür Bakanlığı’nın yayımladığı kitabının orijinal adı ise Nesâyihü’l-Vüzerâve’l-Ümerâ. Kitapta Osmanlı devlet teşkilatıher yönüyle incelenmiş ve sorunlara çözüm önerileri de var. Ancak Sarı Paşa’yı dinleyen olmadığı da tarihin akışından belli oluyor zaten.

Mehmet Paşa, öncelikle tüm giderleri ve gelirleri tesbit etmiş. Bütçe açığını ve israf konusunda yapılması gerekenleri tek tek anlatmış. Bir rapor hazırlayıp padişaha sunmuş. Bu işin ekonomiyle ilgili bölümü, ben daha çok olayın sosyal yönü üzerinde durmak istiyorum. Çünkü Paşa’da öyle yapmış zaten. Kadıların -Bahşiş- adı altında rüşvet aldığını ve bu adaletsizliğin devletin sonunu getireceğini söylemiş. Tabi, birçok kadının tekerine çomak sokunca da yine kadıların yaptığı karşı bir operasyonla rüşvet aldığına hükmedilerek 1717 yılında kafası kesilmiş. Vücudu Kavala mezarlığına, kesilen başı İstanbul’a getirilip padişaha gösterildikten sonra gömülmüş. Yani bugün Sarı Mehmet Paşa’nın iki mezarı var.

Kitapta öyle detaylar var ki, okurken hayretler içinde kalıyorsunuz. Mesela Paşa, devlette görev talep edene asla görev vermeyin diyor. Devlet bizzat kendisi ehil olanı bulup görevlendirmeli diye de ekliyor. Devletin işleyişinden, bürokrasiden birçok örnek kitapta yer alıyor. Yine de bende özellikle iz bırakan bunlar değil. Çünkü Mehmet Paşa, bir devletin ayakta durması için her şeyden daha çok iki şeyin önemli olduğunu söylüyor. Bunlar, vergi ve İstihbarat.

Öncelikle vergi adil olmalı. Çünkü halk verginin adaletsiz toplandığına inanmaya başlarsa, tıpkı bir kelebek etkisiyle tüm sosyal dengeler bozulmaya başlayacaktır. Diğeri ise istihbarat, yani bilgi. Devlet, iyi haber getirenle, kötü haber getireni aynı şekilde ödüllendirmeli. Eğer iyi haber getireni ödüllendirip kötü haber getireni ödüllendirmezse, bu kez kötü haber getiren de iyi haber getirmeye başlar.

Sarı Mehmet Paşa’nın bu önerisini ben hep günümüzde danışmanlar için düşünmüşümdür. Toplantılarda gördüğüm danışman ordularından acaba hangisi olumsuz (kötü) haberi iletebiliyor. Doğrusu Ankara’da, açıkçası bol danışmanlı bir coğrafyada yaşayan biri olarak böyle bir danışman ne gördüm, ne de duydum. Ancak kapı açabilmek için koşarken birbirini ezen danışmanlar çok gördüm.

Haksızlık etmeyip soruyu bir de tersten soralım. Danışmanın olumsuz haberini dinleyecek kadar cesur bir bürokrat var mı? İşte burası oldukça tartışmalı. Ancak olmalı. Mutlaka olmalı. Çünkü devlet adamının sokaktaki vatandaş gibi hata yapmaya hakkı yoktur.

Açıkçası şu danışmanların arasına Eleştirmenler de koymak gerekmez mi. Asıl işi eleştirmek olan insanlar. Eleştirmediği gün görevini yapmamış sayılacak insanlar. Ne dersiniz bir yerlerden başlamak gerekmez mi !

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3028/devlet-adamlarina-ogutler.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar