“Dil Birliği” Olmadan…

Karamanoğlu Mehmed Bey Konya'yı kuşattıktan sonra saltanat nâibiEmînüddinMikâil, askerleriyle hücuma geçmesine rağmen bozguna uğradı. Mehmed Bey, şehrin Atpazarı ve Çaşnigîr kapılarını yakarak Konya'ya girdi. Bir gün boyunca şehir yağmalandı.

Bir gün sonra Konya'ya getirilen Selçuklu Şehzâdesi AlâaddinSiyavuş, Büyük Selçuklu SultânıAlâaddin Keykubat'ın Sancağı ile etrafında göz alıcı elbiseler giyinmiş candarlar, çevgândarlar ve silâhdarlar olduğu halde şehirde dolaştırılmış, sonrada Selçuklu tahtına oturtulmuştur.

Karamanoğlu Mehmed Bey Vezir ilân edilmiş ve şehrin ileri gelenleri ve halk AlâaddinSiyavuş'a biat ettirildikten sonra Vezir Karamanoğlu Mehmed Bey, ilk iş olarak derhâl bir ferman yayınlayarak, o güne kadar Farsça yapılan resmî yazışmalar ve yine Farsça yazılan edebî eserler ve şiirleri sona erdirecek ve günümüze kadar işlerliğini koruyacak meşhur talimatını vermiştir.Hatta o fermanı Karamanoğlu Mehmed Bey, Selçuklu tarihi uzmanı Mikail Bayram’a göre Alâeddin Camii’nin saraya bakan kapısının önündeki merdivenlere çıkarak halkın huzurunda okumuştur:

“Bundan böyle divânda, dergâhta, bergâhta, devlet dairelerinde, sarayda, eğlence toplantılarında, çevgân oynanan seyirlikte hiç kimse Türkçeden başka bir dil konuşmayacaktır.”

***

Türk Dil Bayramı münasebetiyle kaleme aldığımız bu fermanın üzerinden kaç asır geçmesine rağmen ne Türkiye’de ne de Türk Dünyası’nda ne yazık ki tam anlamıyla bir “Dil Birliği” henüz sağlanmış değildir. Konuyu biraz daha açmak için isterseniz Dil bilimcilerin ortak tesbitlerine bir bakalım:

-Dil birliği, milleti oluşturan özelliklerin başında gelir.

-Bir milletin dili, onun tarihi, dini ve kültürüyle iç içedir.

-Millet için gerekli olan her şey dilde saklanır.

-Dil, milletin mânevî ve kültür değerlerini, millet olabilme özelliklerini bünyesinde sımsıkı muhafaza eder.

-Dil, milletin birlik ve bütünlüğünü sağlayan en güçlü bağdır.

***

“Dil, bir milletin birlik ve bütünlüğünü sağlayan en güçlü bağ” olmasına rağmen 31 Mart Mahallî Seçimleri ile sonrasındaki siyasi gelişmelere bakılırsa; siyasi parti liderlerinin sırf kullanılan dil ve üslûp açısından hem politikacıları hem de vatandaşların ne kadar ayrıştığını ve bir yerlere doğru savruldukları müşahede edilir.

Dini “İslâm” olan Türk Milleti için “gerekli olan her şey dilde saklanır” olduğuna göre; anamızın ak sütü gibi tertemiz olan güzel Türkçe’mizi bu hale kim/kimler getirdi de içi boşaltıldı!

Yazılış tarihleri MS. 8. yüzyılın başlarına dayanan ve Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikaları olanOrhun Kitabeleri’ndenKül Tiginâbidesi 732 yılında, Bilge Kağan âbidesi de 735 yılında yazıldığına göre; bu ‘Bengü Taşlar’daGöktürk tarihine ait olaylar, Bilge Kağan’ın ağzından aktarılarak birlik, bütünlük mesajı veriliyor.Devletin nasıl büyüdüğü, Kültigin’in ölümünden sonraki olaylar ve gelecek nesillere öğütlerin yer aldığı Bilge Kağan Abidesi‘nde;Türk milleti şöyle uyarılıyor:

“Çin halkının tatlı sözlerine ve yumuşak ipekli kumaşlarına kanıp, ey Türk halkı çok sayıda öldün! Ey Türk halkı öleceksin… Türk Oğuz beyleri, millet işitin! Üstten gök basmasa alttan yer delinmese, Türk milleti, ilini töreni kim bozabilir?”

“Bir milletin dili, onun tarihi, dini ve kültürüyle iç içe” olmadığı zaman, bir başka deyişle dilini kaybettiği zaman hem dinini, hem tarihini, hem de töresinin bozulduğu o kitabede bize duyuruluyor.  O halde “Millet için gerekli olan her şey dilde saklanır” olduğuna göre, bir“milletin mânevî ve kültür değerlerini, millet olabilme özelliklerini bünyesinde sımsıkı muhafaza eden” Türkçe’mize sımsıkı sarılmak gerekiyor.

Şu satırlarda sosyal devlet anlayışı hakim değil midir:

“İçi aşsız, dışı giyimsiz, zayıf çaresiz millet üzerine oturdum (tahta çıktım). Küçük kardeşim Kül Tigin ile sözleştik: Babamızın, amcamızın kazandığı milletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Küçüğüm Kül Tigin ve iki şad (şehzade) ile ölürcesine çalıştım.”

***

Yine Anayasamızda kanun koyucular tarafından belirtilen ve TBMM'de değiştirilemez, değiştirilmesi teklif edilemez hükmündeki 3. Madde’de; “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir” deniliyor.

Türkçe’ye adam gibi sahip çıkmak için dilimizi, yabancı dillerin boyunduruğundan kurtararak önce 82 milyon insanımız arasında Dil Birliği’ni oluşturma. Daha sonra 250-300 milyonluk Türk Dünyası’nı tek alfabe altında birleştirerek Güçlü ve Büyük Türkiye ülküsünü gerçekleştirmek için ciddi adımlar atmalıyız.


http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3024/dil-birligi-olmadan.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar