ANADOLUDA ŞAHMERAN İNANCI

Bir ülke kültürü, sanat eserinde kendi somut biçimini bulur .Bu bakımdan sanat eserleri ulusların düşün hayatının görülür anıtları olduğu gibi ,bir ülkede yaşayan toplum varlığının da inkar edilemez delilleridir. Kültürü, insanın kendisini, toplumu, evreni anlamlandırmasıyla ilgili zihinsel kodlar ve tabiata eklenen, onu değiştiren teknik, maddî unsurlar olarak tanımlarsak, sanat ve inanç da kültürün temel iki bölümünü oluşturur . İnanç kelimesinin içeriğine bakıldığında ,İnanç; bir kimsenin günlük yaşamını, davranışlarını etkileyen, başkalarından öğrenmeyoluyla kazanılan düşünce varlığıdır (Eyüpoğlu, 1987, s.15).

Doğu Anadolu’da Eski Türk İnanç sistemini incelediğimizde günlük hayatta yaşanılan olayların etkilerini görmek mümkündür. Bu grup içerisinde sayabileceğimiz efsaneler , tarih ve inanç öğelerinin yanı sıra geleneksel motifleri de içinde barındırması açısından önemli bir yere sahiptir. Efsanelerin konuları geçen zamanla birlikte toplumda görülen değişikliklere paralel olarak farklılaşmış genişleyerek çeşitlilik kazanmıştır.

Bu efsanelerden birisi şüphesiz Şahmeran’dır. Anadolu’nun birçok yerinde farklı şekillerde anlatılan bu efsanevi yaratığın başı insan , gövdesi yılan şeklindedir. Ayrıca hikayeler de kadın olarak betimlenmiştir. Şahmeran ismi ; farsça yılanların kralı demek olan "şah-ı meran" dan gelmektedir.

Biçimsel açıdan, Şahmeran'a başlıca üç çevrede rastlarız: Anadolu'nun yer adlarında, resimsel betimlemelerde (cam işlemelerindeki resimlerde) ve efsanevi öykülerde.   Anadolu'da yılan kalesi, yılan mağarası, yılan hamamı, ya da Şahmeran hamamı gibi yer adlarına çok sık rastlanır. Bunlardan birisi Adana-Ceyhan arasındaki Yılan Kalesi'dir ve ünlü Şahmeran hikayesi bu kalede geçer. Misis'teki hamam da bu hikayeye bağlanır. Tarsus'ta da böyle yerler vardır (Sözeri, 2006, s.6-7). Tarsus’ta geçen hikaye ise şu şekildedir;

Eski dönemlerde Tarsus, İran hükümdarı Sardanapal tarafından ele geçirildikten sonra Arap ülkelerinden gelen kervanların Anadolu’ya geçmesi için ilk büyük konaklama yerlerinden biriydi. Tarihi İpek Yolu, Tarsus’tan Antakya’ya, oradan da İran ve Mısır’a uzanıyordu. Yörede bu dönemle ilgili olarak aşağıdaki efsane de anlatılmaktadır: Arap ülkelerinden kervanlarıyla Tarsus’a gelen tüccarlar, bir süre burada konaklayıp dinlenir, kentin şifalı suyu olarak bilinen Kydnos Nehrinde (Tarsus Çayı) yıkanır, bunun karşılığı olarak da Tarsus hükümdarı Sardanapal’a belirli bir miktar vergi öder. O dönemlerde Mısırlı zengin bir tüccar, buraya gelirken yolda haramiler tarafından soyulur. Kente geldiğinde vergisini ödeyemez. Ancak dürüst bir tüccar olduğu için vergisini bir sonraki gelişinde vermek üzere hükümdar tarafından kendisine yardımda bulunulup ülkesine gönderilir. Mısırlı tüccar, bu iyiliğin karşısında Tarsus hükümdarına eşi benzeri görülmemiş bir hediye getireceği vaadinde bulunur. Memleketine döndüğünde Tarsus kralına nasıl bir hediye sunacağını düşünürken hizmetkarı, o sıralar bir büyücünün elinde esir durumda olan, üst tarafı güzel bir kız alt tarafı yılan biçimindeki yılanları şahı şahmeranı götürmeyi teklif eder. Şahmeran gizlice büyücüden kaçırılır ve kendisine bir süre sonra ülkesine dönmesi için izin verileceği konusunda söz verilir. Bir sandık içerisinde Tarsus kralına getirilir. Ancak Tarsus kralı, sandık açılır açılmaz şahmerandan çok korkar ve bunun hediye değil bir büyü olduğunu düşünerek askerlerine ,şahmeranın öldürülmesini emreder. Kendisinin azat edilmeyeceğini anlayan şahmeran, gövdesindeki diğer yılan başlarıyla birlikte askerlere karşı gelir, sonunda kralı öldürür, ancak kendisi de yenik düşer ve ölür. Yörede bu olayın yaşandığı dönemden günümüze, yılanlarla insanların birbirlerine düşman olduğuna inanılır. Şahmeranla ilgili olarak Tarsus ve çevresinde anlatılan bu efsanelerin, konusu aynı olmakla birlikte kişilerin isimleri değiştirilerek anlatılan çeşitli varyantları da bulunmaktadır. Buna göre; şahmeranı ilk gören insanın, Camsab ya da Lokman Hekim olarak gösteren efsanelerin yanı sıra kimi zaman bir çoban kimi zaman da ormana avlanmaya giden bir avcı olduğunu belirten örnekler de vardır. Bütün efsaneler, şahmeranın öldürülmesiyle son bulmaktadır. İnanışa göre diğer yılanlar, şahmeranın öldürüldüğünden henüz habersizdir. Şahmeran, yılanlara hamama yıkanmaya ve oradan da bir düğüne gideceğini söyleyerek sarayından ayrılmıştır. Yılanlar, o günden bu yana hala şahmeranın dönüşünü beklemekte, duydukları davul sesi ile düğünün devam ettiğini sanmaktadır. Bir gün davul sesi kesildiğinde (bunun kıyamet günü olacağına inanılıyordu) bütün yılanlar Tarsus’a inecek ve şahmeranın öldürüldüğünü anlayınca herkese düşman olup şehri yok edecektir. (Çıplak, 2007,s. 190)

Yukarıda anlatılanların yanı sıra farklı içerikleri olan birçok Şahmeran Hikayesine çeşitli kaynaklardan ulaşabilirsiniz…

Kaynakça

ÇIPLAK, N. (2007). “Tarsus Kültürünün Tanıtımında Şahmeran Efsanelerinin Önemi”, Ç.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 16, Sayı 1

EYÜPOĞLU, Z. (1987). ”Anadolu İnançları,Anadolu Mitolojisi” ,Derin Yayınları, İstanbul

SÖZERİ, T. (2006). ”İnaçlarda Şahmeran”, Asa Kitabevi Yayınları, İstanbul

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/302/anadoluda-sahmeran-inanci.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar