Hukuk Cinayeti

Lafı eğip bükmeden söyleyelim, bu bir hukuk cinayetidir. YSK bazı sandık kurullarının oluşumunu usulsüz sayarak sadece büyük şehir belediye başkanlığı seçimini iptal etmiştir. Madem bu kurullar yasal değil, aynı kurullar önünde ve aynı zarfta kullanılan ilçe belediye başkanlıkları ile belediye meclis üyelikleri seçimlerini de iptal etmesi gerekmez miydi? Bu açık çelişki alınan kararın hukukla telifinin mümkün olmadığını göstermektedir.

İslam adalet dinidir, kimseye haksızlık yapılmasına müsaade etmez. Onu büyüten, kısa zamanda gönülleri kuşatarak milyonlara mal olmasına neden olan da budur. Günümüzde Müslümanlar adaleti, doğruluğu, helal-haram hassasiyetini kaybettikleri için insanlığa gönülleri fethedecek bir Müslümanlık örneği sunamıyorlar.

AK Parti toplumun dini duyarlılıklarına dokunarak iktidara geldi. Vatandaşa yolsuzluk, yoksulluk ve adaletsizlikle mücadele etme sözü verdi. Son bir kaç yılda yaşananlara bakıldığında bu sözlerin hiç birinin tutulmadığını söylemek mümkündür. Tam aksine İslamcılık adına İslam neyi yasaklıyorsa hepsi yapıldı. Kul hakkı yenildi, adalet unutuldu, helal -haram hassasiyeti bir tarafa bırakıldı, bütün değerlerin içi boşaltılarak anlamsızlaştırıldı, Müslümanları geleceğe taşıyacak en küçük bir itibar bırakmadı. AK parti deneyiminden sonra bu ülkede -dindarlık üzerinden- siyaset yapanların geleceğin siyasetinde hiç bir şansı kalmadı. YSK'nın aldığı son karar bu gerçeğin tescilinden başka bir şey değildir.

Devletle halkı bütünleştiren adalettir. Toplumun bir kısmının hukukunu ayaklar altına alan bir adalet anlayışı devletle vatandaş arasındaki bağları koparmaktan başka işe yaramaz. Bu kararın toplumda nasıl bir psikolojik kopuşa neden olacağını söylemeye gerek var mı?

Bizim kuşak birçok iktidara tanık oldu. Ecevit'i, Demirel'i, Özal'ı  gördü. 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerine şahit oldu. Hiç bir dönemde bu kadar ölçüsüzlük, bu kadar pervasızlık görmedi. En kötü dönemlerde bile devletin kuralları vardı, bugün hiç bir kural yok. Bir kişinin iradesi bütün kuralların üzerinde.Milli irade CB sistemi ile birlikte bir kişinin iradesine feda edildi. Bugün tek kişinin iradesi 82 milyonun iradesinden üstündür ve belirleyici olan da budur. Öyle olmasa 31 Mart'ta ortaya çıkan irade bu kadar rahat yok edilebilir miydi?

Siyasete savaş gibi bakarsanız her şey mübah olur. Hak-hukuk diye bir şey kalmaz. Uzun zamandır Türk toplumu siyasi iktidarın eliyle vicdanını kaybetti. Her alanda acımasız bir vicdansızlık hakim. Hesap verme şuuru yok edildi. Allah'ın huzuruna kul hakkı ile gitmemek için kılı kırk yaran iman şuurunun yerini, dünya hırsı aldı. Adeta her çirkinliğe cevaz veren yeni bir din ihdas edildi. Müslümanlığın itibarı yerle bir edildi. Rüşvet, hırsızlık, kamu malına tecavüz siyasetin bir rüknü haline getirildi. İktidarda kalma uğruna kardeş kardeşe düşman edildi. Bölücülüğün adı seçmeni konsolide etmek oldu. Milletin daha özgür daha adil bir yönetim için verdiği destek, millete yeni zincirler olarak döndü. Kimse dünden daha özgür olduğunu söyleyemez. Şimdi seçimler de anlamsızlaştırıldı. Bundan sonra iktidarların değişmesine sandıktan çıkan irade karar vermeyecek, tek adamın bu sonuçları kabul edip etmemesi karar verecek. CB sistemi demokrasinin kalan kırıntılarını da yok etti. Bu girdaptan kurtulmak elbette mümkün. Bütün mesele, milletin önce Müslümanlığın, milliyetçiliğin bu olmadığını anlaması, öğrenmesi ve herkes için adalet istemesine bağlıdır. Müslümanlık, bir avuç muhterisin siyasi ikbal aracı olmadığı gibi milliyetçilik de Tanrı dağlarında ulumak değildir. Gerçek anlamda Müslüman ve gerçek anlamda milliyetçi olmadıkça bu zincirlerden kurtulmak mümkün değildir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3017/hukuk-cinayeti.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar