Her Eleştiri Zararlı mı?

Allah’ın birliği, Peygamberin risaleti dışında her şey eleştirilebilir. Lakin bizde eleştiri hiç hoş karşılanmaz.

Eleştiren hemen linç kampanyalarının muhatabı edilir. Çıkarcılık, menfaatperestlikle suçlanır. Sözü değersizleştirilmeye çalışılır.

Halbuki doğru olan niyet okumak yerine bu eleştirilere kulak vermek doğrusunu yanlışından tefrik ederek yararlanmaya çalışmaktır.

Aynı eleştiriler bana da yöneltildi. Milletvekili yapılmadı, belediye başkanı adayı yapılmadı gibi tepkiler yöneltildi. Elbette benim düşüncelerimi ne kadar söyleme hakkım varsa başkalarının da yazdıklarıma tepki gösterme hakkı vardır. Ama doğru olan meseleleri kişiselleştirmeden söze, fikre yönelmektir. Doğru bir sözü eğri bir adam söyleyebileceği gibi, eğri bir sözü de doğru bilinen biri söyleyebilir. Aynı şey eylem ve amel için de geçerlidir. Doğru adamdan yanlış iş, yanlış adamdan doğru iş sadır olabilir. Aslında en doğrusu insanları amelleri ile işleri ile değerlendirmektir. Hani ne demişler ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

Bu girizgahtan sonra söylemek istediğim şudur, bazıları sanıyor ki bu eleştirileri yeni yapıyorum. Hayır, beni dikkatle takip edenler milletvekili olduğum dönemlerde çözüm sürecinin yanlış başladığı ve sürdüğü, tarihin bir kavga ve çekişme aracı yapılmaması, yargının bağımsız olması, toplumu ayrıştıran bir dilin kullanılmaması, FETÖ ile mücadelede örgütle cemaatin ayrılması, dini nedenlerle bu yapıya kapılanlarla nihai hedefini bilerek gidenlerin tefrik edilmesi, cezaevlerinde tek tip kıyafet uygulamasından vazgeçilmesi, tek adam düzeninin demokrasiyi ve kurumlarını tahrip edip aşındıracağı, gibi konularda  çoğunluktan farklı görüşler dile getirdiğim görülecektir. Bu eleştirilerin bir yere zarar vermekle alakası olmadığı gibi nefsimle ilgili bir veçhesi de yoktur. Mesele nefsim olsaydı hem aday yapılmadığım dönemde milletvekilliği için hem de 31 Mart seçimlerinde belediye başkanlığı için farklı partilerden teklif aldım evet deseydim bugün ya mecliste yahut belediye başkanlığında olacaktım. Ama bunların hepsini elimin tersi ile ittim.

Siyasetin bu kadar seviye kaybetmesinin nedeni herkesin nefsi için susmayı tercih etmesidir. Eğer herkes düşündüğünü söyleyebilse çıkar için susmayı tercih etmese bugün siyasetin kalitesi, seviyesi farklı bir noktada olabilirdi. Kırk yıl siyaset yapan eser veren, sayısız başarıya imza atan kişiler birilerinin hatırı için rahatlıkla trollerin önüne atılabiliyor. Bakanlık, başbakanlık yapmış olan insanlar yalan- yanlış şeylerle suçlanabiliyor. Onları susturma mevkiinde olanlar susturmadıklarına göre, demek ki onları konuşturanlar aslında onları susturması gerekenlerdir.

Eskiler müsademe-i efkardan bariayı hakikat doğar demişler. Fikirlerin çarpışmasından hakikat şimşeği doğar. Farklılıklardan korkmamalıyız. Partiler, liderler her zaman haklı değildir. Onlar da insandır. İtikatımıza göre Peygamberler dışında kimse ismet sıfatıyla muttasıf değildir. Konuşursak sorunları çözer, konuşmazsak sorunların kanser haline gelmesine göz yummuş oluruz. Susarak, alkışlayarak yanlışlar önlenmez. Mesele ülkemizin, milletimizin geleceğidir. Ortak hassasiyetimiz bu olursa problemlerimizi rahatlıkla çözeriz. Herkes nefsini merkeze alırsa hiçbir problemi çözemeyiz. Ben diyorum ki bu ülkenin büyük sorunları var, bazıları bizim ısrarla sürdürdüğümüz yanlışlardan kaynaklanıyor. Gelin bunları düzeltelim diyorum. Bundan alınmaya, gocunmaya gerek var mı? Hadi sustuk diyelim hangi sorunumuz çözülecek? Bugün hukuku tanımaz ve ona uymazsak yarın kimse bizim hukukumuzu da tanımaz.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3007/her-elestiri-zararli-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar