Eleştirilerden Ders Almak

CB Sn Erdoğan’ın Türkiye ittifakı sözlerine Bahçeli çok sert tepki gösterdi.Adeta bizden başkası ile ittifak yapamazsın dedi. Daha sonra  Erdoğan da sözlerine açıklık getirerek bunun Cumhur ittifakının bir devamı olduğunu, diğer partileri kapsayan bir yönü olmadığını söyledi.

Bu basit diyalog AK partinin MHP’ye neredeyse esir olduğunu gösteriyor. Bahçeli biz varken başkaları olamaz deyince CB Erdoğan’ın geri adım atması bu gerçeğin ifadesi.

Bir Türkiye ittifakı olur mu? Hiç sanmıyorum, çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı siyasi dil buna müsait değil. Keza, aynı şey Bahçeli’nin dili içinde geçerli. Kılıçdaroğlu’nun uğradığı menfur saldırıya Bahçeli geçmiş olsun deme nezaketini bile göstermedi. Bu tip olaylar karşısında suskun kalmak yeni olaylara davetiye çıkarmaktan başka işe yaramaz.

Bu ittifakın gerçekte AK partiye ne kazandırdığı meçhul. Nitekim, AK partiyi var edenlerin çoğu da bu ittifakın gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyor. En son sn Davutoğlu uzun bir manifesto ile uyarılarda bulunmuştu. Dün de eski AYM başkanı Haşim Kılıç’ın sözleri medyaya düştü. AK partiyi kasdederek ahlak, maneviyat diye iktidara geldiler ne ahlak ne hukuk bıraktılar dedi. Bu isimler AK partinin düşmanları değil, bugün bu noktaya gelmişlerse demek ki bir yerlerde yanlışlar var. Daha önce sn Selçuk Özdağ’ın da benzer mahiyette eleştirileri olmuştu. Bunları düşmanlık diye görmek yerine ne kadarının haklı ve gerçek olduğuna bakmak ona göre tedbirler almak daha doğru bir yoldur.

Bu satırların yazarı da zaman zaman pozitif eleştiriler yapıyor. Peşinen söyleyeyim ne bir parti veya liderin kayıtsız şartsız destekçisi, ne de karşıtıyım. Esas olan milletimizin selameti, huzuru, refahı ve mutluluğudur. Parti ve siyasetçileri de bu bağlamda değerlendiririz. İyi işlere destek olmak yanlış olanları eleştirmek basın görevi yapanların hakkıdır. Kimse kendisi için ülke menfaatlerini aşan bir sadakat isteyemez. Milletin selameti ve menfaatleri söz konusu olunca kişisel bağlılıkların her biri bir tarafa bırakılır.

Bugün işlerin iyi gitmediği ve işleri düzeltmek için gerekli hamlelerin yapılmadığı ortada. İktidar,kendi konumunu her şeyin önüne almış durumda. Böyle olunca da milli menfaatler ikinci plana düşüyor. Neydi o öyle, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde uyuşturucu ile mücadele komisyonunun kurulmasına AK parti üyelerinin itirazı? Böyle bir teşebbüsü en fazla İslamilik iddiasında bulunan AK partinin savunması gerekmez miydi? Parti her şey olunca onun dışında kalan her şey hiçbir şey oluyor.

Eleştirenlere kızmak yerine eleştirilerin gerçekliğine yoğunlaşmak daha doğru bir yoldur. 2011’den sonraki icraatlar içinde İslam’a ve milli menfaatlere uygun kaç politika var?

Allah aşkına şu davetiye usulü ihaleler mi milli çıkarlara uygun?

Nerede bir rant varsa oraya aç sırtlanlar gibi saldıran, her imkanı nefsi için düşünen yöneticilerin çocuklarının davranışları mı İslam’a uygun?

Vatandaş sefalet içinde kıvranırken bu lüks, bu şatafat bu israf politikası mı İslam’a uygun?İslam İslam diyenler bana bir tane İslam’a uygun icraat gösterebilir mi?

Geçin siz Karaman gibi din pazarcılarını, her şey ortada, çıkarcıların fetvaları ile haram helal olmaz. İslam’ı bir oy devşirme aracı olarak görmek yerine, onu bir hayat nizamı olarak görüp, ölçülerini manto gibi bürünseydiniz bugün çok farklı bir noktada olur, bu eleştirilerin de muhatabı olmazdınız.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2989/elestirilerden-ders-almak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar