Allah Belanızı Versin!..

Bir Trakya türküsünde, eşkiya olan Debreli Hasan’a “Adam öldürmeyi oyun mu sandın?” diye seslenilir. Günümüzde de birileri, hem de Devlet hüviyetiyle para ve çıkar uğruna çok rahat canlara kıyabilmekte ve insan öldürmeyi oyun sanmaktadır.

Yirminci yüz yılın başlarında, fizikçiler tarafından atomda saklı olan enerjinin bir “cennet bahçesi” meydana getirebileceği vaat edilmişti. Amerika’nın New Jersey eyaletinin East Orange şehrinde bu işlerle uğraşan William Bailey, ürettiği radyoaktif maddelerin içildiği takdirde tansiyondan tutun cinsel iktidarsızlığa varıncaya kadar her şeyi tedavi edeceğini iddia ediyordu.

Bu adam, çok geçmeden sıvı Rediathor’u sayesinde işi büyüttü ve muazzam paralar kazandı. William Bailey’in para kazanma hırsının ilk kurbanı, yine kendisi gibi zampara bir para avcısı olan Eben Bayers oldu. 1927 yılının Aralık ayından itibaren bu sıvıyı kullanan Bayers, önce kolundaki ağrılara iyi geldiğini, onun da ötesinde vücuduna canlılık getirdiğini ve inanılmaz derecede cinsel gücünü de arttığını söyledi. Fakat çok geçmeden baş ağrıları başladı, dişleri döküldü ve neticede önce alt ve üst çeneleri düşerek bütün vücudu çürüdü ve bu halde öldü.

Atomun yapısından mevcut olan enerjiyi keşfetmenin keşke ilk ve tek kurbanı Eben Bayers olsaydı. Bilindiği gibi atom bombasını Amerika, Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki şehirlerine attığında milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuş ve o bölgelerde yıllarca hiçbir canlı hayat bulamamıştı. Hiroşima’ya “şişman adam” adını verdikleri bombayı atmak üzere Tinian Adasındaki havaalanında yola çıkan uçak göğe doğru yükseldiğinde, orada çalışan bir Amerikalı mühendis: “Uçağın kalktığını görünceye kadar on yıl yaşlandık” diyecektir.

1914 yılında The World Set Free adlı savaş romanı kitabının yazarı H. G. Wells de, bir şeyler söyleyecekti. Henüz atom bombası atılmadan çok önce, bütün uyarılarını yapmıştı Wells. Hatta uyarılarla kalmamış kendi mezar taşına yazılacak yazıyı da önermişti: “Allah hepinizin belasını versin, ben size söylemiştim.”

Son atom bombası deneyi yapıldığında en vurucu ifadeyi ve atom bombasını kullananları tasvir eden cümleyi Müdür Yardımcısı Kenneth Bainbridge kuracaktı: “Şimdi hepimiz kahpe çocuklarıyız.” Gerçekten de atom bombasının yaktığı ve çürüttüğü insan bedenlerini görenlere, bu yapılanların bir kahpelik olduğunu itirafa zorlayacaktı.

Amerika, bu olaydan sonra tamamen ahlakî prestijini kaybetmiştir. Hala dünyadaki insanların çoğunun gözünde Amerika bir “haydut devlet” olarak görülmektedir.

Üstelik Japonya’ya atom bombası atan ve üç yüz binden fazla insanın ölümüne sebep olan, bu planları dönemin Amerika Başkanı Truman’ sunan ve Amerika’nın o dönem Genel Kurmay Başkanı koltuğunda oturan George C. Marshall, daha sonra Nobel Ödülü ile taltif edilecektir. Ne de olsa beyaz adam, (Amerikalıların deyimiyle)“sadece çekirge ve fareleri” öldürmüştür. Dünyanın herhangi bir yerinde, bir Şarklı olarak birini öldürürseniz katil ilan edilirsiniz, ama beyaz Adam öldürdüğü takdirde ödülle mükâfatlandırılır. Çünkü o, sizi “medeni kılmak” adına öldürmüştür.

Kâinatın en kıymetli ve şerefli varlığı olan insanı haksız yere öldürmek, en iğrenç ve en şerefsizce iştir. Kur’an, şöyle buyurur: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk olmadanhaksız yere öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini  yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır.” (Maide, 5/32).

Atom bombasını atanlar ve onları kurtarıcı gören zihniyetler, hala bir müjdeci, bir kurtarıcı ve çoğu zaman bir özgürlük kahramanı edasıyla gelip hepimizi (özellikle Müslümanları) öldürmüyorlar mı?

Ne diyebiliriz? Kenneth Bainbridge’in dediğini diyemiyorum zira edebim müsaade etmiyor, ama sadece Wells’in dediğini derim: Ey insanları öldürenler, insanları aldatanlar, inançları ve değerleriyle oynayanlar, “Allah hepinizin belasını versin.”

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2987/allah-belanizi-versin.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar