Mansur Yavaş’a Açık Mektup…

“Haydi, Bismillah” diyorsunuz, eyvallah…

Sayın Başkanım, hayırlı olsun. Ankara’ya ve Ankaralıya hayırlı hizmetler yapmanızı temenni ediyorum.

Ankara, eğitim seviyesi ve sorgulama kültürü yüksek olan bir şehir. Mansur Yavaş ismi de şuurlu bir seçimdi. Vatandaş, ne ülkücülüğünüze ne de CHP’den aday oluşunuza oy vermedi, aksine Mansur Yavaş oluşunuzdan dolayı sizi seçti. En azından, çocuklarınıza ve torunlarınıza; tertemiz, dualarla yad edilecek bir isim bırakma sorumluluğunuzun ne kadar ehemmiyetli olduğunun farkındasınız umarım.

Malum son dönemlerde; insan-iman merkezli medeniyetin yerini eşya medeniyeti aldı. İnsanlar; maddi zenginlik ve gösteriş sevdasına düştü, maddeye tapınır hale geldi.

Rivayet edilir ki, Kanuni Sultan Süleyman vasiyet eder; “Öldüğümde kolumun birini tabutun dışına bırakın ki öbür tarafa bir şey götüremediğimi herkes görsün”

Kendi adıma; simit satarak liseyi okuyan, sonrasında çalarak milyarder olan bir babanın evladı olmayı değil, şerefi ve haysiyeti uğruna milyarlarını kaybeden ve simit satan bir babanın evladı olmayı yeğlerim.

Tertemiz bir isminiz var, Ankaralının size niçin oy verdiğinin farkında ve bilincinde görev yaptığınız sürece, Mansur Yavaş ismi daha da efsaneleşecektir.

Muhterem Başkanım, size bu mektubu yazıyorum zira seçimler öncesinde binlerce Ankaralıya bu köşeden; “Ankara’nın kurtuluşu Mansur Yavaş” makalesi ile destek vermiş, size kefil olmuşum.

Elbette size inanıyor, güveniyoruz. Bizi mahcup etmeyeceğinize olan inancımız da tamdır. Ne kadar dikkate alırsınız bilemem ancak, Ankaralı için sizi takip etmeye, hatırlatmaya, teklifler sunmaya ve uyarmaya devam edeceğiz.

İşte bizim birkaç hatırlatmamız:

Belki de diyeceksiniz ki; “Bunları, ülkeyi 17 yıldır yönetenlere niçin söylemiyorsunuz?” Haklısınız, ancak onlar eleştirenlere ve uyaranlara karşı araya Çin Setti gibi kalın bir duvar ördüler, onlara ulaşmak gayrı mümkün değildir.

Yönetenler tarihi çok iyi bilecekler…

Ülke yönetiminde bulunanlar; kendi ülkesinin ve milletinin tarihini çok iyi, diğer ülke ve milletlerin tarihini de hatırı sayılır derecede bilecekler.

Bilecekler ki; Selçuklu Devleti, Osmanlı İmparatorluğu nasıl büyümüş, nasıl zayıflayıp dağılmışlar anlayacaklar. Onlar; adalet, ehliyet, liyakat, sadakat ve cesaretle büyümüşler, bu değerlerden uzaklaşınca da dağılmaktan kendilerini kurtaramamışlar.

Hülasa; Adalet, ehliyet, liyakat ve dahi sadakat birinci önceliğiniz olmalı. Bu hususlar Allah’ın(cc) kati emridir de…

Adaletle ilgili Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayet-i kerime vardır ancak ben birkaç tanesine yer vermek istiyorum:“… Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever.” (Maide Suresi, 42)

“Andolsun, Biz elçilerimizi apaçık belgelerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte kitabı ve mizanı indirdik.” (Hadid Suresi, 25)

“Ey iman edenler! Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine de olsa adaletten asla ayrılmayan, Allah için şahitlik eden kimseler olun. (İnsanlar) zengin olsunlar, yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır. Öyleyse siz hislerinize uyup adaletten ayrılmayın. Eğer adaletten sapar veya üzerinize düşeni yapmaktan geri durursanız bilin ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.”﴾Nisa suresi -135﴿

“Ey iman edenler, adil şahitler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” (Maide Suresi, 8)

Bizim,  Allah’ın(cc) bu kati emirleri üzerine adalet hakkında daha fazla bir şey söylememize lüzum yoktur sanırım.

Ehliyet ve liyakate gelince, bu hususta da pek çok ayet-i kerime ve hadis-i şerif mevcuttur. Birer tanesine yer vermek istiyorum:“ Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir.” ﴾Nisa-58﴿

Hz. Peygamber Mekke’yi fethedince burada Kureyş kabilesinin çeşitli ailelerinde bulunan bazı yetki ve görevleri yeniden düzenlemiş, bir kısmını kaldırmıştı. Kaldırmadığı hizmetler arasında Mescid-i Harâm ve çevresinin hizmetiyle su işleri vardı. Birinci hizmet henüz Müslüman olmayan Osman b. Talha’da, ikinci hizmet ise Hâşimoğulları’ndan –aynı zamanda Hz. Peygamber’in amcası olan– Abbas’ta idi. Hz. Peygamber, vazifelerle ilgili yeni bir düzenleme yapmak üzere Kâbe’nin anahtarını Osman’dan almıştı, amcası Abbas bu hizmetin de kendisine verilmesini talep etti. Bunun üzerine emanet âyeti geldi ve anahtar yine Osman b. Talha’ya teslim edildi (Müslim, “Hac”, 390).

Ve bir Hadis:

EbûHüreyre radıyallahu anh'denrivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"... İş, ehil olmayana verilince kıyameti bekle"[Buhari]

Yıllarca; ülkeyi yönetenler, belediyelerimizi ve kamu şirketlerini yönetenler ehliyet ve liyakat esasından çok uzaklaştılar. Öncelikle; hısım-akraba, yakınlar gözetildi, maddi menfaat karşılığı ve tavassut esas alındı. Bu durumun meydana getirdiği tüm zararları bir kenara koyalım, vatandaşta şöyle bir algı oluşmaya başladı: “Ehliyet ve liyakat sahibi olmak için çaba sarf etmeme gerek yoktur. Taraftar olmam, bayrak sallamam, dalkavuk olmam ve yukarılardan birilerini ayarlamam daha çok işe yarıyor.”

Evet, bu durum dahi başlı başına bir faciadır ve bu millete yapılabilecek büyük kötülüktür.

Muhterem Başkanım, yine bir yazımızda; “Zenginleşen belediye başkanı istemiyoruz” demişiz. Maalesef, politika ve belediye başkanlıkları zenginleşme aracı haline geldi. Simit satarak okuyanlar bu makamlara gelince Karunlaştı. Elbette çok dürüst belediye başkanlarımızı ve Hasan Celal Güzel gibi siyaset adamlarımızı tenzih ederim. Sizin, başkanlık öncesi varlıklı ve geliri yüksek bir insan olduğunuzu ve bu göreve hakiki manada, “gönül işi “ olarak baktığınızı biliyoruz. Zenginleşme bir yana gelirlerinizde azalma meydana geleceğine de inanıyoruz. Ricamız, önceki belediye başkanının yanlış işlerini, gerekirse bağımsız denetçilere inceletin ve hesabını sorun.

Ankara, Türkiye’nin başşehri…

Başşehrimizde ulaşım tam bir rezalet!...

Sineğin kanadından yağ çıkartırcasına, 50 kişilik otobüse 100 kişi bindiriliyor. Hangi çağda yaşıyoruz? Bu durumun 1970’lerden daha kötü olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik gençlerle yaşlılar arasındaki; sevgi ve saygıyı bağını da yok ediyor.

Nasıl mı?

Genç delikanlı veya kızımız, 5 yıl boyunca üniversiteye gidip –geliyor. Bir gün olsa, beş gün olsa önemli değil. İlk durakta otobüse biniyor ve kendine oturacak bir yer buluyor. Sonraki durakta yaşlı amca ya da teyze gelip başına dikiliyor. Öğrencimiz haklı olarak kafasını çeviriyor. Teyze mırıldanmaya başlıyor; “Bu gençlerde de hiç saygı kalmamış

Bir saat ayakta yolculuk yapmak sorun değil, insanlar üst üste sürtünerek yolculuk yapıyor.

Sizce kim haklı başkanım?

İnsanlar çaresiz, iyi-kötü bir araç alarak, imkânlarını zorluyor, özel araçlarıyla işe, okula gidip-geliyorlar. Bu durum da tabi ki trafiği felç ediyor.

Acilen, ulaşım ve trafik sorununu çözmeniz icap ediyor. Türkiye’nin başşehrine hiç yakışmıyor bu durum. Park sorunu da var ancak tamamen çözmek imkânsız gibi. Çarpık ve plansız şehirleşmenin ürünü olduğu için sadece sorunu azaltıcı tedbirler alınabilir.

Ankaralı temiz ve ucuz su içmek istiyor, sudan da kar etmeyin. Siz tüccar değilsiniz üstelik İller Bankasından çok büyük bütçeleriniz var, bizim vergilerimizle oluşan.

Belediye bütçesini yandaşlara peşkeş çekmeyin. Belediye çok muhtaçlara yardım yapabilir ama çok titiz davranmak gerekiyor. Çok muhtaç olanların, utancından talepte bulunmazken, zengin denilecek kişilerin nasıl yardım aldıklarını çok işitmişliğimiz vardır.

Diğer verdiğiniz sözleri süratle yerine getireceğinizden eminiz.

Ankara kültür ve sanatın da başşehri olmalıdır. Dinozor heykeli dikerek kültür ve sanat şehri olunmuyor.

Kötü de olsa bir hayvanat bahçesi vardı onu da yok ettiler, çocuklar için önemlidir.

Velhasıl; insana saygı, ahlaki değerlere bağlılık, hesap verebilirlik ve şeffaflık, çevreye duyarlılık, verimlilik ve sosyal sorumluluk istiyoruz.

İstiyoruz ki; dürüstlükten vazgeçmeyin, hukuk ve adaletten ayrılmayın, haram ve ısraftan kaçının, insan odaklı hizmetler yapın, hoşgörüyü hâkim kılın, Ankara ve Ankaralıyı sevin, güven ortamı oluşturun.

Size inanıyor ve güveniyoruz.

İşiniz zor, Allah(cc) yar ve yardımcınız olsun.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2970/mansur-yavasa-acik-mektup.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar