Hayatımızdan Çekip Gidenler

Başlığı bakınca çoğu okuyucu, hayatımızdan ansızın çekip giden ve hasretini çektiğimiz insanlar ile bizim bilinçli bir şekilde hayatımızın dışına çıkardığımız kimseleri düşüneceklerdir. Oysa farkına varmadan hayatımızdan sessizce çekilip giden çok daha kıymetli şeyler de vardır.

Her geçen günün bir öncekinden daha huzursuz, daha stresli ve daha az zevkli geçtiğini çoğumuz tarafından kabul ederiz. Bizleri geçmişe ah çektirerek yaşamaya sevk eden bu olumsuzluklar, elbette kendi elimizle ortaya koyduklarımızın bir neticesidir.

İnsanlar, belki ilk silahı avlanmak için icat etmiş olabilir ama çok geçmeden bu silahı birbirlerine doğrultmuşlardır. Bugün insanoğlu, hiçbir silahı hayvanları öldürmek için imal etmiyor, bütün gaye insanı yok etmektir. Bizler, bilimin ve teknolojinin ilerlemesiyle hayatımızın daha çok renkleneceğini sanıyorduk. “İnsanlar el ele tutuşsa, her gün bayram olsa” diye beklerken, gecelerin silah sessiyle uykuların bölündüğü, gündüzlerin kan kusan silahlarla toz ve dumana büründüğünü esefle gördük.

Birinci Dünya Savaşının ardından benzer bir manzarayı seyreden Oswald Spengler, birazda kendi ülkesi Almanya’nın da ağır yaralı halinin etkisiyle  “Batı’nın Çöküşü” adlı eserini kaleme almıştı. Spengler, bu konuda haksız ve yalnız değildi, onun eserinin ismi adeta bir akımın da öncülüğünü yaptı. Göz kamaştıran Batı medeniyetinin bir canavara dönüşmesi, herkesi tedirgin etmiştir. İlkel insan, kendinde olmayan bir şeyi başkasında gördüğünde mızrakla saldırır, sahip olmak isterdi. Günümüzde başkalarının varlıklarına göz diken vahşilerin ellerinde savaş uçakları, makinalı tüfekler ve füzeler var. Hasılı kelam berdevam vahşilik, medeniyet diye pazarlanıyor.Bugün ise bu canavar, en çok Müslümanlara kan kusmakta, onları tedirgin etmektedir.

İnsanlığı aydınlık yarınlara daha mutlu bir şekilde çıkarması beklenen Batı medeniyetinin bir kan içen canavara dönüşmesini C. S. Lewis, şeytanların diliyle çok eğlenceli bir şekilde ifade eder. Lewis, “The Screwtape Letters”adlı kitabında usta şeytanın, çaylak şeytana yazdığı mektuplarla bu çöküşün nasıl gerçekleştirilmesi gerektiğinin yolunu gösterir. Usta şeytan “engin tecrübesi” ile çaylak şeytana şunları tavsiye eder: Hakikat, samimiyet, sadakat, batıl, günah vs gibi değerleri ifade eden kelimelerin insanların sözlüğünden çıkarmasını ve bunların yerine “faydalı”, “verimli”, “iş görür”, “bana göre” gibi kelimeleri yerleştirmesini söyler. Böylece insanlar,  kendilerini şekillendiren hakikatlerden uzaklaşacak ve kurgusal bir “ben merkezli” dünyada yaşamaya başlayacaklardır. Lewis’in usta şeytan Screwtape’ın ağzından söylettiklerini okuyunca, bizdeki “ahlâk” kelimesinin yerine “etik” kelimesinin niçin yerleştirildiğini ve “ahlâksız” kelimesinin karşılığının niçin yok edildiğini daha iyi anladım.

Kant’ın da dediği gibi “insanların doğal tarihinde değil, moral tarihinde gelişmenin olup olmadığını” sormamız gerekiyor.Merhum Cemil Meriç: “Tekerlemelerle avunmaya çalışıyoruz. Oysa bu büyük yangını şairane lakırdılarla söndürmeye yeltenmek fikri, sefaletimizin hazin bir hücceti, hazin ve lüzumsuz” demektedir. Haklıdır, artık tekerleme ve şarkı söylemenin zamanı değildir.

Usulca hayatımızdan çıkardığımız “erdem”, “günah”, “sevap”, “haram”, helal”, “samimiyet” “iyi niyet”, “dosdoğru, şeksiz ve şüphesiz inanmak”, “dünyalık çıkarlara şahsiyetimizi satmamak” gibi değerleri yeniden diriltmek ve onlarla birlikte yeniden dirilmenin ve yaşamanın zamanıdır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2967/hayatimizdan-cekip-gidenler.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar