Ankara'da Özdağ,Babacan, İstanbul'da Davutoğlu Olsaydı?

AK Parti Ankara ve İstanbul'u alabilir miydi?  Evet aslında alabilirdi. Ceketimizi koysak seçilir kibri yerine farklı bir yol izlense, vatandaşın ne istediği ve bölge dengeleri göz önüne alınsaydı farklı bir tablo ortaya çıkabilirdi.

Ankara için mesela Ankaralı ve ülkücü kökenli bir aday düşünülebilirdi. Madem, MHP ile ittifak yapılmış MHP seçmeninin de oy vereceği bir isimle Ankaralıların karşısına çıkabilirdi. Özhaseki hem Ankaralı değildi, hem de MHP tabanından oy alacak bir arka planı yoktu. Seçim çantada keklik görüldüğü için  bu dengelere dikkat edilmedi. O dönem aklıma iki isim geliyordu, Selçuk Özdağ, Ali Babacan.

Özdağ, ülkücü kökenli bir isim, BBP'de uzun yıllar siyaset yaptı, milletvekilliği döneminde ülkücülerin her etkinliğine koştuğu ve ilgisini AK Partililerle sınırlı tutmadığı için milliyetçi camiada sevilen bir isim. Şundan eminim ülkücülerden Özhaseki'den daha fazla oy alırdı. Ama gördüğüm kadarı ile AK Parti camiası ülkücülerden çok haz etmiyor. Bunu atamalarda, kadro seçimlerinde görmek mümkün. Diyelim ki  farklı bir isim arıyorsunuz, mesela Ali Babacan olmaz mıydı? Ekonomi yönetimi döneminde kalan iyi bir ismi var,  ekonomik krizin zirve yaptığı bir dönemde insanların en fazla rağbet edecekleri bir uzmanlığa sahip, üstelik Ankaralı da. FETÖ ile bir al-veri olmamış. İsmi üzerinde herhangi bir şaibe yok. Aday yapılsa herhalde bugünkü tablo tersine dönerdi. Ama uzun zamandır, AK Partiyi akıl yönetmiyor, duygular, nefretler en önemlisi biat mantığı yönetiyor. Ne kadar dalkavuk, ne kadar teslimiyetçi, ne kadar goygoycuysan o kadar iyi adamsın. Dava denilen şey de aslında bir fikre bir inanca mensubiyet değil, bir kişinin istek ve taleplerine ram olmak.

Gelelim İstanbul'a... Binali Yıldırım birçok görevlerde bulunmuş, elbette bilinirliği en yüksek düzeyde olan bir isim. Ama seçim boyunca yorgun, isteksiz bir tablo çizdi. İmamoğlu'nun hamlelerine, dinamizmine cevap verecek enerjiyi gösteremedi. Üstelik pozitif bir dil ile oluşturduğu kampanyasını yapamadı. Binali Yıldırım'ın kavgacı bir üslubu yok, kendi başına bırakılsa belki de sonuç çok farklı olabilirdi. Ama AK Partide seçimi riske atmadan kazanacak isimler de vardı. Mesela sayın Davutoğlu.  Hiç kimse sayın Davutoğlu'nun itibarının sayın Binali Yıldırımdan aşağı olduğunu söyleyemez. Daha enerjik, daha aktif bir kampanya yürütürdü. Üstelik Binali Yıldırıma'a göre daha genç ve daha dinamikti. Kamuoyunda haksızlığa uğradığına dair yaygın kanaat onu daha da  şanslı  hale getiriyordu. Ama kayıtsız şartsız biatı kabul etmeyince pelikancıların kirli kalemlerinin önüne atılarak bertaraf edildi. Sayın Davutoğlu'nun onca haksızlıktan sonra böyle bir adaylığı kabul edebileceğini düşünemiyorum.Çünkü boş bulduğu her koltuğa atlayan siyasetçilerden biri değil. Onu Başbakanlığa layık görmeyenlerin, İstanbul Belediye Başkanlığına layık görmelerini samimiyetsiz bulacağı kesindi. Üstelik siyaseti rant mesleği haline getirenlere de imkan tanımayacaktı. Onun için hiçbir şansı yoktu. Ama olsaydı, bugün İstanbul seçimleri için çok farklı bir hikaye yazıyor olacaktık.

Şimdi bu isimlerin hepsi itile kakıla uzaklaştırıldıkları için AK Partinin dışındalar. Bunların  birde yarın parti kurduğunu düşünün...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2966/ankarada-ozdagbabacan-istanbulda-davutoglu-olsaydi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar