Gene TÜBİTAK

TÜBİTAK ( Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu) 1963’te, planlı ekonomi devrine geçişte kuruldu. O günden bugüne, mutlaka güzel çalışmalar yapmıştır ama eleştirilerimiz de mahfuzdur.

Bu yazıda eleştirilerimizi dile getirmeyeceğiz. Çünkü yazacağım güzel cümlelerin içine olumsuz eleştiri cümleleri yakışmayacak.

Önceki hafta, 13. Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri İzmir Bölge Yarışması vesilesiyle İzmir Kültür Park’taki sergide idim. Daha önce gerçekleştirilen Liseler Arası yarışmanın sergisine maalesef katılamamıştım.

Biyoloji, Coğrafya, Değerler Eğitimi,Fizik, Kimya, Matematik, Tarih, Teknolojik Tasarım, Türkçe ve Yazılım alanlarında düzenlenen yarışmaya, İzmir, Manisa, Aydın, Muğla,  Denizli ve Uşak’tan oluşan İzmir bölgesinde 898 proje başvurusu yapılmış.  (Türkiye genelinde 12.085 başvuru yapılmış.)

898 projeden elene elene 100 proje sergilenmeye uygun bulunmuş ve 26-28 Mart günlerinde bu sergi gerçekleşti.  12-15 yaş arası gençlerin, öğretmenleri refakatinde hazırladıkları projelerin çoğu, gerçekten ümit var olmamıza yol açıyordu.

Sergi binasını dolduran cıvıltı, müthiş bir canlılık emaresi olurken, stantlarda yer alan projeler, düşünmenin ve üretmenin çok güzel birer göstergesi idi.

Her stantta bir veya iki öğrenci ile beraber öğretmenleri de yer alıyordu. Her birinin heyecanları gözlerinden okunuyordu. Her biri, stantlara yaklaşıldığında, büyük bir heyecanla projesini anlatmaya başlıyordu. Yani projeler içselleştirilmişti.

O “bücürler” zaman zaman boylarından büyük laflar ederek hayatımızdaki bazı zorlukları aşacak yöntemler teklif ediyorlardı. Mesela şu projelerin adlarına bakıp muhtevalarını tahmin edin: Moleküler Gastronomi İle Sağlıklı Beslenme; Tio2 Film Kaplı Ortodontik Diş Tellerinin Fotokatalitik Antibakteriyel Etkisi;  Çörekotu Küspesinin Bitki Büyümesi ve Çimlenme Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi; down sendromlu yavrularımızın matematik öğrenmesinin ele alındığı “+1 İle Matematik Öğreniyorum”;  Arının Tasarrufu, Portakalın Vitamini, Kalbimizin Sıcaklığı; Dönen Holografik Kâğıt Üzerinde Yapay Gökkuşağı Oluşumu;  Bor’un Oligodinamik Etkisinin İncelenmesi;  bulaşık makinalarında matlaşan cam kapların parlatılmasında incir yaprağı suyunun kullanılmasını teklif eden “Cama Can Katan Ballıdarı”;  Eşkenar Dörtgen Yardımıyla İki Basamaklı Sayıların Küpünü Hesaplama;  Trafikte Sonsuz Yeşil;  En Ekolojik Soğan;  Unutmayan Buzdolabı; Propolis Üretimini Arttırmak İçin Yeni Bir Kovan Tasarımı… Bunlar gibi daha onlarca proje…

Objeye-eşyaya bilgi sorma yetisini kaybettiğimiz bir zamanda, gençlerin yeni sorularla hayatımıza yenilikler katmaya çalışmaları, gerçekten çok sevindirici. Hayatımız daha çok nasıl kolaylaştırılır?  Bazı engeller nasıl kaldırılır? Şöyle olursa ne olur? Daha bir sürü sorular… Sorulanlar ve henüz sorulmayanlar… İşte bütün bunlara daha gençken kafa yormayı öncelediği için TÜBİTAK, bence iyi bir yerden başlamış…

Fakaaaat!...

Ben bu milleti tanırım… Bir süre sonra bu yarışmalar, aileler ve öğretmenler tarafından at yarışına dönüştürülür ve gerçek üretim amaçlı projeler yerine araçsallaşmış projelerle ortalık proje çöplüğüne dönüşür. En güzeli  bu tür işleri bir şenlik havasında yapmak ve mutlaka özellikle sanayicileri bu işin bir parçası hâline getirmek. Çünkü üretilenleri sınaî ürün hâline getirecek olanlar, onlar.

TÜBİTAK’ı, “Bücürler”i, öğretmenlerini ve organizasyonu idealistçe gerçekleştiren Prof. Dr. Gül Ünal Çoban ve ekibine teşekkür ederiz.

Sıkı bir TÜBİTAK eleştirisi de var sırada… Nasip olursa onu da yazarız ilerde.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2962/gene-tubitak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar