Kimseler çamura yatmasın

Aslında duygusallık yerine salim kafa ile düşünerek nerede hatalar yapıldığını, bundan sonraki yol haritasının ne şekilde devam edeceğini düşünmek daha sağlıklıdır diye düşünüyorum. “Her şerrin bir de hikmet yönü vardır.”

İki büyük şehrin muhalefete geçmesi beklide önümüzdeki genel seçimlerin dopingi sayılır. “İşte alın idare edin de görelim, neden diyemiyoruz? Diyelim, sağ olan görür, halkın beklentilerine cevap vermeyince de silinir giderler.

Kaçırdığımız deveyi kuyruğundan çevirmeye çalışmayalım.

Zafere şükür, yenilgiye de eyvallah...

...

Neden öz eleştiri de bulunmuyoruz?

AK partinin kendi seçmeninden gelen tepkileri hiç kimse hesaba katmıyor. Hadi diyelim, İstanbul öyle veya böyle sallandı, her seferinde yüzde 70 oy veren Bayburt’u nereye koyacağız? Erzincan’ı nereye koyacağız?

Veya ortağına kaptırdığın iller...

...

Sahte oy verme iddiaları da oldukça garip.

Adamın imzası yok mu? Sandığa gelmeden oy mu vermiş?

Adreste bulunmama, çoğu yerde nüfus sayımı olayıdır. Amele inşaatta çalışırken yazılmışsa adresi de orada kalmıştır.

Taşınmış adres nakli yapmamış.

Kiracı iken evi boşaltmış gitmiş. Şimdi polis gidiyor, “burada öyle biri yok” diye tutanak düzenleyince siyasetçi yaygarayı basıyor: “Aaa! Hayalı oy.” Seçim kurulu önceden adres güncellemesi yaptırmış olsaydı bu tip aksaklıklara mahal verilmezdi. Hem kim kimden şikayetçi oluyor? Be kardeşim, yetki senin elinde değil mi yaptırsaydın.

...

Akıldaneler “seçimleri yenile” diye akıl veriyorlar.

Olur ya, gaza geliriz de öyle bir hata yapmayız. Yaparsak, eldekiler de gider. Yapacağımız tek şey, yönetimi ve denetimi yeniden değerlendirerek bir an önce fabrika ayarlarına dönmek olmalıdır. İktidar demek kadro demektir.

Kadrolar bozuldu, işler de bozuldu...

...

Kimseler kusura bakmasın...

Neredeyse yarım asırdır devletin bacasından girdik kapısından çıktık, az çok bildiklerimizi ikaz mahiyetinde anlattık, aktardık. Dedik ki; bu gemi bu tayfa ile yoluna daha da fazla devam edemez. Bir yerde kayalara çarpar. Şayet o sandıklarda hile varsa, yaptıranlar senin gibi düşünmeyip de görev verdiğin bulunmaz Bursa kumaşlarının işidir.

Anlasana, beslediğin karga gözünü oydu.

...

Nasrettin hoca akşam yemeği için hanımına iki kilo et teslim etmiş. Ne var ki sofrada önüne tarhana gelince şaşırmış. Hanımı, Efendi eti kedi kaptı.” Zekası tepesinden fışkıran Nasrettin hoca, kediyi teraziye vurunca tam iki kilo gelmiş. “Hanım! Kedi bu ise bizim et nerde, et buysa kedi nerde?”

...

O zaman kalem kağıt yazın bir tarafa: Cumhur ittifakı bu ise oylar nerde, oylar bu ise cumhur ittifakı nerde?

...

Oflu muhtarı fena dövmüşlerdi, azalar toplanarak zabıt tutuyorlarmış. Fakat bir türlü anlaşamamışlar.

Muhtar upuzun yattığı yerden seslenmiş:

“Ula uşaklar! Neyine anlaşamıyorsunuz? Yazın havuraya Oflu muhtar eşek gibi bu dayağı yedi.”

...

Biz öyle demek istemezsek de yine de hatırlatma olsun.

Oflu muhtar bu dayağı madem yedi, en azından bir süre ekranlardan uzak durarak niyet ve eylem tazelemeye zamanımız olsun. Az söz çok iş... Hem dışarısı oldukça serin. Kemalizm, laikçilik, sözde sanatçı seviciliği Müslümanı çarpar...

Çıkardığımız gömleği yeniden giymeyi de ihmal etmeyelim.

15.2019 Nusret Çiçek

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2950/kimseler-camura-yatmasin.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar