Ders alındı mı? Hiç sanmam

Seçimin üzerinden 8 gün geçti, hala Ankara ve İstanbul'un kesin sonuçları açıklanmadı. Büyük ihtimalle bu hafta açıklanmış olacak.

Aslında sonuçlar belli, Ankara'yı Yavaş, İstanbul'u İmamoğlu kazandı.  Bunun ötesi hak arama değil, çamura yatmaktır.

Seçim sonrası yaşananlar demokrasinin seçim yapmaktan ibaret olmadığını gösteriyor. Asıl önemli olan sonuçlarına katlanmak, kendimizin ne kadar ülkeyi yönetme hakkı varsa başkalarının da o kadar hakkı olduğunu kabullenmektir.

Fakat bu gecikmenin sebebi o değil.  Evinde hazinesi olan dışarı çıkamaz. Her suçlu suç delillerini yok etmeden rahat edemez.

Yıllarca devlet malına yağma malı gibi hücum edildi. Taban dava diye uyutulurken davet usulü ihalelerle, hukuksuz yardımlarla millete ait olan ona buna peşkeş çekildi. Hiç iktidardan gidilmeyecekmiş gibi hareket edildi. Şimdi de burayı terk edersek her şey ortaya çıkarın korkusu yaşanıyor. Tek sebep bu başka bir neden yok.

Sanat camiasından bir arkadaşım, 7 Haziran seçimlerinde AK parti beklediği oyu alamayınca yanında oturan ve seçim sonuçlarını beraber takip ettikleri bir büyük şehir belediye başkanının panik içinde bizi asacaklar dediğini anlatmıştı. Bir belediye başkanı yasalara uymuş, kul hakkı yememiş ise niçin böyle bir korku taşısın?

Seçim sonuçları ile ilgili değerlendirme yapan bazı arkadaşlar yapılan yanlışları bir bir ortaya döktükten sonra AK parti kuruluş ayarlarına dönmeli temennisinde bulunuyorlar. AK parti bir daha kuruluş ayarlarına dönemez. Çünkü ayarı o kadar bozuldu, hesabı verilmesi gereken işler o kadar çoğaldı ki bunlardan temizlenmeden fabrika ayarlarına dönemez.

Bir örnek vereyim: Birkaç ay önce Bingöl ile Sancak beldesi arasında yapılacak 31 km yolun ihalesi yapıldı. Davetiye usulü yapılan ihale KDV dahil bir firmaya 260 Milyon TL civarında bir bedelle verildi. Yapılacak yol duble değil, genişliği 12 metre üstelik eski yol kullanılarak yapılacağı için de maliyeti sıfırdan yapılan bir yol kadar olmayacak. İnşaatçılar bu yolun azami maliyetinin 100 milyon civarında olduğunu söylüyor. Bingöl'de bazı partilerle sivil toplum örgütleri ihalenin biçimine ve miktarına tepki gösterdiler. Sakarya Arifiye'deki tank palet fabrikası Katar/Sancak ortaklığına devredilirken gerekçe olarak 50 milyon dolarlık yatırım yapılacağı söylendi. 50 milyon Türkiye için çok küçük bir para, nitekim makam araçları için yapılan bu miktarda bir harcamaya o zamanın Maliye Bakanı Şimşek çerez parası demişti. Kılıçdaroğlu da seçim boyunca, "derdiniz 50 milyon dolarsa satmayın, bir haftada ben bulayım bulmazsam siyaseti bırakacağım" demişti. Sakarya'da bu ülkenin göz bebeği bir fabrikası 50 milyon dolar için devredilirken Bingöl'de devletin yüz milyonlarca TL zarara sokulduğu iddia olunuyor. Bunun gibi nice ihale var, hangi fabrika ayarı bu ihalelerin millete verdiği zararı temizler?

Siyaseti dindarlık, dünyevilik üzerinden tartışmak yanlış. Bu zeminde tartışmak en çok saltanatlarını kalıcı hale getirmeye çalışanlara yarar. Doğru olan iyi yönetim, kötü yönetim zemininde meseleyi tartışmaktır.

Bundan sonra ne olur? Hiçbir şey olmaz. Birkaç il başkanı, bir kaç bürokrat değiştirilir. Belki FETÖ-METÖ gibi bir gerekçe bulunarak İstanbul seçimlerinin üzerine yatılır. İşlenen günahlar hesap verebilirlik sınırını geçtiği ve nedametin fayda getirmeyeceği bilindiği için   bu pervasız, bu hak tanımaz düzen devam eder.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2942/ders-alindi-mi-hic-sanmam.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar