Yerel seçim sonuçlarını nasıl okumalı?

Öyle “Demiştik” demekten çekine çekine söyleyecek değilim. Doğrudan söylüyorum: Bu âkıbeti daha önce söylemiştik. Dinleyen olmadı!...

“İktidar yorgunluğu var.” dendi;  “Olabilir” dedik.

“Bürokratik çekişmelerin bıkkınlığı var.” Dendi; “Eyvallah” dedik.

“17 yıllık iktidarın halk üzerinde yarattığı bıkkınlık” dendi; “Âmennâ” dedik.

Buna benzer onlarca bahane sayılabilir. Hatta bunlara görevlerinden uzaklaştırılan belediye başkanları da ilâve edilebilir…  Yanlış adaylardan söz edildiğinde de itirazımız vâki olmaz.

Bütün bu bahanelerin haklılığına zerrece lafımız olmaz.

Bu bahane çukuruna batmaya başladınız mı, çıkmanız biraz zor olur. Mesele bahanelerin arkasına sığınmadan, başarısızlık gibi görünen durumu soğukkanlı bir şekilde anlamaya çalışmaktır.

  • Büyük şehirlerin kaybedilmesi iktidar için kayıp ama CHP için kazançtır. Fakat bu mevzii bir kazançtır. Ankara ve İstanbul’da büyükşehir belediyesini çalıştıracak olan sistem (Belediye Meclisi)’de Ak Parti ve MHP egemendir. CHP’nin kazancı sadece büyükşehir belediyelerinin sadece bürokrasisine egemen olmaktır.
  • Mevzii ve lokal başarılar, sadece dar etki alanında geçerlidir; genel siyasete tesiri pek olmaz.
  • Cumhur İttifakı % 51.5 oranında tecelli etti; Millet İttifakı % 37…
  • Bazı yerlerde MHP oylarının da eklemlendiği Ak Parti oyları % 44.5 oldu; İyi Parti’nin eklemlendiği CHP oyları % 30.5’te kaldı. Her iki partide de ittifakın diğer parçalarından gelen oyların bulunduğu meydanda.  Bu  hesapla Ak Parti’nin oyları % 40-41; CHP’nin oyları % 25-26 civarında gibi görünüyor.
  • MHP ve İyi Parti’nin kendi oyları % 7’şer oldu.
  • HDP % 4’te kaldı ve Doğu-Güneydoğu’da yarı yarıya oy kaybetti.
  • Ak Parti en çok belediye başkanı kazanan parti oldu; onu CHP, MHP ve HDP izledi. İyi Parti, bütün gayretlere rağmen “sıfır” çekmeyi başardı.

MUHALEFET KORKU EŞİĞİNİ AŞTI MI?

Bu seçimin siyasî sonuçlarından çok, psikolojik sonuçları olacak gibi. En güçlü psikolojik sonuç, muhalefetin 17 yıldan beri ilk defa “korku eşiği”ni aşmış olmasıdır. 2002’de mecliste büyük bir çoğunluk elde eden Ak Parti, bu psikolojik üstünlüğünü 7 Haziran 2015 seçimlerine kadar korudu ama 7 Haziran’da aldığı % 42’lik oy oranı, tek başına iktidar olmaya yetmedi. Ve Ak Parti ilk tereddüdü orada yaşadı. Bu ikinci tereddüttür ve daha sarsıcı bir durumdur. En büyük iki kentin yönetimi muhalefete geçmiştir. Ak Parti için hiç hesaplanmayan bir sonuçtur bu. Tuhaftır; muhalefet de böyle bir hesaba hazır değildi. Fakat milimetrik farklarla da olsa, İstanbul ve Ankara’da muhalefet için bir “başarı” kaydedilmesi, iştahların kabarmasına vesile olabilir. İktidarın bunu göz önünde bulundurması lazım.

HALK İKTİDARDAN YÜZ ÇEVİRDİ Mİ?

Evet, çevirdi.

Ak Parti ve MHP’nin toplam oylarının % 51.5 olması; yani Cumhurbaşkanlığı seçimindeki oranı koruması  ilk bakışta bir başarı gibi görülebilirse de geleceğe yönelik bir başarı değildir. Ankara ve İstanbul seçimlerinde olduğu gibi “burun farkı” bir vaziyettir ve tehlike arz etmektedir. Korku eşiğini aşmış bir muhalefetin ataletten kurtaracağı bir seçmen kitleri ile bu fark hızlı bir şekilde kapatılabilir.

Seçim sürecinde Ak Parti ve MHP tabanını gözlemledim. Seçim heyecanı pek yoktu tabanda. “El mahkum…  Gidip vereceğiz.” havasında bir kitle vardı. Heyecanla “dava”yı savunan ve etrafını etkilemeye çalışan insan yoğunluğu görünmedi ortalıkta. Partizan kitlenin etkisi de yeterli olmadı.

Ak Parti’nin esas ıztırabı “küskünler” idi.

Her toplum katmanında etkili bir küskün kitle vardı.

Tarım sektörü, çiftçiler masum bir küskünlük yaşadılar. Maliyetler pahalı, satış çok ucuz veya hiç yoktu. Ürünler tarlada kaldı. Petrolden daha değerli olan sebze-meyvemiz, bir türlü bir ihracat patlaması yaşayamadı.

Bürokrasi, çekişmelerden ve sendika baskılarından yılmış vaziyetteydi. Liyakatin yerine kayırmacılık hâkim kılınmıştı. Bu da bürokrasiyi demoralize edip küstürmüştü.

Akademyayı yakından biliyorum… Orada durum içler acısı…

En büyük akademik kitle olan Yardımcı Doçentlerle ilgili uygulamalar, maalesef küskün bir kitle yarattı. Yardımcı Doçentlerin Doçent olabilmeleri konusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın taşıdığı endişe izâle edilmedi; tam tersi daha da karmaşıklaştırıldı. Üniversiteler Arası Kurul’un doçent yaptığı akademisyeni, üniversiteler doçent olarak atamamak için bir dereden su getirdiler ve üniversitelerde büyük bir huzursuzluk yaşandı. Bu huzursuz kitlenin psikolojisi topluma olumsuz yansıdı.

AK PARTİ TABANINDA GEVŞEME VE PANİK BAŞLAR MI?

17 yıllık iktidar alışkanlığından sonra Ankara ve İstanbul belediye başkanlıklarını CHP’ye kaptıran Ak Parti tabanında bir moral bozukluğu olduğunu herkes gözlemliyor. Kimse tabanın mutlu olduğunu söyleyemez. Sempatizanların da partizanların da kritik kitleyi oluşturanların da suratından düşen bin parça… Hemen bu günlerde ve derhal, bu kitlelerin moralini yükseltecek ve geleceğe yönelik projeksiyonlar yapılmalıdır. Yaşanan sendelemeyi unutturacak pro-aktif tedbirler olmalı bunlar. Akılcı değerlendirmeler; öz güvene dayanan bir öz eleştiri… Parti dışından objektif değerlendirmeler yapabilecek insanları dinlemeler…  Anadolu’nun tamamında çalışan akademisyenlerin birikimlerinden istifade etmeler… Bunlara benzer faaliyetlerle zihniyet tadilatı yapılırsa, kitleler diri tutulabilir.

VE BAYBURTLU YUSUF

Bu topraklarda insan olmanın değerini hatırlatan insan sayısı arttıkça, toplumsal dinamikler devamlı diri tutulur. Tarihî dönemlerde böyle bir fonksiyonu üstlenen insan sayımız çok olmuştur. Bunlar, masumdurlar, saldırgan değildirler, “gönül yaparlar”, kırılırlar da kırmazlar… İtidal, mülayemet, merhamet bir aradadır bu şahıslarda… O milliyetçi olduğunu iddia eden (Milliyetçi kültürde öyle bir saldırıya yer yoktur.) hanımın kurgulu saldırısına maruz kalan Bayburtlu Yusuf da tarihin ıssız köşelerinden çıkp gelmiş bir insan gibi girdi gündemimize son hafta… Son derece mülayim; asla saldırmayan; sorulan sorulara insanca cevap veren ve karşısındakini de insan olarak gören bir genç Yusuf. Bıçak kemiğe dayandığında bir Ulubatlı hasan, bir Seyyit Onbaşı, bir Battal Gazi olacak kadar cesur olan Yusuf, o gün orada tepeden tırnağa insandı. Son hafta, bazı kararsızların Yusuf’un ve Yusuf gibi masumların yüzü suyu hürmetine Ak Parti’ye oy verdiğini biliyorum. Yusuflar, Yasin Börüler, Eren Bülbüllerin durdukları yer Türk milleti için çok önemlidir ve hatta tek önemli yerdir. Siyasîler de o noktada durursa, gelecek çok aydınlık olur.

BİR TAVSİYE: ELEŞTİRİ AVI

Ak Parti merkez heyeti ve her il ve ilçe teşkilatı, bugünlerde “eleştiri avı”na çıkmalı ve basında, sosyal medyada, internette bulunan yapıcı eleştirileri derleyip toparlamalı ve kurmay heyete iletmeli. Kurmay heyet de her açıdan bu eleştşrleri değerlendirmeli. Yoksa 2023 biraz karanlık görünüyor.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2934/yerel-secim-sonuclarini-nasil-okumali.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar