Seçim sonuçları nasıl okunmalı?

Bir seçim geride kaldı, ne dövünmeye ne de zafer çığlıkları atmaya gerek yok. Çünkü ortada bir zafer de hezimet de mevcut değil. Bütün partiler icazetini milletten alıyor. Kim kazanırsa kazansın nihayetinde bu milletin tercihidir. Bugün yetkiyi birine yarın başka birine verebilir. Buna direnmek de kabullenmemek de doğru değil.

Bir ülke siyasetinde demokrasi kültürünün varlığı/yokluğu seçim sonuçlarına gösterilen saygı ile ölçülür. Kazanırken gösterilen olgunluk kaybedilirken gösterilmiyorsa orada ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.

Bu seçimde herkesin alacağı dersler var. Çok kırıcı, çok kıyıcı bir dil kullanıldı, tehditler, hakaretler, suçlamalar, iftiralar hizmet yarışı olması gereken seçim sürecini bir savaşa çevirdi. Bu yanlıştı, birçok defa yazdım, bu dil AK Parti’ye duyulan tepkilerin başlıca nedeni oldu.

AK Parti adalet vadederek iş başına geldi. İktidarda olduğu 17 yıl boyunca İslami değerlere vurgu yaptı, oradan referans aldığını söyledi. Ama söz konusu siyasi rekabet olunca söylediklerinin hepsini unuttu. Rakiplerine söz hakkı vermedi, Televizyonları, gazeteleri onların görüşlerine kapattı. Netice olarak bu antidemokratik tutum tepkiye dönüşerek büyükşehirlerin kaybedilmesine neden oldu.

Meseleye şu veya bu partinin perspektifinden baktığınızda kim kazandı kim kaybetti sorusu anlamlı olabilir. Lakin ülke menfaatleri açısından baktığınızda bu çok anlamlı olmaz. Çünkü bütün partiler yetkiyi milletten alıyor ve milli menfaatler partilerden çok daha önemlidir. AK Parti aleyhine özellikle dış dünyada gittikçe yaygınlaşan otoriterleşme algısı vardı. Bu seçim bu algının giderilmesine önemli bir işlev görebilir. Bunun içinde kaybedilen belediyelerin sindirilmesi, gayri hukuki yollara başvurulmaması, kazananın hakkına tecavüz edilmemesi gerekir. İstanbul’u belli ki İmamoğlu kazandı, bunu uzatmak, çamura yatmak, hukuk ve ahlak dışı yollara başvurmak AK Parti’ye hiçbir şey kazandırmaz. Tam aksine dünyadaki imajını daha da zedeler.

Bu seçimden sonra AK Parti’nin işi daha da zorlaşacaktır. Çünkü tekelinde tuttuğu oy alanına başka talipler de çıkmıştır. Bir defa İYİ Parti bu alanın oyuna taliptir. Kılıçdaroğlu partisini -dar ideolojik kalıplardan çıkararak- esnetmiş, muhafazakar seçmene de açmıştır. Kılıçdaroğlu da bu kitlenin oylarına taliptir. Muhtemelen önümüzdeki haftalarda Sayın Davutoğlu da partisinin manifestosunu açıklayarak aynı kitlenin oyuna talip olacaktır. Alternatifler çoğaldıkça daha önce alternatifsiz olan bir tabanı konsolide etmek de zorlaşacaktır. İYİ Parti ve CHP’nin bu kitlede yaratacağı etki kazanılan belediyelerde gösterilen tutuma bağlı olacaktır. Dar kadrocu, tasfiyeci, ideolojik bir tutumun izlenmesi halinde vatandaş büyük şehirlerde Millet İttifakı’na verdiği desteği geri çekebilir. Kucaklayıcı bir siyaset muhalefete yeni fırsat alanları açar.

Bu seçimin yanlışlarından biri de AK Parti’nin adaylarının geri plana itilmesidir. İmamoğlu İstanbul’da kullandığı pozitif dil ile kazandı. AK Parti Binali Yıldırım’ı geri çekerek Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı öne çıkardı. Ankara’da da böyle oldu. Millet İttifakı’nın adaylarının karşısına adaylarla çıkmak yerine Cumhurbaşkanı ile çıkmak doğru değildi. İstanbul’da Binali Yıldırım’ın üslubu da çok kucaklayıcıydı. Ancak kendisine çok az fırsat verildi. İmamoğlu’nun kazanması vatandaşın pozitif bir dil ve siyaset arayışına verdiği destektir.

Sayın Cumhurbaşkanı da Bahçeli de dört buçuk yıl seçim yok dediler. Ekonominin içinde bulunduğu durum dikkate alındığında bu doğru bir söylem. Üç yıldır art arda seçimler yapıyoruz. Vatandaş yoruldu. Finans çevrelerinde hep beklentiler oluştu. Artık iktidar bütün imkanları ile ekonomik krize kilitlenmelidir. Bir erken seçimin olup olmaması da buna bağlıdır. Unutmayalım ki, piyasanın iradesi çoğu zaman partilerin ve siyasal kadroların iradesinin önüne geçer.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2932/secim-sonuclari-nasil-okunmali.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar