Sandıktan ders almak…

“Seçimler bir kavga aracı olmamalı. Size de bir tavsiyede bulunmak istiyorum: Sakın akşam televizyonlara bakıp da liderlere ve onların metotlarına kapılmayın. Sel gider kum kalır. Bu seçim de gidecek ama siz komşu olarak, akraba olarak, hemşeri olarak yine birlikte yaşamaya devam edeceksiniz. Seçimler elbette tartışma alanı, elbette eleştiri yapılacak, adaylarımız yapacaklarını anlatacaklar; ama hiçbir zaman üslup, yüz yüze bakmayı engelleyecek olmamalı. Şu sokaktan gidince öbür sokakta rakibiyle karşılaşacak adaylarımız, elini uzatıp tokalaşacak kadar arada mutlaka nezaket bırakmalı. Ve hepiniz de birbirinize nezaket bırakmalısınız.”

***

Yukarıdaki güzel ve birleştirici sözler cennet mekân Muhsin Yazıcıoğlu’na ait.

Şehadetiyle birlikte Türkiye’yi birleştiren ve cenazesinde ırk, renk, meşrep ve mezhep ayrımı yapmaksızın her kesimden binlerce insanımızı kaynaştıran Muhsin Yazıcıoğlu, işte bu ve buna benzer daha pek çok konuşması, söylemleri, doğru, dürüst ve dik durması; inançlarından asla taviz vermemesi, vatan, bayrak, ezan, Kur’an söz konusu olduğunda bu uğurda ölümüne mücadele etmesi; arkadaşlarını ve ülküdaşlarını hiç yalnız bırakmayarak ölümüne sevmesi… Onun takdir edilecek vasıfları arasında.

***

Ülkü Ocakları Genel Başkanı iken başlamak kaydıyla karada pek çok kaza atlatan ve suikasttan kurtulan Muhsin Başkan, havada uğradığı siyasî bir suikast sonucu şehit oldu. Mekânı cennet olsun.

Son Konya ziyaretinden bir önceki seçim çalışmaları dolayısıyla Konya’ya geldiğinde, gülümseyen o güzel yüzüyle ve işaret parmağıyla beni göstererek “Hep senin yüzünden oluyor bütün bunlar” demişti.

Anladım ki o yıllarda ve o günlerde medyada çıkan bazı haberler onu çok rahatsız etmişti.

Medya zaten BBP ve Muhsin Yazıcıoğlu haberlerine hiç yer vermiyordu.

Muhsin Başkan’ı son derece rahatsız eden haber/haberler acaba neydi?

Bir gazeteci olarak derin mahfillerle ve memleket meseleleriyle ilgili aklıma takılanları başbaşa kaldığımızda sorar, çok enteresan cevaplar alırdım. Onun en hoşuma giden ve takdir ettiğim özelliği ise; “SIR” tutması idi. Herkes sırrını ona açar, ama o bütün sırları mazluma karşı her zaman merhametli ve cömert olan o yufka yüreğinde hep saklardı.

Resulü Ekrem Efendimiz bile sırlarını kimseyle paylaşmaz yalnız bir sahabeyle paylaşırdı. Muhsin Başkan, kimle paylaştı veya paylaşır mıydı? Bilmiyorum.

***

Yarın sandığa giderek beğendiğiniz, projeleriyle şehrinize, ilçenize ve beldenize hizmet edeceğine inandığınız belediye başkanlarına, belediye meclis üyelerine ve mahalle muhtar adaylarına oy vererek bir seçimde bulunacaksınız.

1 Nisan 2019 Pazartesi günü ise, her parti sandıktan çıkan neticeye razı olacak ve o sonuca göre; kaybeden taraf düşünerek “nerede hata yaptım/yaptık” diye sorular sorarak sandıktan birtakım dersler çıkartacak elbette. Kazanan taraf ise; “bu seçimde daha güzel ve daha iyi bir taktik ve yerinde strateji uygulayabilseydik, acaba daha iyi sonuçlar elde edemez miydik?” diye kendi kendilerine sormadan edemeyecektir, diye düşünüyorum.

Mahallî İdareler ile ilgili bir seçim olmasına rağmen seçim havasına sanki “genel seçim” yapılıyormuşçasına bir hava verilmesi ve “beka” meselesi yapılması; Cumhur İttifakı’na ne kazandıracak veya ne kaybettirecek; 31 Mart’ta sandıktan çıkan neticeler gösterecek.

Ben, Cumhur İttifakı’nın ve özellikle Ak Parti’nin bu seçimlerden Türkiye genelinde kan kaybederek, Konya’da ise 31 ilçedeki seçmenden büyük bir ders alarak çıkacağı kanaatindeyim.

Millet İttifakı oylarını ciddi bir şekilde artırır, İstanbul ve Ankara’yı kazanırsa eğer 31 Mart’tan sonra siyasette taşlar yeniden yerinden oynar. Ak Parti dağılma sürecine girer ve/veya yeni bir partiyle yoluna devam eder.

Yalnız, elbette siyaset herşey demek değildir. Ama onsuz da yapılamadığına göre Türkiye’de uygulama sahasına konulan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, bilindiği üzere tam anlamıyla 2023’te halkın oyuna sunulacak. Bu sistemde, Amerika’da olduğu gibi iki büyük parti “Demokratlar” ve “Cumhuriyetçiler” gibi etrafında diğer küçük partilerin toplanması ön görülüyor. 

***

Ülkemizin en büyük BEKA MESELESİ insan ve insan kaynaklarıdır. Ahlâktır, Eğitimdir, Kültürdür. Hatta uzay ve gökler “beka meselesi” olarak değerlendirilmelidir. Uzaya hakim olmayan Müslümanların yeryüzünde hakimiyet kurmaları (âleme nizâm vermeleri) mümkün müdür? Bakınız Hindistan, iki gün önce yeryüzünden gönderdiği bir füze ile uzayda serserice dolaşan bir uyduyu imha etmiştir. Amerika ve Çin, uydu istasyonları vasıtasıyla yeryüzüne gönderecekleri ışınlarla okyanuslarda ve denizlerdeki savaş gemilerini vurabilecek yeni “lazerli silahlar” geliştiriyorlar. Lazerli ışının nereden geldiği dahi tesbit edilemeyecek.

Ülkemizin etrafı emperyalist küresel çete tarafından kuşatılmış vaziyettedir. Kudüs’de, ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksâ’da, Golan Tepelerinde, Kıbrıs’ta, Kırım’da, Gagavuzya’da, Bosna Hersek’te, Makedonya’da, Kosova’da, Batı Trakya’da, Keşmir’de, Moro’da, Myammar’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Mısır’da, İran’da olup bitenler bizi yakından ilgilendirmekte, ve Türkiye’nin sorumluluğunu daha da artırmaktadır.

Türkiye, kendi coğrafyasında güçlü devlet olmak zorundadır. Düşmandan çok dost kazanma sanatını ve müttefik oluşturma siyasetini iyi uygulamak ve bütün inceliğiyle hayata geçirmek mecburiyetindedir. Türkiye, küresel satranç tahtasında Kudüs ve Mescid-i Aksâ’ya karşı “Ayasofya” kartını ileri sürmüştür.

***

Pazar günü yapılacak Mahallî İdareler Seçimleri hayırlı olsun.

Sandıktan çıkacak olan millet iradesine her iki ittifak etrafında kümelenen partiler demokratik bir şekilde rıza göstersinler.

Sandıktan çıkan neticeden büyük ders alsınlar veya çıkartsınlar.

Milletimizin sağduyusu her zaman galip gelmiştir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2926/sandiktan-ders-almak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar