Muhsin Başkan’la ilgili çok ilginç bir anı

Muhsin Başkanın şehadetinin 10’ncu seneyi devriyesi.

Şehadeti ile alakalı sır perdesi hala aralanmadı.

Lider ne kadar önemli değil mi, affet bizi başkanım…

Bizlerin başına böyle bir şey gelmiş olsaydı, sen bu işin peşini bırakmaz, hadise aydınlana dek; her gün, her saat, hatta her dakika gündemin birinci maddesi olarak kalırdı.

Bu olayın takipçisi olması gerekenler, uğruna ömrünü verdiğin, işkencelerden geçtiğin davanı paçavraya çevirip, kendi şahsi istikballerinin peşine düştüler.

Ortak kanaat, o karların altında sen değil bizler kaldık, affet, affet, affet bizi başkanım…

25 Mart Pazartesi günü kabri başında Gülefer Yazıcıoğlu; ‘sabrediyoruz’ diye feryat ediyordu. Evet, sabrediyoruz ve sadece Muhsin Başkan’ın ailesi olayın en büyük takipçisi olarak çırpınıyor.

İlginç bir anı:

Muhsin Yazıcıoğlu ile lideri olduğu BBP’de;  GYK Üyesi olarak, MKYK Üyesi olarak, danışmanı olarak 10 yıldan fazla birlikte olduk. Bu sürede elbette yüzlerce anımız oldu. Ancak bir tanesi var ki insanı hayrete düşürecek kadar ilginçti

Parti genel merkezindeyiz. Cuma namazına 5-6 dakika var ve namazı Kocatepe Camiinde kılacağız. Genel başkan yardımcıları araçların hazırlanması için talimat verirken, Muhsin Başkanımız; 'Ne yapıyorsunuz siz, Kocatepe Cami şurası değil mi? Yürüyerek gideriz' dedi.

Tabii arkadaşlar hemen itiraz ederek, 'Yetişemeyiz başkanım' dediler. Çünkü yürüyeceğimiz mesafe yine en azından 600-700 metreydi. Muhsin Başkanımız 'Yetişiriz, yetişiriz' diyerek yürümeye başladı. 15 kişi kadardık. Ben ve 1-2 kişi ona yetişmek için koşturuyorduk. Diğerleri çok arkalarda kalmışlardı. Tam caminin kapısından girerken ezan okunmaya başlamıştı. Başkan, kapıdan içeri girerken dönüp arkasına baktığında göz göze gelmiştik.  'Gördün değil mi nasıl yetiştik' diyordu.
''Namazdan sonra yine yürüyerek Tuna Caddesi'ndeki BBP Genel Merkezi'ne dönerken Mithat Paşa Caddesi ile Tuna Caddesinin kesiştiği köşe başında bir lokanta vardı, lokantanın önüne geldiğimizde herkes nefes nefese kalmıştı.

Başkanımız bize dönüp bıyık altından tebessüm ederek 'Hadi gelin size yemek ısmarlayayım' dedi. 11 kişi lokantaya girdik. Yemekler yendi, sonra tatlılar söylendi, bir kişi tatlı istemedi. Hesap pusulası geldi. Muhsin Başkan elini cebine sokarken 'İnşallah param yeter' dedi. Hesap pusulasındaki miktarla başkanımızın cebinden çıkan para, kuruşu kuruşuna aynıydı. Herkes birbirinin gözüne bakmaya başlamıştı.

Bu bir tesadüf müydü?

O bir kişinin tatlı yememesi de ayrı bir tesadüf müydü? Yoksa Allah sevdiği kulunu mahcup etmemiş miydi?

Söz konusu Muhsin Başkan olunca, söz konusu benzer olayları pek çok defa gördüğümüz için çok fazla tesadüf denemez. Rabbim onu defalarca son anda mahcup olmaktan korumuştur. Allah(cc)’ın güzel işi diyelim.

Hadi bir küçük anımı daha anlatayım.

Oğlum Ramazan'ın kirvesiydi. Ramazan, Selçuk Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nü kazanmıştı. Bir gün Konya'ya gitmeden önce 'Baba gidip Muhsin Başkanımızın elini öpmek istiyorum' dedi. Gittik, epeyce başkanımızla oturup sohbet ettik.

Muhsin Başkanımız, Ramazan'a öğütler de verdi. Çıkarken Ramazan'a 'Sen bir dakika dur bakayım' dedi. Arkamı dönüp baktığımda elini cebine atmış para çıkarıyor. 'Lütfen Başkanım' dediysem de 'Sen karışma, kirvem değil mi' dedi.

Cebindeki tüm parayı çıkarıp Ramazan'ın avucuna bırakırken 'Cebimdeki tüm para bu' diyordu. Evet, cebindeki 140 lirayı Ramazan'a vermişti.

Dışarı çıktığımızda Ramazan da üzülmüştü; ‘Başkandan parayı almasaydık’ diyordu.

“Oğlum, biz itaat kültürüyle yetişmişiz , ısrar etmek ne haddimize!...” dedim.



http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2916/muhsin-baskanla-ilgili-cok-ilginc-bir-ani.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar