Bırakın gelsinler

Sayısız seçim yaşadık, hiç bu kadar ahlak ve hukuk dışı bir seçim kampanyasına tanık olmadık.

Seçim değil savaş yapıyoruz gibi. O kadar tahrip edici, o kadar kıyıcı bir dil kullanılıyor ki bu seçimin tek mağlubu olacak: Türk milleti.

Dün bazı TV ve gazetelerde "Millet ittifakının listesindeki PKK'lılar" diye bir haber yayınlandı. Listenin istihbarat arşivlerinden alındığı belli. PKK'lı diye takdim edilenlerin çoğunun örgütle direk bir bağlantısı yok, ya bir yakını PKK'ya katılmış, yahut geçmişte   örgüte yakın olduğu düşünülen sivil toplum örgütlerinin biriyle ilişkisi olmuş. İçlerinde PKK yokken bölgedeki bir derneğe gidip gelmiş olanlar bile PKK'lı  diyerek fişlenmişler. Bu bilgilerin tutarsızlığı ile ilgili Karar'da Yıldıray Oğur uzun bir yazı yazdı, onun için ayrıntıya girmiyorum.

Seçim kampanyasının bu düzlemde sürdürülmesi çok tehlikeli.  Hendek teröründen sonra HDP  bölgede büyük itibar kaybı yaşamıştı. Bazı yerlerde HDP'li vekiller  kovulmuş, mahallelere   alınmamıştı. Yanlış politikalar HDP'den kopan bu seçmen kitlesini yeniden HDP'nin kucağına itti.

Yanlışlık nerede? Kürt kökenli seçmenle HDP'yi, bölücülüğü eşitleyen söylemlerde. Üç aydır Millet İttifakını PKK ile ilişkilendirmek için her yola başvuruluyor. Eğri oturup doğru konuşalım, Akşener mi bölücü, Kılıçdaroğlu, Temel Karamollaoğlu mu?  Bir yarış içersinde olabilirsiniz, hiç bir kazanım milletin bütünlüğünden önemli olamaz.

En büyük hatalardan biri şu son liste iddiasıdır. Öncelikle şu hususun altını çizmekte fayda var,  Cumhur İttifakının adayları içinde de kardeşi, yakını dağda veya hapiste olanlar var. Buna bakarak ne MHP'yi, ne de AK partiyi suçlamak mümkün. Suçun şahsiliği esastır, kimse bir yakınının politik tercihlerinden veya eylemlerinden dolayı sorumlu tutulamaz. Üstelik bu insanlar YSK denetiminden de geçmişler. Yasal şartları taşıyan herkes aday olabilir ve başka bir denetimden geçirilmeleri de düşünülemez.

Gelelim işin diğer boyutuna, yıllardır vatandaşlarımızı HDP'den uzaklaştırmaya çalışmıyor muyuz? Şimdi bu haber doğruysa, bazı isimler HDP yerine  ülkenin birliğini, bütünlüğünü savunan partileri tercih etmişler diye niye rahatsız olalım?  HDP'den vazgeçenlere niye vazgeçtiler, keşke orada  kalsalardı mı dememiz gerekiyor? Keşke, daha çok insan orayı bırakıp burayı MHP, İYİ Parti, AK Parti, SP ve CHP gibi partileri tercih etse.  Bu tavrınızla bu insanlara  diğer partileri yasaklayıp, HDP'ye mecbur  etmiyor musunuz?

HDP her seçimi bir referanduma çeviriyor.  Aldığı oy oranı üzerinden  bölge üzerinde sahiplik iddiasında bulunuyor. Batıya dönerek ‘bu bölgede halk  T.C'den ayrılmak istiyor’ diye propaganda yapıyor. Self-determinasyon istiyor. Biz ne yapıyoruz, HDP'den vazgeçenleri suçluyoruz, bunun üzerinden rakiplerimize saldırıp güya  siyaset yapıyoruz.

Gelenler  düşüncelerinin bir kısmını koruyor da olabilir. Ama kurumsal yapılar içinde münferit görüşlerin çok büyük etkisi olmaz. Güçlü kurumlar zaman içinde mensuplarını dönüştürür, kendi çizgilerine getirirler. Öyle olmasa bile -ayrılıkçı siyasetten şu veya bu sebeple- kopan her kişi bir kazanımdır. Bu tepki siyaseti gelenlerin yolunu kesmekten başka işe yaramaz. Orda kalınca hain, bu tarafa gelince niye geldin, peki biz bu insanları ne yapacağız? N'olur,  bırakın daha çok, daha çok insan HDP ve onun ayrılıkçı siyasetinden kopup bu tarafa gelsin. Birbirinizle didişeceksiniz diye buna engel olmayın.  

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2914/birakin-gelsinler.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar