Kütüphanecisi olan kütüphaneler…

Her sene mart ayının son pazartesi günüyle başlayan hafta, uzun yıllardan beri Kütüphane Haftası olarak kutlanıyor.

Bu sene 55. kez düzenlenen (25-31 Mart) kutlamalar çerçevesinde kütüphanecilik, kütüphaneler ve bilgi hizmetleri gibi başlıklardan sorumlu kamu kurumları, ilgili meslek örgütleri ve elbette, ülkemizin dört bir yanında canla başla görev yapan halk kütüphaneleri, bir haftalık süre zarfında kamuoyunun ilgisini çekmeye ve farkındalık oluşturmaya çalışıyorlar.

Üniversite kütüphaneleri ile kimi kamu kurum kütüphanelerinin de kayda değer etkinlikler yaptığını teslim etmeliyiz.

Samimiyetle kabul etmek gerekir ki, kütüphaneler ve bilgi hizmetleri gibi, çağdaş ülkeler ve toplumlar için önemi yadsınamaz bir konuda farkındalık oluşturmak ve yaşanan problemleri dile getirmek bir haftalık çalışmalarla mümkün değil. Hele de Türkiye gibi, gündemin çok uzun yıllardan beri siyaset, ekonomi, magazin ve futbol dörtlüsünün liderliğinde belirlendiği bir ülkede…

Herkesin her şeyi bildiği bir toplumda, kütüphanecilik/ bilgi ve belge yönetimi gibi, dünyada yaklaşık yüz elli yıldır, ülkemizde ise altmış dört yıldır üniversite düzeyinde öğrenimi verilmekte olan bir konuda alan uzmanlarının (kütüphaneciler, arşivciler, bilgi ve belge yöneticileri) kıymetinin bilinmesi de çok ama çok zor.

Onun içindir ki, yaklaşık on üniversitede eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüren bilgi ve belge yönetimi bölümlerinden her yıl onlarca kütüphaneci (yaklaşık 350-400 kişi) mezun olduğu halde, bütün kütüphane türlerinde iş başına bu alanda en az lisans düzeyinde öğrenim ve mezuniyeti olmayan kişiler getirilebiliyor. Memur ve hatta yönetici olarak… Hem de hiç sıkılmadan, çekinmeden…

Bilindiği üzere, bu haftanın sonunda yerel seçimler gerçekleşecek. Süreç epeyce zaman önce başladı.

Fakat hemen söyleyelim… Okumakta olduğunuz işbu yazı “bir siyasi yazı değildir”. Asla ve kat’a… Kesinlikle ve kesinlikle…

Söyleyelim ki, kimseler tarafından olmadık yerlere çekilip sündürülmesin. Sündürülüp de, başka mecralara götürülmesin. Buradan siyasi bir çıktı elde etmeyi düşünecekleri, güçlü alkışlarla, televizyon kanallarının alevli tartışma programlarına uğurluyoruz.

Zira tam aksine, bu yazı, bir kültür yazısıdır. Yani temel derdi kültür olan, sözü kültür merkezli söylemek muradında olan.

Kütüphane Haftası’nın son gününde yapılacak olan yerel seçimler öncesi vaatlere bakıldığında, çoğunlukla alışılagelmiş başlıkların yine önde olduğu görülüyor.

Bununla birlikte, ilk defa olarak bu seçimde partiler bazında farklı yoğunlukta olmakla beraber, “kütüphane” odaklı sözlerin de “vaat listesi”ne girmeye başladığı dikkat çekiyor.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın birkaç yıl önceden başlayarak ve öncelikle Cumhurbaşkanı Külliyesi’nde yapımı sürmekte olan kütüphane odağında olmak üzere, çeşitli vesilelerle kütüphane konusunu dile getirmesiyle birlikte yerel yönetimlerde bu bağlamda bir hareketlenme olduğu biliniyor.

Son süreçte, Millet Kıraathanesi kavramıyla tanımlanan yapılar vesilesiyle de kütüphaneler ve kütüphane hizmetlerinin kamuoyundaki görünürlüğü artmaya başladı.

Bu ortamda, yerel yönetimler, hizmetinde bulunduğu halka bilgi hizmeti vermek amacıyla halk kütüphaneleri kurmaya başladığı gibi, seçimler çerçevesinde “yoksa yapmaya, varsa geliştirmeye” dönük sözler veriliyor. Elbette sadece halen başkan olanlar değil, adaylar tarafından da…

Bu durum, kütüphanelerin ve buralarda verilmekte olan bilgi, eğitim ve kültür hizmetlerinin ülkenin kalkınması ve toplumun gelişmesi konusundaki önemini iyi bilenler için gerçekten memnuniyet verici. Geleceğe dair de umut verici bir durum.

Fakat tam da bu noktada, önemle işaret etmek ve dahi altını çizmek gereken bir konu var ki, o da, vaat edilen kurumların gerçek anlamda birer kütüphane olabilmesi için, buralarda öncelikle yeterli sayıda kütüphaneci istihdam edilmesinin zorunluluğudur. Yani öyle herhangi bir eğitim düzeyinden ve/ya farklı disiplinlerden mezun olmuş kişiler değil, üniversitelerin bilgi ve belge yönetimi bölümlerinden mezun olmuş gerçek kütüphaneciler. En az dört yıl boyunca bilgi ve belge yönetimi konusunda öğrenim görmüş, alanın uzmanlık bilgileriyle donanmış profesyoneller. Ancak onların yeterli sayıda istihdam edilmelerinin ardından, tabii ki, onların kontrolünde yapılacak başka işler için de görevliler istihdam edilebilecektir, edilmelidir.

Bu kütüphanelerin üst yönetim kademelerine de (başkan, müdür, müdür yardımcısı, şube müdürü vs.) yine kütüphanecilik alanında en az lisans düzeyinde öğrenim görmüş bilgi ve belge yönetimi meslek uzmanlarının atanmasının kaçınılmazlığını ise -aslında- söylemeye bile gerek yok.

Elbette, murad edilen üzüm yemek ise… Yani hizmet bölgesinde yaşayan halka nitelikli bir kütüphane ve bilgi hizmeti verilmek isteniyorsa…

Bilvesile, başta bu konuda öğrenim görmüş meslek profesyonelleri olmak üzere, kütüphanecilik alanının cefakâr emekçilerinin 55. Kütüphane Haftası’nı gönülden kutluyorum.

Dilerim 31 Mart yerel seçimleri, başka birçok yerel hizmetle birlikte, içerisinde yeterli sayıda kütüphanecinin görev yaptığı nitelikli halk kütüphanesi ve çocuk kütüphanesi hizmetlerinin de hayata geçmesine vesile olur.  

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2907/kutuphanecisi-olan-kutuphaneler.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar