Yavaş, Özhaseki ve masumiyet karinesi

Bir Hatay tartışması almış başını gidiyor. CHP lideri Kılıçdaroğlu, Hatay'a baraj yapılmadığını söyleyince CB Erdoğan bu sözlerin gerçeği yansıtmadığını,  yapılan barajları göstermeleri için televizyonlara talimat verdiğini söyledi.

Liderler, danışmanları veya etrafındakiler tarafından zaman zaman yanıltılabilirler. Bunda yadırganacak bir şey yok. Nitekim Sn. Cumhurbaşkanı da zaman zaman yanıltılmıştır. Bazen de liderler bile bile propaganda amaçlı yalanlar söyleyebilirler. Türk siyasetinde yalan siyasetin mütemmim cüzü haline gelmiştir. Onun için kim çok yalan söylüyor tartışmasına girmenin anlamı yok. Benim asıl üzerinde durmak istediğim CB'nin televizyonlara talimat verdiğini söylemesidir.

Demokratik bir ülkede medya talimat almaz. Çünkü, medya kamu adına denetim yapar, bu görevini yapabilmesi de ancak basının hür olmasına bağlıdır. Bir yerde talimatla habercilik yapan bir basın varsa artık orada demokrasi yoktur.

Ancak demokrasi ile çatışan söz ve davranışlar bundan ibaret değil. Sn. Cumhurbaşkanını hepimiz, hepimizin başkanı olarak görmek istiyoruz. Bunun yolu da vatandaşı parti ayırımı yapmadan kucaklanmasıdır. Cumhurbaşkanı devleti temsil eder. Devlet vatandaşının bir kısmını bir kısmından ayırırsa o devlet, devlet olmaktan çıkar. Hiç bir seçim milli bütünlüğümüzden önemli değildir. Bu üslup devleti milletin devleti olmaktan çıkarıp, bir gurubun devleti haline getiriyor. Hele Mansur Yavaş ile ilgili sözleri anlamak, demokrasi ile bağdaştırmak mümkün değil. Hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmayan herkes masumdur. Bunun hukukumuzdaki adı masumiyet karinesidir. Buna rağmen bir kişiyi sırf rakip partiden diyerek peşinen suçlu ilan etmek, karalama kampanyası yapmak ne hukuka uyar ne de Sn. Cumhurbaşkanına yakışır.

Aynı şeyi Özhaseki için de söylüyorum. Özhaseki Pensilvanya'ya gidip gelmiş diye FETÖ’cü ilan etmek doğru bir tavır değil.

15 Temmuz darbesine kadar bu ülkede kaç kişi bu yapının darbe yapabileceğine inanıyordu. Pensilvanya veya bu yapının toplantılarına giden her kişiyi aynı torbaya koymak, örgüt elemanı saymak hukukla bağdaşmaz.

Birçok insan bu yapıyı dini bir kurum olarak gördüğü için ilgi duydu. Çocuğunu okullarına, dershanelerine gönderenler gidip darbeci olsunlar diye göndermedi, terbiyeli olsunlar, iyi eğitim alsınlar diye gönderdi. Örgüt davalarında hukukumuz -özel kast- arar. Kastı çocuğuna iyi eğitim vermek veya dini bir guruba dahil olmak olan insanlar örgüt üyesi olarak suçlanamaz. Bunu ben söylemiyorum, hukukçular söylüyor.

Başta ölçüler doğru konulmadığı için şimdi herkes önüne geleni rahatlıkla suçlayabiliyor. Ölçüler doğru konulsa bugün bu keşmekeş olmayacak, FETÖ siyasi bir hesaplaşma aracı haline getirilmeyecekti. Bu ölçüsüzlüğün devam etmesi halinde bundan en çok AK Parti zarar görür. Çünkü Pensilvanya'ya gitmek suçsa en çok gidenler AK partililerdi. Gazetesini, dergisini almak, çocuklarını okullarına göndermek suçsa bundan da en çok Ak Parti tabanı zarar görür. Çünkü en çok onlar bu yapıyla iç içe oldular. Hukukun aradığı -özel kastı- dikkate almazsanız bunların hepsi suç olur, muhatapları bugün olmasa da yarın hesap verir.

Bu konuda en doğru şeyi AK Parti eski milletvekili Selçuk Özdağ söylemiş, örgütle cemaati ayırın demişti: Bu yapıya tamamen dini hassasiyetlerle giden veya çocukları iyi eğitim alsın diye verenler cemaat, devlete silah çeken, ele geçirmeye çalışan, askerimize, polisimize, saldıran, yargıda, poliste şurda burda devleti ele geçirme amacıyla organize olanlar örgüttür. Bu ölçü ile hareket edilse bu tartışmaların hiç biri olmayacaktı. Ne yazık ki her konuda olduğu gibi bu konuda da başı sonu belli olmayan bir ölçüsüzlük hakim. Özhaseki, Pensilvanya'ya tamamen dini duygularla gitmişse onu nasıl FETÖ'cülükle suçlayacaksınız? Bu hukukla da vicdanla da bağdaşmaz.

Siyasetimiz  kendi hatası ile düştüğü bu batakta debelenip duruyor.Demokrasilerde basın talimat almaz, kimse de talimat vermeye cesaret edemez. demokrasilerde hukukun işi siyasete havale edilmez, demokrasilerde kimse cezası kesinleşmeden suçlu ilan edilmez. Bu kadar yanlıştan sonra artık doğruya dönmenin zamanı gelmedi mi?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2903/yavas-ozhaseki-ve-masumiyet-karinesi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar