Seçim 2019: AK Parti’nin iletişim hataları var mı?

İletişim Dr. olarak, seçim 2019’a giderken AK Parti’nin iletişim hatalarını yazmaya çalışacağız...

Biz, konser/etkinlik/çalıştay/seminer vb. nedeniyle çok farklı kişilerle birlikte oluyoruz. Çünkü, bizim alanlarımız siyaset üstü.

Sn.Erdoğan 06.03.2019’da muhtarlara konuştu ve “yapamadık, et yediremedik, yeşili binalara tercih ettik vb. “ dedi. Bizce iletişim hatası ama, tarz olarak bunu hep yapıyor..

Önce belirtelim ki, her aday ili/ilçesi için projeler açıklıyor. Eğer, kazanan kişi bu projeleri ayırmadan, rakibinin projelerinden de uygun olanları seçerek uygulamaya geçerse, il/ilçe ve ülkemiz kazanmış olur. Biz; basiretli, sanata/kültüre değer veren, liyakatlı, sosyal, çok konuşmayan, iş yapan  adayların seçilmesini diliyoruz.

AK Parti’de; ilk defa farklı/çatılan/tenakuz dolu açıklamalarla, farklı söylemler görülüyor. Sn.Erdoğan’ın söylediklerini, bazı başkanlar tekzip eder/yalanlar gibi pozisyonlar mevcut. Belki, bu bir taktik mi diye düşünülebilir, çünkü AK parti, yıllardır iktidar ve muhalefeti içinde barındıran bir parti olarak biliniyor.

Ayrıca, her parti mensubu; karşısındakinin yanlış söylemlerini göndere taşıyor, “partisine mal ediyor”, ama kendi partisinden biri yanlış yapınca onun “kişisel görüşü” olduğunu söylüyor.

Cumhur ittifakının oylarının aşağıya doğru gitmesinin sebebi olarak şunlar dillendiriliyor;

Sn. MV’nin yukardan bakan söylemleri, refah içinde yaşamaları ve halktan kopmaları, yeşilin AVM ve rezidanslarla yok edilmesi, bazı AK Parti’lilerin kadına bakış söylemleri, 2002 ruhundan çok faklı bir anlayışın hakim kılınması, davanın yerine rantın kabul görmesi, gençlerdeki memnuniyetsizlik, -hala- atamalarda çeşitli cemaatlere bağlı kişilerin ağırlıklı seçilmesi, son ekonomik kriz ve gelen pahalılık!..

Ayrıca, Sn. D. Bahçeli’nin ortaya attığı ve Sn. Erdoğan’ın sürekli kullandığı  “zillet ittifakı” çok tepki çekti. Yine, CHP,İP ve SP’yi terörle ve paralel örgütle  bağlantılı gösterme çabaları iyi karşılanmadı. Ve, HDP buna karşılık verdi; “Adalar, Bakırköy, Şişli, Çatalca, Maltepe, Ataşehir, Avcılar, Beşiktaş, Kadıköy, Sancaktepe, Kartal” ilçelerinde seçime girmeme kararı aldı. Elbette, bunun karşısı istifalar/hareketler de oluyor.

Bu ortamda AK Parti’nin şansı, rahmetli Demirel gibi bir kişinin karşısında olmaması ve muhalefetin beceriksizliği. Ancak, AK Parti buna sevineceğine, sürekli SP/İP ve CHP’ye vuruyor, bundan iyisini nerede bulacak ki?

Elbette, seçmen bunu nasıl görüyor, ayrıntıyı yakalıyor mu? Bilinmez, bilineni sandıkta göreceğiz..

Şimdi iletişim hatalarına  bakalım;

1/ İstanbul’da istihdam;

Sn.Erdoğan; “CHP İstanbul adayı; diyor ki, işsizlere iş imkanı sağlayacak, çocuklara 4 yaşından sonra ücretsiz ulaşım imkanı verecekmiş. Nerden buluyorsun bu parayı!.” dedi.

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım; “altyapıya dokunarak yüz binlerce kişiye iş sağlayacak, 500 bin kişiye istihdam yolu açacağız”, “Aktarma demişken, bir müjde daha vereyim size. Vapura, deniz motorlarına eğer metrodan inip biniyorsanız, denizden geçişler ücretsiz olacak. Böylece yolculuk ücreti daha da azalmış olacak. Böylece İstanbul Kart'tan yolculuk bütçesi daha da azalmış olacak”, “Adalar'a giden Yıldırım, "Adada oturanlara deniz ulaşımı bedava olacak" dedi.

Oysa, Şişli DSP adayı Sn. M. Sarıgül, daha fazlasını söylüyor, mesela; “Bundan sonra öğrencilerimiz okullarına bir tek kuruş ödeme yapmayacak. Öğretmenlerimiz para istemek zorunda kalmayacak.” Neden M. Sarıgül ağızlara alınmıyor?

2/ Kul Hakkı;

AK Parti Genel Başkan Yard. Hamza Dağ, Belediye başkanlarına ilginç bir öneride bulundu: "Başkanların, kendilerini tanıtmak için astıkları bezler, broşürler v.b. kamu kaynaklarından yapıldığı için Kul Hakkı’na girer.” dedi…

Bu söylemler; kendi partisini de bağlamıyor mu? Şu anda, Devletin bütün olanakları AK Parti tarafından, yeniden aday gösterilen mevcut Belediye Başkanları, Belediye kaynaklarından seçim için kullanılmıyor mu? Aday olan kişi görevden istifa ediyor da, aday olan Sn.MV’leri neden istifa etmiyor da, maaş almaya devam ediyor.

Bunlar Kul Hakkı’na girmiyor mu? Bu tür gerçekler ve uygulamalar; “Milleti aptal yerine koymak gibi” algılanıyor ve seçmende dalgalanma yaratıyor.

3/ Yıkımlar;

Nevşehir’de bir otel  ortaya çıktı, izinleri verilmişti. Basın üzerine gidince, çok tepki çekti. Sn.Erdoğan’da uzak kalamadı, emir verdi, bakanların biri geliyor diğeri gidiyor. Nevşehir’de yasak yapılar hızla yıkılıyor. 31 Mart’ta seçim var..17 yıldır dokunulmamış, seçimden sonra olsa daha iyi olmaz mıydı? Yapılara izin verenler  yine kurtaracak mı? diye soruluyor…

4/ Yargı kararları;

Toplumu derinden yaralayan son Çorlu kazasında karar verildi ve 4 alt çalışana soruşturma açılarak, üst görevlilerin ihmallerinin olmadığı açıklandı. Bunlar doğru kararlar değil ve toplumda infial yaratıyor. Aileler kan ağlıyor. Zaten, 17 yıldır, ülkemizde, o kadar olay oldu, bir yetkili istifa etmedi, Çorlu kazası dahil. Mısır’da ise; tren kazasında 25 kişi ölünce Bakan istifa etti. Demek ki Mısır, bizden çok ileri!..Birilerini korumak, halktan uzaklaştırıyor.

5/ Pahalılık ve kurşun fiyatları;

Sn.Erdoğan, pahalılık/tanzim satışlar söylemleri  üzerine; "Patatesçilere, Domatesçilere...sesleniyorum bir tane merminin bedelini biliyor musun sen?" demişti.

Tarım Bakanı Sn.Bekir Pakdemirli; 'Uçaklarınız, roketleriniz olabilir ama, buzdolabı boşsa, hepsi  boştur' dedi…(İlk defa Sn.Pakdemirli’nin bir sözü sosyal medyada beğenildi)

6/ Beka sorunu var mı?;

Yine Sn.Bahçeli dolaşıma soktu ve Sn.Erdoğan’da sahiplendi. Her yerde “2019 seçimi bekadır” denmeye başlandı. İzmir AK Parti adayı, Sn. Zeybekçi: "Vatandaşın baktığı yerden bir beka sorunu yok", Sn.Yıldırım; “Ülkemizde beka sorunu ile ilgili endişe taşımıyorum. Bu seçimler, sadece bir yerel seçimlerdir.O kadar!.”, Sn.Berat Albayrak, "Bu ne seçimi, yerel seçim, değil mi? Yerel seçim belediyecilik, hizmetçilik anlayışıyla adayların yarıştığı, halka en çok hizmeti yapanın vaatleriyle meydanda dolaştığı bir seçim ama gelin görün ki yine kimler neyi konuşuyor'' dedi. Son olarak Sn. N.Kurtulmuş şöyle demiş;“ Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın gitmesini Gezi Parkı ile denediler... 17/25 Aralık’la denediler... 15 Temmuz’la denediler... Olmadı... Şimdi 31 Mart’ta denemeye çalışıyorlar... Avuçlarını yalayacaklar.” Seçimle darbeyi bir tutan bir söylem olmuş!.. “AK Parti’de neler oluyor? Nedir bu dağınıklık” diye sorulmaz mı?..

Sn.B.Yıldırım(11.03.2019);Başından beri ittifaklar arası tartışmalar, seçimi yerelden genele çekiyor. Bunu doğru bulmuyorum. Bu yüzden ısrarla İstanbul’da yerelde kalmaya özen gösteriyorum. Biz devlet başkanı seçmiyoruz, şehri yönetecek kişiyi seçiyoruz. İstanbul’da genel siyasetin, kutuplaşma siyasetinin gölgesinde kalırsak yazık olur, İstanbul adına üzülürüm. Böyle olmaması için de azami gayret gösteriyorum. Beka dediğimiz şey bayrak, toprak, millet, devlettir. Bu kavramlar, üzerinde tartışma yapılacak şeyler değil.” dedi ve akıllara B.Dalan’ın seçimi neden kaybettiği geldi!..

Doğru! Cumhur ittifakı; mahalli seçimleri, genele doğru götürmeye devam ediyor. Oysa, seçmen diyor ki, Hükümet; seçimde başarısız olsa, birkaç ili kaybetse de devam edecek, o zaman neden böyle bir söylem yapılıyor?. (Bunu Sn.Erdoğan 10.03.2019 konuşmasında belirtti; “Daha 4.5 sene başınızdayım, ona göre.” Sn.Erdoğan, belli ki MHP’nin seçmenine oynuyor, üniversite adına A.Türkeş ismi verilmesi örnektir” (Bize göre, bilim/sanat alanında ülkeye hizmeti olmuş değerli isimler yerine -Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmışlar dışında- siyasilerin isminin verilmesi yanlıştır.)

7/ İttifak konsolidasyonu sağladı mı?;

Sn.Cumhurbaşkanı, kanaat önderleri ile yaptığı toplantıda; "Türkiye'yi hem dini özgürlükler hem kültürel ve siyasi özgürlükler hem de ekonomik gelişmişlik bakımından tarihinin en büyük reformlarıyla kendilerinin tanıştırdığını" söylemiş. O zaman ittifaka neden gerek duyuldu? Bize göre, AK Parti; yaptıklarına, kadrolarına, seçmenine güvenmeli ve  tek başına seçime girmeliydi. Sn.Bahçeli, zengin kesesinden yemeye devam ediyor. Birkaç İl’i, 2000 Meclis Üyeliği’ni AK Parti listelerinden garantiledi.. Bu arada, doğal olarak AK Parti'de küskünler yaratıldı!.Sn.Bahçeli; miting yapmıyor, tweet atıyor, "sıcaktan" dışarı çıkmıyor, ama ittifak ortağı  Sn.Erdoğan;  Erzurum'da, Artvin'de, Rize’de koşturuyor. İstanbul’a özel önem veriyor. Bu durum Haziran’da AK Parti’ye küsüp MHP’ye giden seçmeni,  yeni bir arayışa götürebilir!..Kısaca, ittifaklarda 2+2=4 etmiyor.

8/ Tanzim kuyrukları;

Sn.Erdoğan; "Bunlar yokluk kuyrukları değil, varlık kuyruğu varlık. Akıllanmazlarsa daha da genişletiriz" diyor. M.Özhaseki;"Spekülatif amaçlı fiyatları şişirme durumlarını dengelemek için yapılır. Bunlar normale bindiği zaman da kaldırılacak uygulamalardır. Tanzimcilik belediyelerin işi değildir” diyor. Sn.Yıldırım ise, Eyüpsultan’da; Tarımsal Teknoloji Geliştirme Merkezi kuracağını ;"Farklı birçok alanda daha çok katma değer üretecek İstanbul, ülke ekonomisini sırtlamayı sürdürecek." daha önce hazırlanmış görseller paylaştı. Madem ki yapılabiliyordu, neden "tanzim" durumuna düşüldü? Pazarcılar/marketler/halciler/komisyoncular neden teröristle bir tutuldu?  Marketlerle/pazarcılarla/halcilerle yarışa girildi, ayrıca market ve pazarlarda değişen bir şey görülmüyor.. Evet; Belediyelerin Ticaret Erbabıyla Yarışması doğru bir şey değil. Seçmeni en çok etkileyecek “pahalılık ve geçim sıkıntısı” olacaktır.

9/ 17 yılda yapılmayanlar şimdi yapılabilir mi?;

Sn.Cumhurbaşkanımız diyor ki;

“Tüm planlama ve uygulamalarda şeffaflık gözetilecek.”

“Plan değişiklikleri muhtar binalarında ilan edilerek, milletimizin görüşü ve onayı alınarak uygulamaya geçilecek.”

“Tüm çalışmalarda konusunda uzman kamu, özel sektör ve sivil toplum temsilcilerinin fikirlerine başvurulacak, demokratik katılım süreçleriyle uzlaşı sağlanacak.”

Bu sözlere karşılık deniyor ki; “AK Parti tek başına iktidardı. Sn.Erdoğan hep güçlüydü, neden 17 yılda yapmadı?. Ellerini tutan mı vardı? Bu sözler, yap(a)madığının itirafı değil mi? Oy oranları düştü diye mi böyle konuşuyor?”

Şu bir gerçek ki, AK Parti sayesinde, sürekli gezen/konferanslar veren, hatta bazı rektörler sayesinde üniversiteleri bile kullanan köşe yazarları, kendi aralarında konuştukları/paylaştıkları olumsuzlukları, köşelerinde yazmıyor, iktidardan ve Sn.Erdoğan’dan gerçekleri gizliyorlar. Onların derdi; gazetelerine yapılan ilan  kaynaklarının ve kendilerine sunulan kaym(n)akların kesilmemesi…

İnanın, taban/seçmen/halk  bunları halk konuşuyor, gazeteciler yakınlarına anlatıyor onlarda yakınlarına ve her şey biliniyor. İsim isim veriyor?!..Cemaatçi atamaları, cemaatçi MV’ni isim isim veriyor.  Gizli bir şey kalmıyor. Zaten, siyasetçi  Sn. Edoğan’da böylelerini çok iyi kullanıyor!..

Son söz;

Çok sürprizli bir seçim olacak ve kararsız seçmen son 10 günde kararını verecek!..

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2894/secim-2019-ak-partinin-iletisim-hatalari-var-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar