Milletten kabileleşmeye doğru

Bahçeli, Mansur Yavaş’ın istifa etmesi gerektiğini söyledi. Daha önce AK Parti sözcüsü Ömer Çelik de bazı ithamlarda bulunmuştu. Yavaş yaptığı basın toplantısında bu iddiaların hepsine tek tek cevap verdi.

Bir avukat senet düzenlemez, kendine gelen senedi işleme koyar. Senedin sahteliğini- gerçekliğini bilemez. Buna dayanarak bir adayın itibarsızlaştırılmaya çalışılması siyasetle ahlak arasındaki mesafenin ne kadar açıldığını gösterir.

Niye Mansur Yavaş? Çünkü bütün anketlerde Mansur Yavaş önde. Suçlayarak, itibarsızlaştırarak, belden aşağı vurarak vatandaşın kafasını karıştırmaya çalışıyorlar. Bu aynı zamanda muhalefeti siyaset yapamaz hale getirmektir.

Bu itibarsızlaştırma siyaseti prim yapar mı? Hiç sanmıyorum. Geçen gün bir dostum 2011 seçimlerinde AK partiye verecektim, MHP’lilerin kasetleri patlayınca gidip oyumu MHP’ye verdim dedi. Çünkü eğer başka türlü davransaydım kasetçilerin amaçlarına hizmet etmiş olacaktım.

Bugün de bu agresif, kavgacı, tamamen yalan ve suçlamaya dayanan siyaset tarzından rahatsız olan geniş bir kesim var. İnsanlar hasımlaştırılmaktan yoruldular. Her siyasetçi rakibini ülke ve milletin düşmanı gibi gösteriyor. Toplumu tahrip ederek seçim kazanmaya çalışıyor. Toplumsal bağlar çözülüyor, milletten kabileleşmeye doğru gidiyoruz. Eğer bir beka sorunundan bahsedeceksek onu oluşturanın işte bu üsluptur.

O hain, bu hain, o çekilsin bu çekilsin peki o zaman seçime ne gerek var? Bu ülkede siyasetten çekilmesi gerekenler çeyrek asırdır partilerinin başında olup da hiçbir başarıya imza atmayanlardır. Şu seçimde daha yaşanabilir, daha iyi bir Türkiye vadeden var mı? Yok! Tek söylem vatan tehlikede bize oy verin. Tehlikedeyse yöneten tehlikeye atmıştır. Ülkeyi vatandaş yönetmiyor ki, onun seçtikleri yönetiyor. Bu söylem vatanı tehlikeye biz attık itirafını da içinde taşır.

Türk siyasetinin birinci sorunu, siyaset kurumunun gittikçe ahlaki ve hukuki açıdan denetimsiz hale gelmesidir. Bazıları konuşurken her kelimeyi düşünmek, tartmak zorunda kalırken diğer bazıları hiçbir denetime tabi olmamanın verdiği cesaretle ağzına geleni söylüyor. Eşitsiz, orantısız bir siyasi iklim var. Böyle bir iklimden adalet çıkmaz, seçimler de toplumun dertlerine deva olamaz.

Agresif, kamplaştırıcı, ayrıştırıcı siyaset biçiminin artık bitmesi gerekir. Türk toplumu böyle bir siyaseti kaldıramaz. Bunun yolu da yeni bir siyasetçi kuşağının gelmesidir. Mevcut olanlardan toplum giderek umudunu kesiyor. Partici değilim, sadece örnek olsun diye söylüyorum, İstanbul’da İmamoğlu’nun trendi niye yükseliyor? Çünkü güdümlü tahrikçilere rağmen duruşunu bozmuyor, insanların kalbinde kötü iz bırakacak davranışlardan kaçınıyor, ona buna dil uzatmıyor. Yavaş ta aynı çizgide gidiyor, yapacaklarını anlatıyor, rakiplerini suçlama, aşağılama üzerinden bir kampanya yürütmüyor. Binali Yıldırım’ın kampanyası da aşağı yukarı böyle. Bu kişiler doğru olanı yapıyorlar. Diğerleri de böyle yapmalı. Bahçeli’ye yakışan Yavaş’a istifa et demesi değil, ona karşı yürütülen linç kampanyasına dur demesiydi. Bu satırların yazarı da 2011 seçimlerinde MHP’ye karşı yürütülen kaset kumpasına karşı oyunu MHP’ye vermişti. Bugün verir miyim? Bu üslup ve bu siyasi kadro durdukça, asla!

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2890/milletten-kabilelesmeye-dogru.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar