İstanbul?un ya da Antalya?nın vefası!

Eklenme Tarihi: 11.03.2019 08:20:00 - Güncellenme Tarihi: 11.03.2019 08:20:00



Etrafta yaprak kıpırdamıyor ve hep olduğu gibi 2016 yılına kadar yıllar ve 5 Mart günleri sessiz sedasız selamlayarak geçiyordu kadim medeniyetlerin yurdu güzel Antalya?yı. Oysa; vefa diye bir duygu vardı ve çoğu zaman ?Vefa? İstanbul?da ki bir semtin adından çok daha fazlasını ifade ediyordu. Tabi ki bir terim ve değer olarak vefa, ne İstanbul?un ne de sadece Antalya?nın değeriydi, o her dönemde insana özel yaşanan ve yaşatılması gereken bir değerdi.  Çünkü vefa; gönül bağı demekti, yapılan güzelliği gönle yazmak, unutmamak üzere yazılanı anmak, anılanı selamlamak demekti. Vefa verilen emeğe, ortaya konulan değere saygı duymak, ekini, ürünü sevgiyle yad etmek demekti, sevgide, muhabbette, saygıda devamlılık demekti?

Böyle olunca Antalya?yı vatan kılan Sultan Keyhüsrev?e ve tabiki Selçuklu?ya vefa göstermek en doğal olanıydı. Çünkü Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev kadim değerler adına 5 Mart 1207 tarihinde adaleti tesis etmek ve adalet dağıtmak üzere bu güzel kente yürümüş, yurt edinmişti. O halde her 5 Martta Sultan Keyhüsrev?in selamını vefanın bir gereği olarak almak, saygı ve sevgiyle selamlamak gerekiyor...

Antalya?nın Vefası

Vefasızlık mıdır yoksa ihmal midir?  bilinmez! Geçmişte Antalya?nın fethi kutlamalarına rastlanmazken, son 3 yıldan beri Antalya?nın fethi Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Valiliği ve Antalya Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen v Akdeniz Üniversitesi?nin akademik desteğiyle gerçekleştirilen kutlamalar kayda değer etkiler yapıyor. Bu şekilde Antalyalılar, genç dimağlar kadim tarihi geçmişiyle buluşuyor. Kutlamalar bilimsel kongrelerle, sanatsal sergilerle, yarışmalarla, sosyal ve sportif etkinliklerle Antalya?nın bir hafta boyunca Büyük Selçuklu Medeniyeti üzerinde odaklanmasına ve Antalyalıların Antalya tarihini daha güçlü bir şekilde anlamasına yol açıyor.

Kuşkusuz bu kutlamalar;  1207 yılında yani 812 yıl önce güzel Antalya?yı bizlere vatan kılan Büyük Selçuklu?lulara vefanın ve tarihe saygının bir tezahürü olarak gerçekleşiyor.

Adalet Değişmeyen değer ve Sultan Keyhüsrev Adaleti

Yıl 1207,  kentin Bizanslı idarecileri, deniz ticaretinde adaletsiz uygulamalar ve ticaret kurallarına aykırı tasarruflarda bulunuyorlardı. Antalya limanı ise önemli bir ticaret durağı durumundaydı. Ancak ticarette güven ortamı ortadan kalkmış, adil olmayan yaptırımlar ve uygulamalar denizcilerin mallarına el koymaya kadar gitmişti. Bu durum ticarette en önemli değer olan güven ve adaletin sağlanmasına yönelik olarak deniz ticareti yapan tüccarları, adaletin nasıl tesis edileceğine yönelik arayışlara itiyordu.  Adaleti sağlayacak güç ise adalet dağıtmayı varlık nedeni olarak benimsemiş olan ve Konya?yı başkent edinmiş Büyük Selçuklu Devleti idi.

Bundan sonrasını Antalyalı tarihçi-yazar Hüseyin Çimrin?nin akıcı anlatımıyla kaleme aldığı kitabından kısaltarak paylaşalım: 

?Mısır?dan Antalya limanına denizyolu ticareti için gelen tüccarların, Türk tüccarların gemisine ve mallarına Bizanslılar el koydular. Sonrasında ?Gidin isterseniz, Konya?da oturan sultanınıza bizi şikayet edin. Gücü varsa, gelip gemi ve mallarınızı o kurtarsın? dediler. Gemisi ve malları elinden alınan tüccarlar, günler süren bir kervan yolculuğundan sonra Selçukluların başkenti Konya şehrine varıp, Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev?in huzuruna çıktılar.  Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev Konya?daki sarayında huzuruna gelen tüccarları dikkatle inceleyerek: ? Antalya?dan geliyormuşsunuz, derdiniz nedir? diye sordu. Tüccarlar: ? ?Ey yüce Sultanımız.  Biz, geçimini denizcilikle sağlayan tüccarlardanız. Mısır?dan, mal aldık. oradan gemilerle Antalya kıyılarına çıktık. Frenkler, mallarımızı aldı (mallarımıza el koydular)? ?Gidin, derdinizi sultanınıza söyleyin, gücü varsa gelsin, mallarınızı geri alsın? diyerek bizi kovdu. Halimizi size arz ediyoruz.? dediler. Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev tahtından hiddetle doğrularak yanında ayakta duran vezirine dönerek emir buyurdu: ? ?Tez zamanda sefer hazırlıkları başlasın.? Selçuklu ordusu Toros dağlarını aşarak Antalya ovasına indi. 

Gıyaseddin Keyhüsrev, etrafı bir süre büyük bir coşku ile seyretti. Alabildiğine uzanan deniz çarşaf gibiydi. Sultan Keyhüsrev, önlerinde büyük bir coşku ile denize dökülen şelaleye baktı: ? ?Şu akarsuyun kıyısında konaklayacağız. Ertesi sabah Antalya Kalesi?ni Allah?ın izniyle almaya çalışacağız. Askerler, konaklama telaşıyla bir oraya bir buraya seyirttiler. Güneş, Beydağları?nın ardından kaybolurken denizin üzerindeki ışık çizgisi de bir anda kayboldu. Ertesi gün, güneş doğmadan komutanlarına hareket emrini verdi. Okçular düzgün sıralar halinde mevzilendiler ve ok yağmuru başladı. Oklar kalenin burçlarında bir yağmur seli gibi görünüyordu. Kale burçlarındaki askerler ok yağmurundan başlarını bile çıkartamıyorlardı.  Daha sonra Sultan: ? ?Bu kale okla gürzle alınmaz, kılıç ve kalkan kullanılsın? emrini verdi. Hücuma geçen Selçuklu  ordusu  gün kararmadan Antalya Kalesi?nin her burcunda  Selçuklu Bayrağını dalgalandırmaya başladı. Güneşin son ışıkları denizi bir yol gibi çizerken Gıyaseddin Keyhüsrev, bir zamanlar Roma İmparatoru Hadrianus şerefine yapılan üç gözlü kapıdan geçti. Doğruca limana indi. Sahilde demirlemiş gemileri gözden geçirerek yanındaki tüccarlara sordu: ? Hangisi, sizin geminiz? Tüccar, eliyle geniş karınlı bir yelkenliyi işaret ederek: ? Mendireğin yanındaki efendim. Allah sizden razı olsun. Gıyaseddin Keyhüsrev gülümseyerek: ? ?Allah sizden de razı olsun. Frenkler bizim bir gemimizi, biz de onların şehirlerini aldık. Hem de size verdiğimiz sözü yerine getirdik.?

Selçuklu Medeniyetinin 800.Yıldönümü

Antalya?nın Fethi?nin Sekiz Yüzüncü Yılında öğretim üyeliği yanında Antalya?nın kadim yerleşim yeri Korkuteli?de yükseköğretimin gelişmesine yönelik hizmet verme gayretimiz var. Hasbelkader yüksekokul yöneticisiyiz. Öğrencilerle, kent yöneticileriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkiler geliştiriyor akademik, sosyal ve sportif etkinliklerle potansiyeli harekete geçirmeye çalışıyoruz. Yükseköğretim Kurumu?nun(YÖK) yeni YÖK olarak son yıllarda ortaya koymaya gayret ettiği anlayışın bir bakıma örnek uygulama(pilot) laboratuvarı  gibi..

Yüksekokul olarak bilgisayar, muhasebe yanında tarım ağırlıklı programlarımız var, Korkuteli köylerini ziyaret ediyor durum analizi yapıyoruz ve eğitim  çalışmlarına olan ihtiyacı ve eğitim konularını saptıyoruz. Sonra ziraat odası başkanı Musa Büyükçetin ve İlçe Tarım Müdürlüğüyle de ilişkili olarak birlikte çiftçi programları düzenlemeye karar veriyoruz. Öğretim görevlisi arkadaşlarım hiçbir beklenti içinde olmaksızın akşamları saat 23?lere kadar köy kahvelerinde konferanslar veriyorlar, veriyoruz.  Hep savunageldiğimiz ?Toplum için Üniversite? düşüncemize uygun olarak söz konusu ?çiftçi eğitimleri ve bilgilendirme çalışmaları? önemli etkiler yapıyor.

Tabi üretici kesimle birlikte halka yönelik olarak etkinlikler planlıyor ve uyguluyoruz. Bir örnek olarak Türkiye kültür mantarı üretiminin yarısından fazlasını tek başına üreten Korkuteli?de Antalya Ticaret Borsası, Korkuteli Belediyesi ve Kaymakamlığı ile birlikte çalışıyoruz, Antalya Valiliği, Antalya Büyükşehir ve Kepez Belediyeleriyle bağlar kuruyor, katkılar alıyor ve ilçenin sivil toplum kuruluşu olan ve yüksekokul binasını yaptırmak üzere yola çıkan Keksav(Korkuteli Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı? ile birlikte Kültür Mantarı Festivalleri düzenliyoruz. Festivaller ulusal düzeyde ilgi görüyor, öyle ki iki kez Tarım ve Köyişleri Bakanı Dr.Mehdi Eker katım sağlıyor, Cüneyt Arkın ve Coşkun Sabah gibi değerli sanatçılar katılıyor, sergiler açılıyor. Dahası kültür mantarı teknikeri yetiştirmek üzere eğitim programı açıyoruz ve böylece sektörün teknik elemanlarla geliştirilmesine yönelik kapılar aralıyoruz. Yani meslek hayatımızda topluma, insanımıza dokunduğumuz bir dönem ve toplum kalkınmasında üniversitenin rolünü bir bakıma kanıtlamak üzere koştuğumuz yıllar?  

Tabii takvim 2007?yi gösterdiğinde Antalya?nın fethinin 800.yılını idrak ediyoruz. Bunun farkındayız ve yüz yılda bir gelen bu önemli yıldönümü için bir etkinlik yaparak tarihe not düşmek ve bu önemli günü kutlamak ve toplumla paylaşmak istiyorum. Lakin 5 Mart yine sessiz geçmiş, yılın sonu yaklaşmış, zaman azalmış ve tabi ki yetişmek gerekiyordu, acelemiz vardı, konuşmacı arıyordum. Bazı üniversitelerin tarih bölümlerindeki 3-4 öğretim üyesiyle görüştüm. Daha önceden belirlenmiş takvimli programları vardı, çok önemli bir girişim olduğunu belirttiler ancak gelemeyeceklerini ifade ettiler. Zaman daralmıştı ve Antalya?nın Fethi?nin ise 800.yılı sona erecek ve 801?nci yıla geçilecekti. Vazgeçmedik, ?800.Yılında Selçuklu Medeniyeti ve Korkuteli? başlıklı bir etkinlik düzenleme kararı alarak öğretim görevlisi Aysun Gündüz Önal ve Tarih öğretmeni Ali Pehlivanlı?yı konuşmacı olarak sürece dahil ettik. Etkinliğe katılım ve ilgi son derece yüksekti ve katılımcılar samimiyetle memnuniyetlerini dile getirdiler. Biz de Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev?e ve Selçuklu medeniyetine vefamızı küçük ancak bu samimi etkinlikle ifade etmiş olduk, olmuştuk?

Kaynakça

Anonim, 2019. Antalya?nın Fethi. Antalya Büyükşehir Belediyesi, (Erişim: 3/3/2019 http://antalya1207.com/ ) Antalya.

Hüseyin ÇİMRİN, 2002. Antalya Tarihi ve Turistik Rehberi, 5. Baskı, S.56-59 Simge Yayınevi, Antalya-2002; (Erişim: 3/3/2019 http://antalya1207.com/tarihce/).

İHA, 2007. Selçuklu Medeniyeti ve Korkuteli Konferansı. https://www.haberler.com/selcuklu-medeniyeti-ve-korkuteli-konferansi-haberi/

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2884/istanbulun-ya-da-antalyanin-vefasi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

07.11.2019 Çelik Metreli Belediye Başkanı - 5
06.11.2019 Trafikte görmezden gelinen gerçekler - 4
16.10.2019 Trafikte kural tanımazlığın anatomisi -3
25.09.2019 'Ben trafiğe karşıyım!' Trafikte insan, kurum ve mevzuat -2
10.09.2019 Trafikte insan, kurum ve mevzuat -1-
21.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
08.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
01.08.2019 Kaplıca Kültürü ve Termal Turizm Ekonomisi
14.07.2019 Bilge Ülke Türkiye
04.07.2019 'Gelin Kardeş Olalım!'
25.06.2019 AB?de Tarım ve Sosyal Politika Eşgüdümü
23.06.2019 Altın Susam?in Markalaşma Potansiyeli
10.06.2019 Samimiyet Testi ve Toplumsal Refah!
25.05.2019 Osmanlı?nın Afrika?da Kadim İzleri
05.05.2019 Türkiye?nin Alternatif Turizm Şansı
13.04.2019 Antalya'nın Dördüncü T'si Teknoloji
10.04.2019 Sanayi ve Tarım Politikalarında eş güdüm ihtiyacı
07.04.2019 On beş mart 2019?a dair?
27.03.2019 Halkın feraseti ve beka meselesi!
11.03.2019 İstanbul?un ya da Antalya?nın vefası!
26.02.2019 Kavramlar üzerinden kutuplaşmak!
17.02.2019 Markalaşma ve bir başarı hikayesi!
09.02.2019 Türkiye markası ve zihinsel eşik!
31.01.2019 Eyvah! Saman ithal ediyoruz, tarım sektörü battı
18.01.2019 Rauf Denktaş Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
29.12.2018 Akıllı teknolojiler ve tarım 4.0
15.12.2018 Türkiye'nin marka şehir vizyonu
11.12.2018 Türkiye?nin turizm stratejisi ve sosyal politika işlevi
05.12.2018 Türkiye su zengini mi?
30.11.2018 2019 Türkiye ve dünyada Çorum yılı!
11.11.2018 Ulusal ekonomiler ve küresel şirketler
29.10.2018 Türkiye Gemisi 29 Ekimde limanda!
26.10.2018 Araştıma ve Geliştirme Politikaları
13.10.2018 Astronot yada çiftçi olmak!
03.10.2018 Halep?te bilim, savaş, medeniyet!
26.09.2018 İnsan ömrü 280 yıl!
19.09.2018 Pakdemirli ve tarım üzerine
11.09.2018 Kötüyü bertaraf etme reçetesi
06.09.2018 Küresel ısınma insanlık için tehdit mi??
31.08.2018 Dünya Peynir Şampiyonlar Ligi
27.08.2018 Süt sektörü ve peynir vizyonu
16.08.2018 Kaos tellalları!
10.08.2018 Bedirhan bebek!
04.08.2018 Uzman Bilgi ve Tarım Danışmanlığı ?
19.07.2018 Niyet Halis ya akibet!
12.07.2018 Acının günü!
01.07.2018 Prof.Dr. Tauf Nigzes
23.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
21.06.2018 İki seçenek var!
13.06.2018 'Komşu anneye bir kap yemek götürmek!'
12.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
30.05.2018 Gezide kaybolmak!
24.05.2018 Antalya?nın bir 'Güzel Ada'sı ?
20.05.2018 Bir Osmanlı güzeli ?Cumalıkızık?
18.05.2018 Üniversite ve yerel dinamikler-2
17.05.2018 Üniversitenin sinerjik etkisi
10.05.2018 Halkın vizyonu ve koltuk kapmaca!
02.05.2018 Başkanlığın götüreceği süreç!
28.04.2018 Zihin Kestiren Sistemler
19.04.2018 Kırın örtülü zenginliği
05.04.2018 Marka Olmak yada Olmamak!
28.03.2018 Yeni kuşak tatlandırıcılar - 2
27.03.2018 Şeker ve Tatlandırıcılar Sektörü
15.03.2018 Hakikaten ?Ne işimiz var Afrin?de!?
05.03.2018 Müttefiğe Zeytin Dalı!
30.12.2017 BİLİMİN IŞIK ETKİSİ!
24.12.2017 KENDİNE YABANCI!
20.11.2017 BEDBAHT İNSAN TİPOLOJİSİ
27.09.2017 DİL BAYRAMI; MİLLÎ EĞİTİM ve ENGRİ BÖRDS
18.09.2017 ÜNİVERSİTENİN TOPLUMSAL ROLÜ !
11.09.2017 İYİLERİN ZİRVE ÇAĞI
30.08.2017 30 AĞUSTOS: ?BİR OLMAK, VAR OLMAK !?
27.08.2017 TARIM CİDDİ BİR İŞTİR, ROMANTİZMİ KALDIRMAZ
12.08.2017 MEDYA'NIN MEDYASI! Ya da MEDYA?NIN MEDYAN?I OLMAK!
01.08.2017 ÂKİL İNSAN OLMAK!
23.07.2017 Türkiye Haklı !
28.06.2017 DUYGUSAL TEKNOLOJİ!
23.05.2017 HER YÜZYILDA YENİ BİR ENERJİ!
26.01.2017 BAŞKANLIĞA GÖTÜREN SÜREÇ!
28.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-2
25.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-1