'Varlık-yokluk kuyruğu” tartışmaları ve asıl sorun?'

Oldum olası, politikacı ile siyaset adamlarını ayırmaya özen göstermişimdir. Politika ile siyaset, her ne kadar eş anlamlı gibi gözükse de, bu iki kelime arasındaki fark, İslam Medeniyeti ile Batı Medeniyeti arasındaki fark kadardır.

Siyaset ve siyaset adamı kavramları İslam Medeniyetine mahsus, devlet yönetme- devlet adamı kavramlarıdır.  Siyaset-devlet adamı; Ahlak, fazilet, adalet ve daha birçok erdemli davranışın zirvesindeki adamdır. Nizamülmülk’ün Siyasetnamesinde bahsedildiği gibi, bu değerlerden asla taviz verilemez.

Politika ve politikacı dendiğinde yine devlet yönetme sanatı akla gelebilir. Ancak burada yöntemler farklıdır, vatandaşı ikna etmek için her türlü kandırma eylem ve söylemlerinin içerisine girebilirsiniz. Yani, bir şeyi elde etmek için her şeyi mubah gören Batı anlayışı!...

Politikacılarımız ne zaman gerçek manada, Nizamülmülk’ün Siyasetnamesinde ifade edildiği şekliyle, siyaset-devlet adamı olurlarsa Türkiye kurtulur.

“Yazının başlığı ile bu konunun ne alakası var” diyeceksiniz.

Var efendim var…

Son yıllarda yeterli ölçüde üretemeyen ve adil paylaşımı sağlayamayan Türk Ekonomisinin içerisine düştüğü krizi politikacılarımız belagatli laflarla güzel göstermeye çalışıyorlar.

Eskilerin bir sözü var; “lafla peynir gemisi yürümez” diye…

Ne kadar doğru değil mi?

Vatandaşı her konuda kandırabilirsiniz ama evine- çocuklarına ekmek götüremeyenleri asla süslü sözlerle ikna edemezsiniz.

Bazı illerde belediyeler, tanzim satış yerleri açtılar ya işte buralarda vatandaşlar uzun kuyruklar oluşturmaya başladılar.

Belediye tanzim satış yerlerinde oluşan kuyrukları; iktidar “varlık kuyruğu”, muhalefet de “yokluk kuyruğu” olarak adlandırdılar.

Orta yerde bir vakıa var, var olmasına ama bu vakıa politikacıların elinde farklı boyut kazanıyor.

İktidarın, “varlık kuyruğu” nitelemesinden fazla bir şey anlamıyorum ya. Belki de “ülkede her şey vardır” demek istiyorlar. Eğer bunu demek istiyorlarsa hiç itirazım yoktur. Ama bu övünülecek bir şey değildir ki. Ülkemizde, kilosu3 bin Euro’ya satılan siyah havyar dahi vardır. Kim alıyor, kim yiyebiliyor?

Muhalefetin “yokluk kuyruğu” nitelemesini de biraz muğlak bulabilirsiniz.

Elbette; soğan, patates, pırasa, ıspanak, domates gibi vatandaşın beslenme kaynakları olan gıdalar vardır. Muhalefet sanırım; “vatandaşın bu gıdaları dahi alacak gücü yoktur” demek istiyor.

Bize göre ise bu kuyruklar; “fukaralık ve işsizlik kuyruğu” dur.

Son yıllarda üretmeyen,

Enerjisini betona gömen,

Vatandaşı unutan, zengin bir kesime çalışan ekonominin geldiği son noktadır bu durum.

Soğanı, patatesi 2-3 lira ucuza alacağım diye uzayıp giden kuyruklarda beklemenin başka ne anlamı olabilir ki?

Kuyruklarda bekleyen kalabalıkları görünce, ne çok işsiz insan olduğunu anlayabiliyorsunuz. 2-3 lira için onca zahmet ve zaman kaybına katlandıklarına bakınca da fukaralığı görebiliyorsunuz.

Ey AKP yüzünü gayrı halka döndür!...

Milletin parasını betona gömme bırak böyle projeleri

Beton medeniyetinden vazgeç,

İslam referanslı insan medeniyetine döndür yüzünü.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2879/varlik-yokluk-kuyrugu-tartismalari-ve-asil-sorun.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar