Ak Parti niye geriliyor?

Birçok yazımda bu konuya eğildim, bazen tepki gösterenler de oldu. Lakin, yazar sorumluluğu doğru yazmayı gerektirir. Kalem namustur satılmaz. Çünkü kalemini satan her şeyini satar.

Eğri oturup doğru konuşmak lazım, anketler iyi değil, AK parti her yerde geriliyor. İlk defa sayın Cumhurbaşkanı “anketlere inanmıyorum” demek zorunda kaldı. Niye böyle dedi, herhalde miting meydanlarındaki kalabalıklara bakarak anketlerin gerçeği yansıtmadığını düşündü. Halbuki, AK parti için asıl yanıltıcı olan meydanlardaki kalabalıktır. Çünkü o kalabalıklar oraya artık gönüllü gelmiyor, bazı resmi kurumlar, belediyeler hatta okullar neredeyse personellerini öğrencilerini mitinglere katılmaya mecbur ediyor. Zorla getirilmek oy verecek olanları da soğutuyor.

Ama asıl önemlisi, AK parti yöneticilerinin basit bir yerel seçimi -kurtuluş savaşına -benzeterek bunu bir hayat memat meselesi haline getirmeleridir. Hatta bu benzetmeden hareketle sayın cumhurbaşkanına Atatürk’le aynı misyonu yükleyen, dalkavuklukta sınır tanımayan yazarlar var. Bu abuk subuk yazılar en çok AK partinin inandırıcılığına darbe vuruyor. Atatürk ve arkadaşları Kurtuluş savaşını Yunan’a ve onun arkasındaki İngiliz’e karşı vermişti. Bugün kurtuluş savaşını kime karşı veriyoruz? Kendi vatandaşına karşı kurtuluş savaşı veren başka bir iktidar gördünüz mü? Bu söylem AK partiden yana olmayanları Yunan’la, İngiliz’le, Rus’la şunla bunla aynı kefeye koymak anlamına gelir. Hem kendi insanınıza düşman muamelesi yapacak hem de oyunu, desteğini almayı bekleyeceksiniz. Bu mümkün mü?

Aynı şeyi muhalefeti bir bütün olarak HDP/PKK ile özdeşleştiren ifadeler için de söylemek mümkün. Akşener mi, PKK’lı, Temel Karamollaoğlu’mu PKK’lı, bu mudur siyasi rekabet? Hepimiz biliyoruz ki bu insanların vatanseverliklerinden, milli hassasiyetlerinden asla şüphe edilemez! Aynı şey Kılıçdaroğlu için de geçerli. Bu siyasi söylem üzerinden seçim kazanılmaz. Kazanılsa bile, böyle bir seçim galibiyetinin götürdüğü getirdiğinden fazla olur. İnsanlarımızı hasımlaştıran, kamplaştıran, düşmanlaştıran bir seçim başarısı başarı değil, yıkımdır. Çünkü aslolan Türk milletinin selametidir. Partiler, şahıslar gelip geçici, millet kalıcıdır.

AK partinin açık ara seçim kazandığı dönemlere bakın, daha olumlu, farklılıklara daha saygılı bir siyaset dili göreceksiniz. Cumhurbaşkanı’nın balkon konuşmaları merakla beklenirdi. Şimdi öyle mi? Adam Cumhurbaşkanı’nı koruyacağım diye yazı yazıyor, ama yazdığı yazı on binlerce insanı uzaklaştırıyor. Geçtiğimiz günlerde yeni parti iddiaları üzerine bazı dalkavuklar, Davutoğlu veya Gül parti kuramaz gibilerinden yazılar yazdılar. Burası demokratik bir ülke değil mi, niçin parti kuramazlar? İsteyen herkes parti kurabilir, kimse de buna itiraz edemez. Bu tip yazılar otoriterleşme iddialarına malzeme sağlamaktan, vatandaşı endişelendirmekten başka işe yaramıyor.

Kimseye şunu yapın bunu yapın diyecek noktada değiliz, desek de kimsenin dikkate alacağını sanmıyorum. Ama bu gidiş, gidiş değil, sert, ayrıştırıcı söylemler artık kimse üzerinde iyi bir etki bırakmıyor.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2874/ak-parti-niye-geriliyor.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar