28 Şubat Darbesi niçin yapıldı?

28 Şubat Darbesi üzerinden yirmi iki yıl geçmesine rağmen bu darbenin artçı sarsıntılarının “1000 yıl” süreceği ifade edilmişti.

“Bin yıl” sürecek sarsıntıyla acaba ne kastedilmiş idi?

Bu konuda 28 Şubat Darbesi’ni gerçekleştirenler amaçlarına ulaştı mı?..

***

Türkiye’deki askerî darbeler incelendiğinde; topluma çeki düzen verme, Müslüman Türk toplumunun kılık kıyafetinden tutun ideolojik olarak dini hayat ile fikir ve düşünce dünyasında çok önemli büyük tahribat ile travmalara yol açmıştır.

28 Şubat’ta uygulamaya konulan başörtüsü (tesettür) yasağı bunun en bariz örneğidir.

***

28 Şubat Darbesi’ni gerçekleştiren zihniyetin ortak özelliği ise; Müslüman Türk milletinin millî  ve dinî değerleri ile maneviyatına savaş açmış olmalarıdır.

Allah’ın bir emri olan tesettürü (başörtüsünü) üniversiteler (imam hatip okulları dahil)başta olmak üzere bütün resmî kurumlarda yasaklatmaları bunun dışavurumudur.

***

Harf Devrimi 1 Kasım 1928 tarihinde yapılmıştı. Koskoca Osmanlı İmparatorluğu bakiyesi üzerine oturan Türkiye’de, Cumhuriyet’in ilan edilişinin beşinci senesinde dili, bir günde bıçak keser gibi kesilip atılıvermişti.

Bunu bendeniz, Refah-Yol Hükümeti döneminde beni konuşmacı olarak çağıran Konya Sabah Dersaneleri’nce düzenlenen “Tercihiniz nasıl olmalı?” başlıklı ve salonda üniversite adayı öğrencilerinin bulunduğu bir ortamda dile getirmiştim. Elimde Kur’ân-ı Kerim’i göstermek suretiyle üniversiteyle ilgili olarak bölüm ve branş tercihlerinin önemine değindikten sonra beni ayakta alkışlayan gençlere; şöyle seslenmiştim.

“Bakınız Türkiye’de bir gecede alınan kararla dilimiz kesilerek medeniyet değerlerimizle olan bağımız koparıldı. Bunun sonucunda tarihî ve edebî eser ve metinlere ulaşamaz olduk. Bırakın Fuzulî ve Itrî’yi Atatürk’ün Nutku’ndan tutun Mehmet Âkif’in Safahat’ını bile yeni nesiller anlayamaz hale geldi. Tercihinizi nasıl ve ne şekilde yaparsanız yapın. Ama asıl tercihiniz haktan, hukuktan ve sizi selamete ulaştıracak olan Kutsal Kitabımızdan yana olsun.”

***

Gazeteci ve yazar olarak 28 Şubat’çıların zalimleriyle Konya’da çok mücadele ettim. Yazılarımda Allah’ın emri olan tesettürü (başörtüsünü) savunduğum ve El Ele Beyaz Yürüyüş’e destek verdiğim için önce Cumhuriyet Savcılarına, sonra ağır ceza ve asliye ceza mahkemelerinde hakkımda açılan davalarda hâkim karşısında ifade verdim. Yaptığım haberlerden dolayı DGM’lik bile oldum.

Maksatları bizi yıldırmak ve mücadele azmimizi kırmaktı.

İslâm’ın ve Müslüman Türk toplumunun değerleriyle alay etmek isteyen zihniyet karşısında elbette “dilsiz şeytanlar” arasında yer alamazdık.

Çünkü İmam Hatip ile üniversitelerde okuyan başörtülü öğrenciler ile Tıp’lı kız talebeler, inandıkları dâva uğruna oturma eylemleri yaparak nöbetleşe açlık grevleri yapıyor, başörtüsü yasağının kalkması için büyük mücadele veriyorlardı.

İkna Odaları’nda şiddete maruz kalan üniversiteli kızlar, başlarındaki örtünün alınmasıyla birlikte kendilerini “çırılçıplak(!)” nasıl hissediyorlarsa; bizlerin silahı olan elimizdeki kalem yere düştüğü andan itibaren bu bacılarımızın feryadını duymamazlıktan gelip, yapılan zulüm ve haksızlıklar karşısında “susan dilsiz şeytanlar” safında yer almak anlamına geliyordu.

***

“Başörtüsü fürûâttır” beyanatıyla 28 Şubat Darbecilerin ekmeğine yağ süren Fetullah Gülen, yoksa geçici olarak başörtüsü “olmasa da olur” mu demek istemişti.

28 Şubat zihniyetinin ortaya attığı “Bin yıl sürecek” dedikleri şey maneviyat, eğitim, kültür ve adalet sahasında devam ediyor mu, etmiyor mu?

Ezoterik bir yapılanma olan FETÖ ve dolayısıyla Batı (Vatikan)’nın “Ilımlı İslam” projesi günümüzde de yürürlükte. Hıristiyan Haçlı Dünyası (Vatikan) bu projeyi FETÖ eliyle Türkistan’a kadar götürmeyi planlıyor idi.

Yoksa biz, 28 Şubat’da yağmur (BÇG)dan kaçarken doluya (FETÖ)mı yakalandık!

***

“Bin yıl sürecek” denilen sarsıntı maneviyat, eğitim, kültür, adalet gibi son derece “beka” meselesi olarak görülmesi gereken sahalarda devam ediyor mu, etmiyor mu?..

***

12 Eylül Darbesi ile 28 Şubat Darbesi’nin ortak gerekçeleri “Kudüs” idi.

ABD’nin aldığı kararla İsrail’in “başkenti” yapılmak istenen kutsal şehir Kudüs’ü almak için düzenlenen Haçlı Seferleri’ni Halep ve Konya önlerinde durduran Selçuklu’nun torunları olarak bugün, Osmanlı Ordusu 1918’de çekilirken Kudüs’te bıraktığı 53 Osmanlı askerinden biri olan Onbaşı Hasan’ın imanı kadar imana sahip miyiz?

Kudüs Yüksek İslami Heyeti Başkanı ve Mescid-i Aksa Hatibi Şeyh Sabri’den dinliyoruz:

“Onbaşı Hasan’ın kalbi Mescid-i Aksa ile atıyordu. 1982’deki vefatına kadar sabah mescide ilk giren o olur, yatsı namazından sonra da yine mescidden en son o ayrılırdı.”

***

Hâlbuki Türk kamuoyu Mescid-i Aksâ’daki son Osmanlı askeri Onbaşı Hasan’ın ismini ilk olarak 1972’de gazeteci İlhan Bardakçı’dan duymuştu. Bardakçı’nın, Mescid-i Aksâ’da rastladığı yamalı kıyafet giyen Onbaşı Hasan şöyle demişti: “Ben, Osmanlı Ordusu, 21. Kolordusundan Iğdırlı Onbaşı Hasan’ım. Mondros’tan sonra komutanımız, benim gitmem gerek, sizden de isteyen memlekete dönebilir. Ama beni dinlerseniz sizden tek isteğim var: ‘Kudüs bize Sultan Selim Han Hazretleri’nin yadigârıdır. Siz burada nöbeti sürdürün. Sonra halk ‘Osmanlı da gitti, bundan sonra bizim halimiz nice olur!’ demesin. Fahri Kâinat Efendimiz’in ilk kıblesini Osmanlı da terk ederse gâvura bayramdır. Siz, İslam’ın şerefini, Osmanlı’nın şanını ayaklar altına aldırmayın’ dedi. Bizim 53 kişilik bölük de burada nöbette kaldı.”

***

Sahi 28 Şubat Darbesi niçin yapılmıştı?

27 Şubat 2011’de aramızdan ayrılan ve rahmetle andığımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı medya, 5’li sivil çete, Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı ve Fatma Şahin figüranlarının devreye sokulduğu senaryolar yoluyla ve Sincan’da yürütülen tanklarla istifaya zorlanarak iktidardan uzaklaştırmak için miydi?

28 Şubat Darbesi’nin etkilerinin FETÖ eliyle maneviyatta, eğitimde, kültürde, adalette hâlâ devam etmediğini kim iddia edebilir ki…

***

Ey İmam Hatip Nesli! Bu resmi sakın Unutma!

Dönemin Konya Valisi Namık Günel, hemen hemen her gün Konya Merkez İmam Hatip Lisesi’ne sabah erken saatlerde gidip denetliyordu. Kışın buz gibi soğuğunda talebeler, okul bahçesinde giriş kapısından itibaren sıraya dizilmek suretiyle valiyi karşılama seremonisi yapılıyordu.


http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2862/28-subat-darbesi-nicin-yapildi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar