Yerel seçime doğru bazı tespitler

Türkiye’deki seçimler 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinden beri ilkeler üzerinden değil, “Erdoğan düşmanlığı” üzerinden yürütülüyor. CHP’li bir vekilin, HDP’li Selahattin Demirtaş’a “Birlikte nasıl sarstık ama!...” demesini hatırlayın. Öbür taraftan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı’nın “HDP ile işbirliği yapmamız bize zarar verdi” cümlesini de unutmamışsınızdır herhalde.

7 Haziran seçimlerinde, açıktan veya örtülü bir şekilde gerçekleşen HDP-CHP ittifakı, Ak Parti’yi gerçekten de sarstı ve Ak Parti, hükûmet kuracak çoğunluğu kazanamadı… 2002’den beri güçlü bir şekilde iktidarda kalan Ak Parti için bu ilk ciddi uyarı idi…

16 Nisan 2017 Referandumuna giderken Ak Parti ve MHP “Cumhur İttifakı” adıyla birleşmiş ve referandum % 52 ile kazanılmıştı.

24 Haziran 2018 Genel ve Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine giderken bu defa nur topu gibi bir İYİ Parti’miz doğmuştu ve CHP ile İYİ Parti “Millet İttifakı” adı altında birleşmişlerdi. (Amaç HDP’nin Doğu ve Güneydoğu’daki işlevini, bu defa diğer bölgelerde İYİ Parti’nin üstlenmesiydi.)

Benzer durum 31 Mart Genel Seçimleri için de gerçekleşti. Bir tarafta Cumhur İttifakı (Ak Parti-MHP, BBP), öbür tarafta açık-kapalı Millet İttifakı (CHP, İYİP, HDP,  SP, her türlü sol küsurat partileri).

Her iki ittifakta da iki kere iki dört etmiyor. 

Mesela, Ak Parti ile MHP ve BBP ittifakının toplan oyunun %65 falan olması gerekirken % 52’yi geçemiyor. Çok tehlikeli bir orandır bu.

Dışardan bakıldığında Millet İttifakı’nın oyunun da % 55-60 falan olması gerekiyor ama bir türlü orada da iki kere iki dört etmiyor.

Peki, bu seçime nasıl bir tablo çıkabilir?

Partilere yönelen seçmen kitleleri üzerinden bir değerlendirme yapmak mümkün.

AK PARTİ’NİN DURUMU

Ak Parti yine en yüksek oranda oy alacağa benziyor. Gelecek oyların büyük bir kısmı Kürtlerden gelecek. Son yıllarda Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki şehirlerde sağlanan sükûnet, halka bir barış ve mutluluk duygusu yaşatmıştır. Ayrıca PKK’nın Türkiye içinde gücünün çok azalmasının sonucu olarak seçmen üzerinde yönlendirici etkisinin yok olması ve tehdidin ortadan kalkmasıyla halkın özgür iradesiyle istediği partiye oy vermesi bekleniyor. Bu durumdan en fazla Ak Parti’nin istifade edeceği tahmin ediliyor.

Millet İttifakına açıktan olmasa da örtülü olarak destek veren HDP, ülkücü geleneğin önemli bir partisi hâline gelen İYİ Parti tabanında ciddi kırılmalar yaratmıştır. Ayrıca İzmir Büyük Şehir adaylığına 12 Eylül darbesi savcısı ve C-5 işkencehanesinde yüzlerce ülkücüye işkence yapan ve bazılarını idama mahkum eden Nurettin Soyer’in oğlunu getirmesi, CHP’ye oy vermelerini sorun haline getirmiştir. Bu tereddüdü yaşan ülkücüler, Cumhur İttifakına yönelebilirler.

Öbür taraftan, 16 yıllık iktidar, bazı küskünlerin de ortaya çıkmasına yol açtı. Bürokratik çekişmelerde istediğini elde edemeyen kitle şu anda çekimser gibi görünüyor.

Bazı küskünler ise “Bireysel ben’im desteklememe karşı ama sosyal ben’im destek vermeme niyetinde. İki arada bir derede kaldım.” diyorlar.  Ak Parti, konuyu bu kadar özel bir yorumla ifade edenlerden ümit kesmelidir.

Klasik İslamcı gelenek mensuplarının bir kısmı da küskün. Bunlar başta Suriye politikası konusunda takip edilen yolu onaylamayanlar ve iktidarın MHP ile paylaşılmasına muhalif olanlar.

Özellikle okuyup-yazan kitlede liyakat konusunda ciddi eleştiriler var. Bu eleştiriler sandığa olumsuz yansıyacağa benziyor.

Sade vatandaşların bir kısmı da muhtelif sebeplere dayanarak “Nasıl olsa milletvekili seçimi değil; Ankara’ya bir ders verelim de akıllarını başlarına devşirsinler.” diyor. Tamamı olmasa bile bu kitlenin de bir kısmı Ak Parti’ye oy verse bile, bir kısmı ya sandığa gitmez ya da Millet İttifakına veya başka partiye oy verir gibi görünüyor.

Cumhur İttifakı ve özel olarak da Ak Parti’nin oyu % 42’nin de altına düşerse, sebep olarak bu yazdıklarımı görmelidir.

MİLLET İTTİFAKI NE YAPAR?

CHP ve İYİ Parti’ye gelecek oylar konusunda da iyi şeyler yazmak isterdim ama maalesef çok zorladığım halde, bu mümkün olmadı, olamadı, olamayacak gibi de görünüyor.

CHP, parti olarak çok yaralı-bereli…

Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce ve sonra yaşanan zirvede yaşanan olumsuzluklar, tabanı çok üzmüş durumdadır. Bu durum sandığa olumsuz yansıyacaktır.

HDP’nin örtülü desteği, gerçek Atatürkçüleri CHP’ye karşı tavır almaya sevk edeceğe benziyor. Bunlar Millet İttifak’ına destek vermeyebilirler.

CHP tabanı “ön seçim” ısrarı olan bilinçli bir kitledir ve demokrasinin oradan başlayacağına gerçekten inanır. Fakat CHP başta İstanbul, Ankara ve İzmir’deki aday tercihleri demokratik bilinci sağlam tabanı ciddi bir tavır takınmaya sevk etmiştir.

İzmir’de 12 Eylül darbesinin işkenceci savcısı Nurettin Soyer’in oğlunun aday gösterilmesi, İzmir ile sınırlı kalmayacağa ve ülke çapında bir ters tepki uyandıracağa benzeyeceğinde İYİ Parti’li ülkücülerin Millet İttifakına oy vermeyeceğini gösteriyor. Benzer şekilde örtülü müttefik HDP ile aynı yere oy vermeme tavrı, İYİ Parti tabanını farklı arayışlara sevk edeceğinden, Millet İttifakı ve CHP, bekledikleri oyu alamayabilirler.

SONUÇ?

Millet İttifakı’nın alacağı oy, ilkesel oylar değil, ilkesiz bir Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı oyları olacaktır. Bu ittifak  %25 CHP, % 10 HDP, % 8 İYİ Parti ve % 4 diğer partilerden oy alsa % 47 oy alabilir. Ak Parti küskünlerinin Millet İttifak’ına oy vermeyeceğine göre, bu ittifakın en fazla oyu budur.

Şu geri kalan günlerde küskünlerle ilgili bir şeyler yapmazsa, 31 Martta Ak Parti’yi sarsacak olan şey, küskünlerin sandığa gitmemesi, gitse bile boş oy kullanması olacaktır.  Küskünlerin Ak Parti’den veya Cumhur İttifakından desteğini çekip oy oranının bırakın % 50’nin altına düşmesini  % 52’den bile az olması, muhalefetin “korku eşiği”ni aşmasına yol açacaktır.

Amacı belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği kazanmak değil de “Erdoğan’ı devirmek” olan bir seçimde elbette sonuç, kazanılan belediye başkanları ile değil ülke çapında alınan oy ile ölçülecektir. 1989 Belediye seçimlerinde ANAP’ın oylarının düşmesi rahmetli Özal’ı ve ANAP’ı sarsmadı mı?  CHP amiral gemiliğinde Millet İttifakı’nın amacı, kısa vadede 1989 yerel seçimleri psikozunu yaratmaktır.  

Baharın burnunu göstermeye başladığı günlerde baharı yazmak daha güzeldi ama neylersin ki ülke gerçeklerinden uzak durmak mümkün değil. Bunun için yazdım bu uzun yazıyı Süheylâ…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2859/yerel-secime-dogru-bazi-tespitler.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar